Davacı Hazine 22.10.2004 tarihli dilekçesiyle, ... Köyü 27440 ada 12 sayılı parselin 1947 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları içerisindeyken, 1988 yılında 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı iddiasıyla, tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
... Köyünde yer alan ve arsa niteliğinde 1017 m2 yüzölçümündeki çekişmeli parsel, tapuda davalı adına kayıtlı olup, 08.06.2001 tarihli parselasyon ile 7439 ada 14 sayılı parselden, 7439 ada 14 sayılı parselin ise arazi kadastrosunda, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... Tat adına tesbiti itirazsız kesinleşen 28 sayılı 3700 m2 yüzölçümündeki parselden imar yoluyla geldiği, fiili olarak 219 hektar 2075 m2 arsa olarak ihdasen ... Belediyesi adına ihdasen oluşan 331 sayılı parsel içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazın 1947 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidinde orman sınırları içinde bırakıldığı, 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre çalışma yapan ... tefrik komisyonunca muhafaza makisi olarak belirlendiği,
1976 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmışsa da, Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda, İdare Mahkemesinin 15.01.1987 ... ve 1985/711-17 sayılı kararı ile orman niteliğini kaybetmediği ve Devlet ormanları ile çevrili olduğundan bu işlemin, iptaline karar verildiği, daha sonra 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile
değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı belirlenip, Devlet ormanları ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlarda imar uygulamasının yasal dayanağının bulunmadığı, tek taraflı işlem ile ihdasen, makilik nitelikli orman alanı için, arsa niteliğiyle Belediye adına oluşturulan tapu kaydının hukuki değerinin olmadığı, 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, kaldı ki;
orman sınırları dışına çıkarıldığı tarihten sonra dava tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin de dolmadığı bir an için çekişmeli parselin oluşturulduğu parselasyonun iptal edildiği kabul edilse dahi, 7339 ada 14 sayılı ilk imar parselinin de davalılar adına kayıtlı olduğu, bu halde 7339 ada 14 sayılı imar parselinin dava konusu olduğu kabul edilip, hükmün bu parsele ilişkin olarak infazı olanağının bulunduğu, H.G.K.’nın 21.02.1990 ...
1989/1-700-101 sayılı, 05.05.1999 tarih 1999/1-302 Esas 1999/258 K. aynı tarih 1999/1-304 Esas 1999/260 K. ve 30.06.1999 tarih 1999/1-544 Esas 1999/561 Karar Sayılı ilamlarında kabul edildiği gibi, Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açacağı iptal davalarının 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı gözetilerek, Hazinenin davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalı gerçek kişiye yükletilmesine,
30/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi,