Davacı ..., 05.07.2002 günlü dilekçe ile açtığı davada, T.
Sani 1298 tarih 17 - (56) sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan ve orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan Kazıklıbucak Köyü 101 ada 39 sayılı parselin 352751.96 m2'lik bölümünü, 29.09.1995 tarihli satış senedi ile davalılar ... ... ... ve ... ...'dan satın aldığını ileri sürerek bu bölüme ilişkin tapu kaydının iptali ile adına tescili istemiyle davalılar ... ... ... ve ... ...'ya husumet yönelterek dava açmıştır.
Yargılama sırasında Hazine ve Orman Yönetimi davaya dahil edildikten sonra, davanın kabulüne, 101 ada 39 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile 18.03.2003 tarihli krokide gösterilen 352751,96 m2 yüzölçümündeki taşınmazın ... adına tapuya tesciline, geriye kalan yeşil renkte ...
720603,13 m2 yüzölçümündeki taşınmazın Hazine üzerinde bırakılmasına ilişkin 21.05.2003 gün ve 2002/650-361 sayılı kararın Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19.04.2004 gün ve 2004/3281-4216 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: "Dava konusu 101 ada 39 sayılı parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, davacının davasını tapu kayıt maliki olmayan ... ... ... ve ... ...'ya yönelterek açtığı, tapu iptali ve tescil davasında husumetin tapu malikine yöneltilerek açılması gerektiği, ıslah ile bile olsa davada hasım değiştirilmeyeceği, Kaldı ki; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen 10 yıllık sürelerin geçtiği, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra hak düşürücü nedeni ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 101 ada 39 sayılı parselin de içinde bulunduğu bitişik taşınmazların 1966 yılında yapılan orman kadastrosunda, orman sınırları içine alınması işleminin iptali için davacılar ... ... ve arkadaşları T. Sani 1298 tarih 17-59 numaralı tapu kayıtlarına dayanarak 23.10.1967 tarihinde orman kadastrosuna itiraz davası açmış, tapu kayıt kapsamındaki davaya konu olan taşınmazları satın aldıkları iddiasıyla ... ... ... ve ... ... davaya katılmıştır.
1989 yılında yapılan genel arazi kadastrosu çalışmasında 1967 yılında açılan, orman kadastrosuna itiraz davasına konu olan 101 ada 39 sayılı parsel ile bitişiğindeki diğer parsellerin kadastro tespit tutanakları düzenlenmiş ve bu parsel alanları hakkında 1967 yılıda açılan orman kadastrosuna itiraz davası devam etmekte olduğundan,
tespit tutanakları dava dosyası ile birleştirilerek orman kadastrosuna itiraz davası ile birlikte genel arazi kadastrosuna itiraz niteliğini de kazanan davanın yargılaması yapılarak Kadastro Mahkemesinin 10.10.2001 gün ve 2001/6-48 sayılı kararı ile sonuçlandırılmış ve Yargıtay denetiminden geçerek 15.02.2002 tarihinde kesinleşmiştir.
Sözü edilen davada 23.12.1996 ve 24.04.2001 günlü yapılan keşiflerde o davanın davacıları ... ... ... ve ... ... vekili 101 ada ve 39 sayılı parsel hakkında baştan beri değil 29.09.1995 tarihli satış senedi ile 101 ada 39 sayılı parseli ...'a sattıkları gerekçesiyle 101 ada 39 sayılı parsel hakkında davalarının bulunmadığını açıklamış, Dairenin 18.04.1995 gün ve 1995/1411-4761 sayılı ve 17.10.2000 gün 2000/7429-7975 sayılı bozma kararlarında, orman tahdidine itiraz davası devam ederken arazi kadastrosunun yapıldığı,
orman kadastrosuna itiraz davasına konu olan taşınmazlar hakkında düzenlenen tespit tutanaklarına karşı davanın taraflarından yapılmış özel bir itiraza gerek olmadan orman tahdidine itiraz davasına konu olan yerler içerisinde kalan kadastro tespit tutanaklarının itirazlı ve ... hanelerinin boş sayılacağı, tespit tutanakları kesinleştirilerek oluşturulan tapu kayıtlarının hukuken hiçbir değer taşımayacağı, (Davalı Taşınmaz Mal Tutanaklarının Kadastro Mahkemelerine Devri Hakkındaki Yönetmelik md. 5, 6,
7) mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gözönünde bulundurularak 101 ada 39 sayılı parsel de içinde olmak üzere davaya konu parsellerin maliklerinin resen belirlenmesi ve gerçek hak sahipleri adlarına tescil edilmesine işaret edildiği halde,
39 sayılı parselin dava konusu olmadığı gerekçesiyle kadastro mahkemesinin orman ve arazi kadastrosuna itiraz davası hakkında verdiği 10.10.2001 gün ve 2001/6-48 sayılı kararın Yargıtay denetiminden geçerek 15.02.2002 tarihinde kesinleştiği ve 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi ile 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürelerin bu kararın kesinleşerek tapuya tescil edildiği tarihten itibaren başlayacağının kabulü gerektiği,
(Yargıtay H.G.K.'nun 15.03.1990 gün 1990/16-34-72 ve 24.02.1988 gün 1987/7-564-110 sayılı ve 20.10.1993 gün 1993/8-558-545 sayılı ve 29.02.1984 gün 1981/8-717-157 sayılı ve yine 1. H.D.'nin 05.11.1984 gün ve 11369 sayılı kararları) Dairenin "19.04.2004 tarihli kararında asıl bozma nedeninin husumet yönünden davanın reddedilmesi yönünden olup, diğer taraftan diye başlayan üçüncü paragrafın yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürelerin geçtiği konusuna da işaret edilmesi bozma nedeni olmayıp, tenkit niteliğinde olduğu,
tenkit niteliğindeki ve maddi yanılgıya dayalı bozma kararlarına uyulması söz konusu olamayacağı gibi bu konunun usulü kazanılmış hak da oluşturmayacağı" davacının orman kadastrosuna itirazla birlikte tapu iptal ve tescil davasını kayıt maliki ve yasal hasım olan Orman Yönetimi ve Hazineye yönelterek açması gerektiği halde ... ... ... ve ... ...'ya karşı açmasının olanaklı olmadığı, husumet doğru yöneltilmemişse başka bir araştırmaya gerek kalmadan davanın reddi gerektiği, kaldı ki; hak düşürücü sürelerin doğru hasımlara yöneltilerek açılacak bir davada tartışılması gerekeceği, açıklanan nedenlerle;
mahkemece "davanın husumet nedeniyle reddine" karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde kesin hüküm oluşturulacak şekilde "hak düşümü nedeni ile davanın reddine" şeklinde hüküm kurulması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüş olmakla, 29.06.2005 günlü kararın hüküm fıkrasındaki "hak düşümü nedeni ile davanın reddine" cümlesi hükümden çıkartılarak;
bunun yerine "davacı tarafından tapu maliki olmayan ... ... ... ve ... ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine" cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.'nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 450.00.-YTL. vekalet ücretinin temyiz edenden alınarak Orman Yönetimi ve Hazineye ayrı ayrı verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 29/06/2006 günü oybirliği ile karar verildi.