KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/1806 E., 2006/3832 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
1.157 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi ... ... , Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne,duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... ve arkadaşları 16.09.1975 tarihli dava dilekçesiyle Mart 1975 tarih 8 numaralı tapu kaydına dayanarak davalıların elatmanın önlenmesi istemiyle açtıkları davanın yargılaması sırasında çekişmeli taşınmazın ... Köyü 1647, 1648 ve 1649 parsel sayısıyla ve sırasıyla 14158 m2, 11310 m2, 4692 m2 yüzölçümleri ... haneleri boş bırakılarak tespit tutanakları düzenlenmesi üzerine dava dosyası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Orman Yönemiti önce 1647 sayılı parselin daha sonra 1649 sayılı parselin yörede 13.02.1981 tarihinde ilan edilen orman kadastro çalışmasında orman sınırı içinde kaldığı iddiası ile davaya katılmış, Hazine ise, çekişmeli 1649 parselin K. Evvel 1323 tarih 312/13 nolu tapu kaydı kapsamında kalıp Hazineye ait olduğunu iddia etmiştir.
Mahkemece çekişmeli 1949 sayılı parselin orman niteliği ile Hazine adına, 1647 ve 1648 sayılı parsellerin davalıların zilyetliklerinde olup dayandıkları tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesi ile davalılar ... Kundakçıoğlu mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiştir. Hüküm davacı ... ile müdahil Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
1) Davacı gerçek kişinin temyiz itirazları yönünden :
Mahkeme hükmü davacı ...’e 29.07.2005 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, 14.09.2005 tarihinde H.Y.U.Y.’nın 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı ...'in süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2) Davacı Hazinenin 1649 sayılı parsele yönelik temyiz itirazları yönünden,
Toplanan deliller uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli 1649 sayılı parselin üzerinde halen tam kapalılıkta kızılçam ağaçları bodur meşe ağaçları ile sakız ve ... kesme türü ağaçların bulunduğu ve eylemli orman olduğu gibi resmi belgelerin uygulanması sonucunda ormanlık alanda kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmakla bu taşınmaza yönelik Hazinenin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3) Davacılar Hazine ve Orman Yönetiminin 1647 ve 1648 sayılı parseller yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; davalı gerçek kişilerin dayandıkları ve çekişmeli 1647 ve 1648 sayılı parsellere revizyon gören Ekim 1957 tarih 27 ve 28 nolu (23 dönüm yüzölçümündeki, kuzeyi ..., batısı Aleksi, doğusu Barbo Andon, güneyi Foti Foçalı yazılı olan) ve Ekim 1957 tarih 26 nolu 25 dönüm yüzölçümündeki (kuzeyi ... bağı, doğusu Dimitri Alaçatılı bağı, batısı ... Alaçatılı bağı, güneyi Dimitri bağı yazılı olan ) tapu kayıtları ilk tesislerinden itibaren tüm gittileriyle birlikte getirtilerek uygulanmamış, çekişmeli taşınmazları yüzölçümleriyle kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiş olduğu halde, mahkemece söz konusu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsadığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Bu nedenle; öncelikle davalı gerçek kişilerin dayandıkları Ekim 1957 tarih 27, 28 ve 26 nolu tapu kayıtları ilk oluşturuldukları tarihten itibaren tüm gittileriyle birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yerel bilirkişi ve taraf tanıkları huzuruyla tapu kayıtları yerine uygulanarak kapsamı belirlenmeli, uygulamada komşu parsel kayıtlarından da yararlanılmalı ve çekişmeli 1647 ve 1648 sayılı parselleri kapsayıp kapsamadığı saptanmalı, bu tapu kayıtlarının davacı Hazinenin dayandığı K.Evvel 323 tarih 312/13 nolu tapu kaydından önce oluşturulması ya da Hazine tapusundan sonra Hazinenin temliki sonucu oluşturulmuşsa, davalıların tapu kayıtlarına değer verilebileceği göz önüne alınmalıdır.
Yapılacak uygulama neticesinde davalıların dayandıkları tapu kayıtlarının çekişmeli 1647 ve 1649 sayılı parsellere uymadığının belirlenmesi halinde, bu taşınmazların tüm yönlerden orman niteliğindeki taşınmaz ile çevrili olduklarından, orman içi açıklık olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmelidir.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda ... ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda ..., inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle ... açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda ... ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, ... ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.
Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan ... kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan ... kazanımından söz edilemez. Davalı kişilerin dayandığı tapu kaydının çekişmeli parsellere uyduğunun kabul edilmesi halinde, eylemli ve önceki durumlarıyla orman sayılan yerlerden olması halinde 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği Devletleştiren yerlerden olup olmadığı tartışılmalı, çekişmeli parsellerin ... haneleri açık bırakılarak tespit tutanakları düzenlenmiş olduğundan 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince mahkemece lüzum görülen diğer delillerle birlikte değerlendirilerek gerçek hak sahibi adına tescile karar verilmelidir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/1806, K. 2006/3832, 23 Mart 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama