KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/6962 E., 2006/9613 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
1.076 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 27.02.2006 gün ve 2005/14032-2006/2460 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı ... tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ..., zilyetliğe dayanarak yörede 2001 yılında yapılan ve 27.05.2003 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında ... Köyündeki taşınmazının, 244, 2103, 197 ve 244 nolu orman sınır noktaları ile orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu iddia ederek, bu yere ait sınırlamanın iptalini veya orman niteliğinin yitirmesi nedeniyle kendi adına orman sınırı dışına çıkarılmasını istemiştir. Mahkemece, 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması yapılması için gerçek kişinin dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmekle dairece onanmıştır. Bu kez, davacı ... kararın düzeltilmesini istemektedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk kez orman kadastrosu ile birlikte 6831 Sayılı Yasanın 2/b madde uygulaması çalışması yapıldığı, davacının dava dilekçesinin talep sonucunda, terditli olarak, ... Köyündeki taşınmazının, orman kadastro komisyonu tarafından 244, 2103, 197 ve 244 nolu orman sınır noktaları ile orman sınırı içine alınması işleminin iptalinini, bu olmadığı taktirde, orman niteliğinin yitirmesi nedeniyle kendi adına orman sınırı dışına çıkarılmasını istediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Orman sınırı içindeki taşınmazların orman niteliğini yitirmesi nedeniyle, 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması gereğince, orman sınırı dışına çıkarma işleminin Hazine adına yapılacağı nedeniyle, davacı gerçek kişinin, çekişmeli taşınmaz hakkında 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması yapılması istemiyle dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Ne var ki; yerel mahkemece, davanın tanımlanmasında hataya düşülüp, davanın sadece 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına itiraz olarak değerlerdirildiği ve orman kadastrosuna itraz yönünde araştırma yapılmayıp, çekişmeli taşınmazın orman niteliği ve hukuki durumunun yöntemine uygun olarak saptanılmaksızın, yazılı gerekçe ile davanın reddi yolunda karar verilmesi usul ve yasaya aykırı,dairece hükmün onanması yanılgıya dayalıdır.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir/üç orman yüksek mühendisi ve bir ... elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;
orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıdaki yöntemle yapılan araştırma sonucu çekişmeli taşınmazın fiilen ve evveliyatı itibarıyla orman niteliğinde olmadığı arcak tüm yönlerinin orman sayılan yerler ile çevrili olduğu saptandığı taktirde 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi kapsamında olduğu gözetilmelidir
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda ... ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda ..., inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle ... açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda ... ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, ... ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.
Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan ... kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan ... kazanımından söz edilemez.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/6962, K. 2006/9613, 30 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama