Davacı, ... Beldesi (Köyü) 346 sayılı parselden ifraz edilmiş 876 parsel sayılı taşınmazın tapuda adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin kesin hüküm bulunduğunu iddia ederek, yasaya aykırı olarak beyanlar hanesine konulan 2/B şerhinin silinmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin beyanlar hanesinde bulunan, (2/B madde uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmıştır) şeklindeki şerhin iptaline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmekle dairece onanmıştır. Bu kez, davalı Hazine vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının beyanlar hanesindeki 2/B şerhinin iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978-1980 tarihleri arasında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 01.12.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde bulunmaktadır.
Dava konusu taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına ve 2/B madde uygulaması haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, kesinleşmiş orman kadastrosunda orman sınırları içindeyken, yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı sabittir.
Ayrıca yörede 1953 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında, çekişmeli 876 sayılı parselin geldiği 346 sayılı parselin, gerçek kişiler adına tespit edildiği, Orman Yönetiminin taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile, tespite itiraz ettiği, Tapulama Mahkemesinin 19.06.1964 gün ve 1954/3515-102 sayılı kararı ile, kesinleşen orman kadastrosu dışında kaldığı gerekçesiyle, davaya konu yerin, tarla olarak gerçek kişi adına tesciline karar verilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmaz hakkındaki, Tapulama Mahkemesinin kesinleşen kararının dayanağı olan uzman bilirkişi raporunun, açıkça kesinleşen orman kadastrosuna aykırı olduğu ve orman sınırı içinde bulunan taşınmazın, tamamen yanlış uygulama ile orman sınırı dışında gösterildiği, dairemizde incelemesi yapılan aynı yöreye ait dava dosyalarının incelemesi sonucunda, aynı tarihte ve aynı köyde benzer nitelikteki çok sayıda davalarda da aynı bilirkişinin uzmanlığına başvurulduğu, yine yanlış uygulama ile çok sayıda parselin orman sınırı içinde olduğu halde, orman sınırı dışında olduğu yolunda raporlar düzenlediği gözlenmektedir
Kesin hükmün dayanağı raporu düzenleyen bilirkişi hakkında H.Y.U.Y.'nın 445 maddesinin 5. fıkrası çerçevesinde, hükümlülüğüne ilişkin bir ceza kararı bulunmamakta ise de, aynı maddenin son fıkrasında (delil yokluğundan başka bir sebeple ceza koğuşturmasına başlanmamış veya karar verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz) hükmünün yer aldığı,
bu durumda, yargılamanın iadesi sebeplerinin varlığının, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmek suretiyle,bilirkişinin H.Y.U.Y.'nın 446 maddesi 5. fıkrasına göre kasıtlı olarak gerçeğe aykırı rapor düzenlediğinin, yargılamanın yenilenmesi yoluyla kanıtlanıp hükmen kaldırılıncaya kadar, Tapulama Mahkemesi kararının, Orman Yönetimini bağlayacak kesin hüküm olduğu ve Hazine yönünden de ... delil oluşturacağı sebebiyle, tapu kaydının beyanlar hanesindeki “6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır” şerhinin iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki; çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin, kesin hüküm nedeniyle, taşınmazın mülkiyetine ilişkin bir şerh olmadığı gözetilmeden, davacı yararına maktu avukatlık ücreti verilmesi gerektiği halde, nisbi avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Bu nedenlerle, davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik karar düzeltme istemin kabulüne, Dairenin 28/4/2005 gün 2005/486 - 5544 EK sayılı onama kararının vekalet ücreti ile sınırlı olmak üzere kaldırılmasına, Yerel Mahkemenin 28/05/2004 tarihli kararının hüküm fıkrasındaki vekalet ücreti hakkındaki bölüm çıkartılarak; bunun yerine “karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerine göre 300.000.000.-TL Avukatlık Ücretinin davalı yönetimden alınarak davacıya verilmesine, cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 30/06/2006 günü oybirliğiyle karar verildi .