İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2006/3996 K.2006/7136

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya…

Esas2006/3996Karar2006/7136Tarih25 Mayıs 2006Okuma11 dk · 2.152 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/3996 E., 2006/7136 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Mayıs 2006
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.152 kelime·11 dk okuma

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.12.2000 gün ve 2000/10311-10668 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 17.09.1942 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun bulunduğu, sözü edilen tahdide ... İdaresinin yaptığı itirazın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla 19.12.1947 tarihinde verdiği 208 sayılı kararıyla, sadece ...

Vakfının tapulu arazileri ile ilgili olarak iptal edildiği, adı geçen Vakfın tapulu arazileri dışında kalan taşınmazlar yönünden kesinleşen tahdidin geçerliliğini koruduğu, yine Vakıf tapulu arazilerinden orman niteliğinde olan taşınmazın 4785 Sayılı Yasa uyarınca devletleştirildiği, yörede bir kısım yerin 08.09.1952 tarihinde düzenlenen tutanak, eki harita ve 24.09.1952 tarihli ... komisyonu kararıyla makiye ayrıldığı,

daha yapılan aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulamasının, itiraza uğramayan yerler için 15.09.1976 tarihinde, itirazlı yerler içinde 09.12.1976 tarihinde ilan edilip, dava tarihinde kesinleştiği, mahkemece yapılan araştırma ve uygulama hükme yeterli olmadığı, ... tefrik haritası kadastro paftası ölçeğine dönüştürülerek bir bütün halinde uygulanıp, çekişmeli taşınmazın konumu gösterilmediği gibi, davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığı ve çekişmeli taşınmazın belgesiz zilyetliğe dayalı olarak ve arsa niteliğinde tespiti yapıldığı halde zilyet tanığı dinlenmediği,

taşınmazın belediye imar planı içinde olup olmadığı konusunda da araştırma yapılmadığı, taşınmaz başında dört kez keşif yapılıp bilirkişilerden rapor alındığı, ancak bilirkişi rapor ve krokileri arasındaki çelişkiler üzerinde durulmadığı, diğer taraftan, dosya içindeki tahdit evrakına göre. 7 Numaralı Orman Tahdit Komisyonuna bağlı 4 Numaralı Ekip Başkanı ...

Laciner ve arkadaşları tarafından 11.05.1976 tarihli işe başlama tutanağında “orman kadastrosu yapmak” üzere işe başlandığı belirtildikten sonra aynı ekibin 03.06.1976 tarihinde düzenlediği (1) numaralı tutanakta “...

Köyünün aplikesi yapılan, ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.12.1947 tarih 208 sayılı HAKEM KARARI gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet Ormanının TEKRAR KADASTROSU YAPILMAK ÜZERE” dendikten sonra “...-Burdur Devlet Karayolunda Varyantın bittiği Göğüs Hastalıkları Hastanesi kuzeyinde asvaltın ... kenarına 1 nolu orman sınır noktası konduğu” ve Hakem kararı ile 1942 yılı tahdidinin tamamının iptal edildiği görüşünden hareketle sonraki günlerde yeniden orman kadastrosu ile 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapıldığı,

14.07.1976 tarihli 31 nolu tutanakla (I) numara 15.07.1976 tarihli tutanakla (II) numara verilen yerlerin orman rejimi dışına çıkarıldığı ve sonuçlarının 15.09.1976 tarihinde ilan edildiği, ancak süresi içinde bir takım itirazlar yapılması üzerine 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyon Başkanı S.Saki ... başkanlığındaki orman kadastro komisyonunun itirazları incelediği, adı geçen itirazları inceleme komisyonunun 02.11.1976 ve 03.11.1976 tarihleri arasında 5 adet İTİRAZLARI İNCELEME TUTANAĞI düzenlediği ve 09.11.1976 tarihli 5 numaralı tutanağın son paragrafında aynen “...

Köyünün bulunduğu saha içerisinde olan itirazlı yerlerle birlikte 2 nolu parselin 4 nolu ekip tarafından 6831 Sayılı Kanunun 1744 Sayılı Kanunla değişik 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartıldığı, bu yerin 08.09.1952 tarih ve 310-6/1364-5076 sayılı yazıyla ... tefrik komisyonunca orman sayılmayan ... olarak tefrik edildiği, buna ait rapor ve münderecatının incelenmesinden anlaşılmaktadır. ... tefrik harita ve buna ait hudutnamenin incelenmesinden ...-Merkez ilçesinin bir kısmı ..., ..., ... ..., ... sahil yurdu makiliklerinin toptan orman sayılmayan ... olarak orman sınırları dışına çıkartıldığı görülmüştür.

Ekip tarafından yapılan uygulama esnasında bu yerde ... tefrik hattına uyulduğu, ancak bu yerin Orman Kanununun değişik ikinci maddesine göre orman sınırları dışına çıkarıldığı, komisyonca saha ve evrakların arazi üzerinde yapılan incelenmesinde; sahanın büyük bir kısmının o zamandan beri toplu köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı, arada cüz’i bir kısmının orman sayılmayan makilik durumunda bulunduğu görülmekle, ... tefriki yapılan bu sahanın 6831 Sayılı Orman Kanununun 1. maddesinin istisnai fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden,

2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 Sayılı Kanunun orman saymadığı yerlerden olarak, orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine ve itirazcıların, itirazlarının yukarıda izah olduğu şekilde kabulüne oybirliği ile karar verildi.” dendiği, bundan sonra sonuçlarının 09.12.1976 tarihinde ilana çıkartıldığı ve sözü edilen ilanda aynen “...-Merkez ilçesi ...

Köyü mülki hudutları içinde, komisyonumuza bağlı (4) Nolu Orman Kadastro ekibi tarafından yapılan ve komisyonumuzca 01.09.1976 tarihinde ilan edilen sınırlamaya, süresi içinde itiraz olunan yerler için komisyonumuzun arazi üzerinde yaptığı incelemeler sonucu aldığı kararların suretleri, işbu ilan kağıdına ekte asılmıştır" denerek ilan edildiğinin anlaşıldığı,

davanın sağlıklı bir sonucu ulaştırılması için 1942 ve 1976 yıllarına ait orman tahdit haritalarının orijinallerinin tasdikli örnekleri ile yöreye ait kadastro paftalarının fotokopi örnekleri (tahdit tutanakları ile ... tefrik tutanakları ve haritası dosya içindedir) bulunduğu yerlerden getirtildikten sonra önceki keşiflerde görev almamış iki orman yüksek mühendisi ile bir harita mühendisinden oluşan kurul ve yerel bilirkişiler huzuruyla keşif yapılarak 1942 ve 1976 yılı orman tahdit harita ve tutanakları ile 1952 yılı ... tefrik harita ve tutanakları yerine uygulanması,

sözü edilen bu haritalar ile yöreye ait kadastro paftalarının ölçekleri eşitlenerek çekişmeli taşınmazın geniş çevresi ile bu haritalara göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösterilmesi, bilirkişilerden 1942-1976 orman tahdit hatları ile 1952 ... tefrik hattını ayrı renklerle gösterilmek suretiyle biri biri ile irtibatlı, ölçekli mahkeme ve Yargıtayın denetimine olanak verir bilimsel verilere dayalı rapor ve birleşik harita alınması, bu uygulama sonucunda;

çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılarak kesinleşen orman tahdidi sınırları içinde kaldığının, 1952 yılında makiye ayrılmadığının, ancak 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosu ve aplikasyon sırasında 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulamasına tabi tutulmadan aplikasyon sonucu orman sınırı dışında bırakılmış olduğunun saptanması halinde. 1942 yılında yapılan orman tahdidinin HAKEM KARARI ile sadece ... ... Vakfının tapulu taşınmazları yününden iptal edildiği, ...

Genel Müdürlüğünün çekişmeli taşınmazın vakfın tapulu taşınmazlarının dışında kalması nedeniyle kadastro mahkemesinde açtığı davadan vazgeçmesi nedeniyle, davanın 20.01.1992 gün 1991/1091-1057 sayılı kararı ile feragatla neticelendirilip davalılar adlarına tapu kaydı oluşturulduğunun anlaşılmasına, ... ...

Vakfına ait tapulu arazinin 1942 yılında tahdit içine alınması işleminin hakem kararı ile iptal edilmesinin sadece davacı vakıf arazileri yönünden hüküm ifade edeceği, sözü edilen iptal kararının diğer özel ve tüzel kişilerin tahdit içine alınmış tapulu ya da tapusuz taşınmazlarının da tahdit dışına çıkartıldığı anlamına gelmeyeceği, başka bir anlatımla,

vakıf arazileri dışında kalan çekişmeli taşınmazı ile aynı nitelikteki diğer taşınmazlar yönünden kesinleşen 1942 yılı tahdidinin hukuki geçerliliğini koruduğu gözönünde bulundurularak 1942 yılı tahdidinde orman sınırı içinde kalan taşınmazların 1976 yılında yapılan aplikasyon sırasında orman sınırı dışında bırakılmış olmasının 1976 yılı tahdidinin 2. tahdit olması nedeniyle yasal değerinin bulunmadığı, 1942 yılı tahdidinde orman sınırları dışında bırakılıp, ... tefrikine de konu edilmeyerek 1976 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları içine alındığının belirlenmesi halinde ise.

1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre sadece Devlet Ormanlarının kadastrosu yapılmış olduğundan 1942 yılı tahdidinde orman sınırları dışında kalan bir taşınmazın daha sonra yapılan orman kadastrosu sırasında 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak orman sınırları içine alınmasının mümkün olduğu ve bu durumda 1976 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosuna değer verilmesi gerektiği ve aslında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih 208 sayılı kararda “... feshi talep edilen tahdit 3116 Orman Kanununa göre yapılmış ve bu tarihte bu vakıf ormanlarının da devletleştirilmesine müteallik olan

4785 Sayılı Kanun neşredilmiş ve bu kanun ayrı bir hükümleri muhtevi bulunmuş olduğuna mebni...” denmek suretiyle, hakem davasının açıldığı tarihte yürürlülükte olan yasa hükümlerine göre davanın sonuçlandırıldığı, başka bir anlatımla, hakem davasının derdest olduğu sırada 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren ve Vakıflara ait ormanları da devletleştirme kapsamına alan 4785 sayılı yasa hükümlerinin sırf bu nedenle gözönünde bulundurulmadığının hakemce hükme bağlanmış olduğunun düşünülmesi ve hakem kararının bu biçimde değerlendirilip anlaşılması,

yukarıda belirtilen yöntemle yapılacak uygulama sonucu çekişmeli taşınmazın kesinleşen 1942 yılı tahdidi içinde kaldığının ancak 08.09.1952 tarih 310/6/1364-5076 sayılı evrak ve ... tefrik komisyonu kararı ve dayanağı harita ile “MAKİLİK SAHA” olarak ayrıldığı sonucuna varıldığı takdirde: 6831 Sayılı Yasanın 1-J maddesi “... veya makilerle örtülü, orman ve ... muhafaza karakteri taşımayan yerleri” orman saymamış ancak orman ve ... muhafaza karakteri taşıyan ... ve makilerle örtülü yerleri, başka bir anlatımla “MUHAFAZA MAKİLİKLERİNİ” ORMAN SAYMIŞ olduğundan çekişmeli taşınmaz muhafaza makiliği ise,

1952 yılında makilik alan olarak ayrılmış olsa bile yine orman sayılma özelliğini sürdüreceğinin göz önünde bulundurulması, taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalmakla birlikte 1952 yılında makiye ayrılması ve makiliğin de muhafaza makiliği niteliğinde olmaması halinde.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 22.03.1996 gün 1993/5-1 sayılı kararı ile (3116 Sayılı Orman Yasanının 5653 Sayılı Yasa ile değişik 1/e maddesine göre çıkarılan “makilik ve orman sahalarının birleştiği yerlerde orman sınırlarının tesbitine ait yönetmelik” ile bu yönetmelik uyarınca kurulan ... komisyonlarının ve yaptıkları işlemlerin geçerli olduğuna, orman sınırlandırılması kapsamında iken söz konusu komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında ÖZEL YASALAR gereğince oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiğinin) kabul edildiği,

sonucu ile geçerli ve bağlayıcı olan bu İçtihadı Birleştirme Kararında sadece “... komisyonlarının yaptıkları işlemlerin geçerli olduğu ve ... komisyonlarınca makilik alan olarak ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” hükme bağlandığından,

başka bir anlatımla, makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca (sözü edilen özel yasa 4753 Sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Yasasıdır) oluşturulan tapular dışında başka türlü bir yolla oluşturulan herhangi bir tapuya ya da imar-ihya ve zilyetliğe değer verileceği konusunda İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde ve sonuç bölümünde herhangi bir ibareye yer verilmediği, aslında bu konular İçtihadı Birleştirme Kararının kapsamı dışında olduğu,

yorum yoluyla İçtihadı Birleştirme Kararı genişletilerek “özel yasalar uyarınca oluşturulan tapular” dışında kalan diğer tapu kayıtlarının, ya da imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinmenin İçtihadı Birleştirme kapsamına alınmasının mümkün olmadığının açık olduğu, 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesindeki “tahdidi yapılmış ve kesinleşmiş ormanlar Hazine adına tescil olunur” hükmü karşısında, tahdidi kesinleşen ormanların Hazine adına tapuya tescil edilmesinin zorunlu olduğu,

İçtihadı Birleştirme Kararı ile yaptığı işlemlerin geçerliliği kabul edilen ... komisyonlarının, orman içindeki bir bölüm yeri makiye ayırması halinde o taşınmaz bölümü önceden “orman” niteliğiyle Hazinenin tapulu mülkü iken, bundan böyle “makilik” niteliğiyle tahdit içinde ve Hazinenin tapulu mülkü ya da devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olmaya devam edeceği, zira ... komisyonlarının yaptığı işlemin “orman sınırı dışına çıkarma” işlemi değil “makilik yer olduğunu belirleme” işlemi olduğu, ne 5653 Sayılı Yasada ve ne de bu yasa uyarınca çıkartılan yönetmelikte ... komisyonlarına “orman sınırı dışına çıkartma” yetkisi verilmediği,

orman niteliğini bilim ve ... bakımından yitiren yerlerin orman rejimi dışına çıkartılmasına dair hükümlerin ilk olarak 1961 Anayasasının 131. maddesinin 14.07.1970 tarih 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmesi ile Anayasada yer aldığı, Anayasada yapılan bu değişiklikten sonra 20.06.1973 gün 1744 Sayılı Yasa ile değiştirilen 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesine konulduğu, aynı ilkenin 1982 Anayasasının 169. ve 170. maddeleriyle benimsendiği, şu hale göre;

... komisyonlarınca “makiye ayırma” işlemi ile orman tahdit komisyonları tarafından nitelik kaybı nedeniyle “orman rejimi dışına çıkarma” işlemlerinin doğurdukları hukuki sonuç itibariyle birbirinden çok farklı işlemler olduğu, kesinleşmiş orman tahdidi içinde kalan ve ... komisyonlarınca “makiye ayrılan” yerler yine orman tahdit sınırı içinde ve Hazine adına kesinleşmiş tahdit sonucu yasa gereği tapulu mülk ya da Devletin Hüküm ve Tasarrufu altındaki yer olarak kalma özelliğini sürdüreceğinden imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı,

Kaldı ki; davacı Hazinenin çekişmeli taşınmazın ...

Belediyesi imar planı içinde kaldığını ve bu tür yerlerin imar-ihya yoluyla kazanılamayacağını iddia ettiği, gerçekten 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 17/1. maddesinde “orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziler masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise, imar ve ihya edenler veya halefleri adına tescil edileceği” hükmü mevcutsa da aynı maddenin 2. fıkrası ile “il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallar da bu hüküm uygulanmaz.” Kuralının getirildiği,

3194 Sayılı İmar Yasasının 6. maddesinde imar planları “... imar planı” ve “uygulamalı imar planı” olarak belirtildiği, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz ister ..., isterse uygulamalı imar planı içinde olsun 3402 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi hükmüne göre imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı, bir an için taşınmazın mahkemenin benimsediği gibi 1942 yılı orman tahdidi içinde olup 1952 yılında makiye ayrılan saha içinde kaldığı kabul edilse bile,

makilik yer Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle imar planı içinde olmaması koşuluyla ancak imar-ihya yoluyla kazanılabileceği, mahkemece bu konuda hiçbir araştırma ve uygulama yapılmadığı, taşınmazın iddia edildiği gibi, belediye imar planı içinde olup olmadığı, imar planı içindeyse hangi tarihte alındığı, imar-ihyanın ne zaman başlayıp ne zaman tamamlandığı, belgesizden arsa niteliği ile tespiti yapılıp kesinleştiği anlaşılan taşınmaz üzerinde zilyetliğin kimler tarafından ne zamandan beri nasıl sürdürüldüğü, zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı,

yerel bilirkişi ve tarafların gösterecekleri zilyet tanıklarından maddi olaylara dayalı olarak sorulmadığı, imar-ihya ve taşınmazın ... yapısı, bitki örtüsü, kullanım biçimi ve süresi konularında ziraat mühendisinden, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı, ilmi verilere dayalı rapor alınmadığı, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki diğer koşulların araştırılmadığı, eksik inceleme ve yetersiz uygulama ile hüküm kurulamayacağı, bu nedenlerle, yukarıda açıklanan konularda gerekli araştırma, inceleme ve uygulama yapılarak toplanan deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.

Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu ... Köyü 716 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1744 Sayılı Yasaya göre 09.12.1976 tarihinde ilan edilerek 09.12.1977 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasının 2. madde uygulaması ve 1989 yılında yapılıp dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.

Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 25.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/3996, K. 2006/7136, 25 Mayıs 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/3996
Karar No
2006/7136
Tarih
25 Mayıs 2006

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2006/3997 K.2006/4552
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2006/3997 K.2006/5161
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2006/3997 K.2006/6262
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2006/3998 K.2006/7138
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2006/3998 K.2006/5271
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2006/3999 K.2006/4650

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.