Davacı ... ve müşterekleri 24.01.2003 tarihli dilekçeleriyle, ... (...) ... Mahallesi 1705, 1708, 1766, 1779, 1884, 1946, 1992, 2011, 2033, 4185 sayılı parsellerin, 1942 orman sınırları içindeyse de, 1952 yılında makiye ayrılmakla, orman ile ilgisinin kalmadığı, önceki zilyetler tarafından imar ihya edildiği, tarım alanı olarak malik sıfatıyla zilyet edildiği, Hazine adına tesbit ve tescilinin kesinleştiği tarihe kadar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu iddiasıyla, Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ve adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... kişiler ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 04.11.1976 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
... (...) ... Mahallesinde 1988-1992 yılları arasında yapılıp, 28.01.1993 ila 01.03.1993 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen arazi kadastrosunda; 1705, 1708, 1766, 1779, 1884, 1946, 1992, 2011, 2033 ve 4185 parsel sayılı sırasıyla 7538 m2, 2381 m2, 2994 m2, 3280 m2 11081 m2, 1615 m2, 3867 m2 2736 m2, 4117 m2 ve 3552 m2, yüzölçümündeki taşınmazların Mart 1952 tarih 22, Şubat 1953 tarih ve 95, Ocak 1956 tarih 29, Nisan 1956 tarih 42 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı, kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, Hazine adına tapuya kayıt edildiğinden söz edilip, ... ... kullanımında olduğu beyanlara yazılarak Hazine adına tesbiti itirazsız kesinleşerek tapu kayıtları oluşmuştur.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, kesinleşmiş orman kadastrosu, maki tefrik haritası ve 6831 Sayılı Yasanın 2. madde tutanakların ve haritalarının uygulamasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrılmadığı, 1957 yılında 6 numaralı orman kadastro komisyonunca Akdeniz makisi olarak ayrıldığı, çekişmeli parsellerin 1961 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldıkları, 1976 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa
ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1345 parsel sayısı ile 1980 yılında Hazine adına tescil edildiği, ... kişilerin itirazı üzerine Kadastro Mahkemesinin 11.06.1984 ... ve 1984/417-879 sayılı kararı ile bu tecilin ikinci kadastro sayılarak iptal edildiği, 1988 yılında tekrar Hazine adına tesbit edilip, kadastro tesbitinin itirazsız kesinleştiği belirlendiğine, uyuşmazlığın bu yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilip edilemeyeceği ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde olduğu,
çekişmeli 1766 ve 1779 sayılı parsellerin daha ... imar ihya edilmeye başlandığı, tarım alanı olarak kullanılmadığı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olmadığı belirlendiği, 1957 yılında çalışan maki tefrik komisyonun, kuruluşunun ve yaptığı işlemin yasal dayanağının bulunmadığı,
çekişmeli parsellerin bir an için makiye ayrıldığı kabul edilse dahi, makiye ayrılan yerlerde ... yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği gibi, makiye ayırma işleminin yapıldığı 1957 yılından, arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı 1961 yılına, bu tarihten, Hazine adına tesbit edildiği 1980 yılına ve bu tarihten, ... kişilerin açtığı dava sonucu tekrar tapulama dışı bırakıldığı 1984 yılına ve bu tarihten sonra da yine, belediye sınırları içine alındığı 1987 ve Hazine adına tesbitinin yapıldığı 1988 yılına kadar,
kesintisiz ve nizasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin hiçbir zaman dolmadığı belirlenip gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, Nurgül ..., ... ... ve ... ...'in davacı sıfatıyla kararda gösterilmesinin Hazinenin hukuki durumunu etkilemeyeceğine göre, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden ... kişilere yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 13/04/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.