KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/6296 E., 2006/9665 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
849 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında ... Köyü 118 ada 119 parsel sayılı 615,18 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 1936 tarih 7 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak, 107 ada 150 parsel sayılı 23.663,40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz senetsiz ve belgesiz olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmişlerdir. Davacı ..., çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 118 ada 119 parselin tamamı ile 107 ada 150 parselin ... bilirkişi raporunda (A) ile işaretlenen 12.000 m2 yüzölçümlü kesiminin orman niteliği ile Hazine adına, 107 ada 150 parselin ... bilirkişi raporunda (B) ile işaretlenen 11.663,40 m2 yüzölçümlü bölümünün davalı adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır. 1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli 118 ada 119 parselin uzman orman bilirkişi kurulu tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan ve eylemli orman niteliğindeki yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı ...’nın bu parsele yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2) 107 ada 150 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi kurul raporunda; temyize konu taşınmazın (A) ile işaretlenen bölümünün orman sayılan, (B) ile işaretlenen kesiminin orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Ancak, Ziraat Mühendisi ... ... ... tarafından düzenlenen krokili raporda ise.
107 ada 150 parselin 2. kısım olarak işaretlediği kesiminin (107 ada 150 parselin ... bilirkişi raporunda B ile işaretlenen bölümünden daha az yere karşılık gelen yerin) çevresinde bulunan ... arazileri ile ... yapısı ve bitki örtüsü itibariyle bir bütün olduğu, birinci kısım olarak işaretlenen kesiminin (... bilirkişi raporunda (A) ile işaretlenen yerden daha fazla bölümünün) çevresinde bulunan orman arazilerinin devamı niteliğinde olduğu üzerinde yer yer ... kök ve kalıntılarının bulunduğu, öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu açıklanmıştır.
Dolayısıyla her iki rapor bir biri ile çelişik olup mahkemece değinilen çelişki üzerinde durulup yöntemince giderilmemiştir. Ayrıca, temyize konu taşınmazın kadastro paftası ile memleket haritasının ölçekleri eşitlenip birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli ve komşu taşınmazların orijinal renkleri ve işaretleri içeren memleket haritasındaki konumları saptanmamıştır.
Bu durumda, karara dayanak alınan uzman bilirkişi kurul raporu temyize konu yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.Hakimin bilirkişi raporlarını denetleme yükümlülüğü vardır.
O halde mahkemece, eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir ... elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 22.02.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;
orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, temyize konu taşınmazın konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, keşifte, çekişmeli taşınmaz hakim tarafından gözlemlenmeli, taşınmaz üzerinde neler bulunduğu (bitki örtüsü, ağaçların cinsi,sayısı vb.) ayrıntılı olarak keşif tutanağına yazılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı,
çekişmeli yeri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, davacının tutunduğu 1936 tarih 126 yazım numaralı vergi kaydının kadastro çalışmaları sırasında herhangi bir parsele revizyon görüp görmediği kadastro, Tapu Sicil ve Özel İdare Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulmalı, dayanak vergi kaydı değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, miktarı ile geçerli kapsamı tayin olunmalı; asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmeli; tüm deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/6296, K. 2006/9665, 30 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama