KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/1388 E., 2006/6268 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.059 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 24/06/2004 gün ve 2004/5281-6580 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı Hazine tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Baklalı Köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, babası ... ... tarafından imar ve ihya edilip ... arazisi haline getirildiğini ve 1971 yılında ölümü üzerine kendisine kaldığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile 18.04.2001 tarihli bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 2446.71 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle dairece onanmıştır. Bu kez, davalı Hazine vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713.maddesi hükmü uyarınca tapusuz taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmadığı, genel arazi kadastro işleminin 1952 yılında yapılarak kesinleştiği, kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık sürenin geçtiği, taşınmazların taşlık ve çalılık olması nedeniyle tapulama sırasında tescil harici bırakılarak kadastral paftaya işlendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve her ne kadar dairece aynı gerekçe ile onanmış ise de, yapılan inceleme, araştırma ve bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki; mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın memleket haritasında kısmen çalılık ve kısmen açık alanda kaldığı, eğiminin % 5 olduğu belirtilmiştir.
Ancak, çekişmeli taşınmazların öncesinin orman niteliğinin ve hukuki durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması için belediyede bulunan halihazır harita ve münhanili haritalar ile varsa topografya haritaları bulundukları yerden getirtilerek bir jeolog aracılığı ile uygulanmadığı gibi, çekişmeli taşınmaza komşu 708, 781, 718, 779, 778, 777 ve 776 sayılı kadastro parsellerinin, kadastro tespit tutanaklarının dayanakları olan tevzi tapularının ait olduğu ve tevzi parsellerinin bulunduğu yer ile ilgili tevzi paftası, belirtme tutanağının bulunduğu yerden getirtilerek uygulanmadığı,
gerek tapu hududunun ve gerekse tevzi paftasının çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak nitelendirildiğinin saptanmadığı, ayrıca çekişmeli taşınmazın bitişiğindeki tespit harici taşınmazlar hakkında da evveliyatında aynı miras bırakana ait olduğu ve ölümü ile kendilerine kaldığı iddiasıyla dava açıldığı gözlenmiş olup, davacıdan anılan sebebe dayalı olarak açılmış bulunan dava dosyaları sorularak tespit edildikten sonra, irtibat nedeniyle birleştirilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmediği gözlenmiştir.
Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamayacağından, karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
Bu nedenlerle; mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bitişiğindeki tespit harici taşınmazlar hakkında evveliyatında aynı miras bırakana ait olduğu ve ölümü ile kendilerine kaldığı iddiasıyla açılan ve derdest olan dava dosyaları davacıdan sorularak tespit edildikten sonra, irtibat nedeniyle birleştirilmeli, yörede 1952 yılında yapılarak kesinleşen genel arazi kadastrosuna ilişkin ve çekişmeli taşınmazın içinde yer aldığı kadastro paftasının onaylı örneği ile, çekişmeli taşınmaza komşu 780, 781, 718, 778, 779, 777 ve 776 sayılı kadastro parsellerinin, kadastro tespit tutanaklarının dayanakları olan tevzi tapularının ait olduğu ve tevzi parsellerinin bulunduğu yer ile ilgili tevzi paftası, belirtme tutanağının bulunduğu yerden getirtilerek dosyaya eklenmelidir.
Çekişmeli taşınmazların öncesinin orman niteliğinin ve hukuki durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması için, yöreye ait bulunabilecek en eski memleket haritası, amenajman planı, ... fotoğrafı ile belediyede bulunan halihazır harita ve münhanili haritalar ile varsa topografya haritaları bulundukları yerden getirtilerek bir jeolog, bir orman ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılarak memleket haritası, ... fotoğrafı, amenajman planı, münhanili harita ve topografya haritası çekişmeli taşınmaza ve çevresine uygulanarak haritalardaki konumu saptanıp,
taşınmazın eğimi duraksamaya yer vermeyecek biçimde hesaplatılmalı, anılan belgeler, çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; çekişmeli taşınmaza komşu 780, 781, 718, 779, 778, 777 ve 776 sayılı kadastro parsellerinin, kadastro tespit tutanaklarının dayanakları olan tevzi tapularının ait olduğu ve tevzi parsellerinin bulunduğu yer ile ilgili tevzi paftası, belirtme tutanağı uygulanmalı.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen belgeler ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı;
hukuken ve bilimsel olarak ve Hukuk Genel kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında açıklandığı gibi eğimi % 12'nin üzerinde olan ... ve orman muhafaza karakteri taşıyan funda
veya makiliklerle örtülü yerlerin orman niteliğinde ve 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmelidir.
Orman araştırması sonucunda davaya konu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı taktirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir.
Bu cümleden olarak; evveliyatında aynı miras bırakana ait olduğu ve ölümü ile kendilerine kaldığı iddiasıyla açılan dava konusu yerlerin tamamı bir krokide gösterilerek yapılacak keşifte ... uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; evveliyatında aynı miras bırakana ait olduğu ve ölümü ile kendilerine kaldığı iddiasıyla açılan dava konusu yerlerin tamamı ile ilgili varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı,
kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli.
3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, mirasbırakanlar yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, ... ve ... olarak kazanılmış ... miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul v eyasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/1388, K. 2006/6268, 5 Mayıs 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama