KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/5650 E., 2006/9561 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki zilyetliğin tesbiti davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ..., 08.04.1997 tarihli dilekçesiyle, ... Köyü 203 sayılı parselin 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, kendisinin zilyetliğinin bulunduğu, davalı gerçek kişinin zilyetliği bulunmadığı halde tapunun beyanlar hanesine ... ... ... zilyet olduğunun yazılmasının doğru olmadığı iddiasıyla, tapunun beyanlar hanesindeki davalı gerçek kişi yararına olan zilyetlik şerhinin silinmesini ve kendisinin zilyet olarak yazılmasını istemiştir. Yargılama sırasında 203 sayılı parsel hükmen ifraz edilmiş, dava konusu edilen bölüm 2/B madde uygulaması nedeniyle 1368 ve 1369 sayılı parseller olarak Hazine adına tescil edilmiş, 1369 sayılı parselin ...
... 'un kullanımında olduğu beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, bilirkişiler ... , ... ... ve ... Seçilmiş tarafından düzenlenen 27.01.1998 tarihli krokide 1368 sayılı parselin (d) ile gösterilen 3500 m2 bölümün ve 1369 sayılı parselin (e) ile gösterilen 1250 m2 bölümlerinin davacı ... zilyetliğinde olduğunun tesbitine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, zilyetliğin tesbitine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1987 yılında 3302 Sayılı Yasa döneminde yapılıp, yine dava tarihinden önce, 3373 Sayılı Yasa döneminde 07.04.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1953 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastro tutanaklarının ve haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi ve ziraat uzmanı bilirkişi raporlarıyla, davaya konu bilirkişi krokilerinde (d) ile gösterilen bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tescilli bulunan 203 sayılı parselden müfrez 1368 sayılı parsel içinde kaldığı, (e) ile gösterilen bölümün ise kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan 203 sayılı parselden müfrez 1369 sayılı parsel içinde kaldığı,
çekişmeli taşınmazların zilyet edildiğine ilişkin bir emareye rastlanmadığı, toprağın verimsiz ve tarıma uygun olmadığı belirlendiğine, (d) bölümü için, ormanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, ormanlar üzerindeki zilyetliğin hukuki değerinin bulunmadığı bir yana, suç teşkil edeceği, bilirkişi krokisinde (e) ile gösterilen bölüm ise her ne kadar Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, bu tür yerlerin de kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, esasen yenilik doğrucu hak niteliğindeki tescil davası açma olanağı varken, tesbit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı,
davanın taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine zilyetlik şerhi yazılması talebi içerdiği kabul edilse dahi, yazılan zilyetin hak sahipleri tesbit komisyonunu bağlamadığı, zilyetlik hususunda hak sahipleri tesbit komisyonun kararına karşı gerekirse dava açılabileceği, kaldı ki; taşınmazların zilyet edildiğine ilişkin bulguya rastlanmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/5650, K. 2006/9561, 29 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama