Davacı ... 26.04.2002 tarihli dilekçesiyle, ... Köyü 1107 parsel sayılı taşınmazı, arazi kadastrosundan önce ... Köksel’dan satın aldığı halde, arazi kadastro tesbitinin bu şahıs adına yapıldığı, Kadastro Mahkemesince taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği, taraf olmadıklarından bu kararın kendilerini bağlamayacağı, kadastro tesbit tarihinden önce yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla ... Köyü 1107 sayılı parselin Hazine adına olan tapu kaydının iptali ve kendi adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu, 1976 yılında yapılan ekip çalışmalarının 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemlerinin ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiş, 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek işlemler kesinleşmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda makiye ayrılan yerlerden olduğundan söz edilerek orman sınırları dışında bırakıldığı, 1988 yılında yapılıp 1992 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı gerçek kişinin oğlu ...
Köksel adına yapılan kadastro tesbitine bir kısım gerçek kişilerin itiraz ... dava açtıkları, Hazinenin de davaya katıldığı, Kadastro Mahkemesinin 23.12.1993 gün ve 1991/250-1764 sayılı kararı ile Hazinenin davası kabul edilerek, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, bu kararın davacının oğlu yönünden kesin hüküm oluşturduğu, kesin hükmün sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik olarak bu davayı açan ... için de bir an için kesin hüküm oluşturmadığı kabul edilse bile,
onun yönünden ... delil teşkil ettiği, aksinin aynı güçte kesin deliller ile ispatlanabileceği, davalının böyle bir delil ibraz edemediği, ayrıca, Yörede 1976
yılında, 7 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 gün ve 208 sayılı kararı ile 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun iptal edildiğinden söz edilerek, 1942 orman kadastrosu yok sayılıp, yeniden orman sınırlandırması yapılarak taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmışsa da, 1942 tahditinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla ...
İdaresinin dayandığı ...
Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, bu işleme de değer verilemeyeceği, taşınmazın 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu bir yana,
kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeyken kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, şöyle ki; ... tefrik komisyonunun yasada öngörülen sayı ve nitelikte elemanı bulunmadığı, bu nedenle kuruluşu yasaya aykırı olduğu gibi, HGK 27.02.2002/1-19 E., 97 K. Sayılı Kararında değinildiği üzere, bu tür yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapulara değer verileceği, davacı tarafın böyle bir tapusunun olmadığı,
6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, yasalar gereği Hazineye kalan taşınmazlardan olduğundan kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği kaldı ki, taşınmazın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılma işleminin kesinleştiği tarihten Hazine adına tapuya tescil edildiği tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin hiçbir zaman dolmadığı belirlenerek,
Hazine aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, taşınmaz kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde olmasına karşın, orman niteliğiyle tescili istemiyle Orman yönetimi yada Hazine tarafından bir dava açılmadığına göre. davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiden alınmasına 14/09/2006 günü oybirliği ile karar verildi.