Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.02.2005 gün ve 10572-937 sayılı bozma kararında özetle. "Davacı Hazine, taşınmazın ... Yatağı olarak devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu savı ile Hazine adına tescilini istemiştir. Davacı gerçek kişiler ise, çekişmeli taşınmazın 1954 yılında yapılan tapulama sahasında ... Nehri altında kaldığı için tespit dışı bırakıldığını, ...
Nehrinin, tapulama çalışmalarından bir kaç yıl sonra ... değiştirdiğini, 25-30 yıldır zilyetlklerinde ve ... arazisi olarak kullandıklarından adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece yapılan keşiflerde dinlenen ve jeoloji bilirkişi raporlarında tescili istenen taşınmazın 1954 yılında ... Nehri yatağı olduğu, nehrin ... değiştirmesi üzerine taşınmazın oluştuğu, imar-ihya ile tarımsal yapı kazandığı belirtilmiştir.
Medeni Yasanın 717. maddesinde "Taşınmazın mülkiyeti, terkin veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer..." denmekte ve yine 708/1. maddesinde ise. "Birikme, dolma, ... kayması veya kamuya ait suların yatağında ya da su seviyesinde değişme gibi sebeplerle sahipsiz yerlerde yeniden oluşan yararlanmaya elverişli arazi Devlete ait olur..." denmektedir.
O halde, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamıyacağı ve davacı gerçek kişiler yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı Hazinenin açtığı tescil davasının kabulüne, ... bilirkişilerin düzenlediği 04.06.2003 tarihli raporlarına ekli krokide (A2), (B2) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerin ayrı parsel numarası verilerek davacı Hazine adına tapuya tesciline, birleştirilen 1997/2 Esas sayılı davada, davacı gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacılar ... ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. (Eski 639) maddesine göre tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 09.07.1954 tarihinde yapılıp kesinleşen arazi kadastrosu bulunmaktadır. Kadastro Müdürlüğünden gelen cevapta taşınmazların 1954 yılında yapılan tapulama çalışmalarında ... Nehri olarak tapulama harici bırakıldığı bildirilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak yazılı şekilde gerçek kişilerin davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne ve ... bilirkişi krokisinde (A2), (B2) ve (C) harfleriyle gösterilen bölümlerin davacı Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki.
Hazine adına tescil edilen bölümlerin köyü, mevkii, yüzölçümleri ile nitelikleri belirtilmeden infazla duraksama yaratacak biçimde hüküm kurulması doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Bu nedenle, hükmün 1 numaralı bendinin hükümden çıkartılarak; bunun yerine, “Davacı Hazinenin davasının kabulü ile, Koçarlı İlçesi, Dedeköy Köyü Akçakavak mevkiinde bulunan, bilirkişiler ... ..., ... ... ve ... ... tarafından birlikte düzenlenen 04.06.2003 tarihli rapor ve eki krokisinde A2=25428 m2, B2=79165 m2 ve C=8193 m2 taşınmazların bir bütün olarak toplam 112.786 m2 yüzölçümüyle hali arazi niteliğiyle davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA,
aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 19/06/2006 günü oybirliğiyle karar verildi.