KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/13798 E., 2006/12793 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.02.2005 tarih 2005/220-1179 sayılı bozma kararında özetle: “Kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp değişik acı ve uzaklıklarda olan en az 4 yada 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunun saptanması bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1977 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1986 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; uzman orman bilirkişi kurulu düzenledikleri raporda çekişmeli taşınmazın %5-10 eğimli olduğunu, fındıklık olarak kullanıldığını,1959 tarihli memleket haritasında meyve ağacı rumuzlu yeşil alanda ve yörede yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmalarında ise orman sınırları dışında kaldığını, 1951 tarihinde yapınla genel arazi kadastro paftasının orman tahdit haritasına yanlış aktarıldığını, orman sınırının taşınmazın güneyinde bulunan ... deresinden itibaren başladığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklayarak taşınmazın orman tahdit haritası üzerindeki konumunu gösteren kroki sunmuşlardır.
Aynı şekilde uzman fenni bilirkişi de kadastro paftası ile orman tahdit haritasının birbiri ile çakıştırılmış halini gösteren kroki sunmuştur.
Ancak dosya içinde bulunan orman tahdit haritasında 42 ve 43 nolu orman tahdit noktalarının dava dışı 627 parsel sayılı taşınmazın doğu ve batı yönlerinde işaretlenerek gösterildiği, bu noktalardan güneye doğru orman sınırının başladığı, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasında dava dışı 627 parsel sayılı taşınmazın güneyinde yer aldığı ve orman tahdit haritasında orman sınırları içinde gösterildiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki bu durum ile uzman bilirkişi raporları arasındaki çelişki üzerinde durulmadan hüküm kurulmuştur.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosu 1952 yılında orman kadastrosu ise 1976 yılında yapıldığına göre orman kadastro ekiplerinin orman tahdit sınırını arazi kadastro paftası üzerinde göstermiş olmaları gerekir.
O halde, öncelikle Orman İşletme Müdürlüğünden çekişmeli parseli de kapsayacak şekilde arazi kadastro paftası üzerine aplike edilmiş renklendirilmiş 40 ila 45 orman tahdit noktalarını gösteren orman sınır noktaları okunaklı olarak işlenmiş ve aslına göre renklendirilmiş onaylı orman tahdit harita örneği getirtildikten sonra mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş orman tahdit haritası,
orman tahdit tutanakları ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit haritasına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/13798, K. 2006/12793, 5 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama