Davacı ..., ... Köyü 390 parsel sayılı taşınmazın, 1960 yılından önce imar ve ihya edildiği, o zamandan beri de ... alanı olarak kullanıldığı, daha sonra kendisinin satın aldığı, ... sıfatıyla zilyet ettiği, bu taşınmazın 1952 yılında makiye ayrılmakla ormanla olan ilişkisinin kesildiği, yeniden orman sınırları içinde aplike edilip Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasının yasal dayanağı bulunmadığı iddiasıyla, Hazine adına oluşturulan tapu kaydının ve bu kaydın beyanlar hanesinde bulunan zilyetlik şerhinin iptalini taşınmazın adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescil ile beyanlar hanesindeki şerhin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1946 tarihli ilk orman kadastrosu ile 1980 yılında yapılıp, 06.04.1981 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve mahkemece kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın tamamının, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1963 ve 1970 yıllarında yapılan genel arazi kadastrosunda ise orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, 1981 yılında orman sınırları içinde aplike edilerek,
1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin 06/04/1981 tarihinde ilan edilerek 06/04/1982 tarihinde kesinleştiği, 2. madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın 310 parsel sayısıyla 30/06/1992 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edildiği belirlenerek ... tefrik komisyonunun yasada öngörülen sayı ve nitelikte elemanı bulunmadığı,
bu nedenle kuruluşu yasaya aykırı olduğu gibi, makiye ayrılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, H.G.K.nun 27/02/2002 gün ve 2002/1 - 19 E., 97 sayılı kararında değinildiği gibi bu tür yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapulara değer verileceği, davacı tarafın böyle bir tapusunun olmadığı,
6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın, yasalar gereği Hazineye kalan taşınmazlardan olduğundan kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, kaldı ki, taşınmazın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılma işleminin kesinleştiği 06/04/1982 tarihinden, Hazine adına tapuya tescil edildiği 30/06/1992 tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı gerekçe gösterilerek Hazine aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde,
yine taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine yazılan zilyedin hak sahipleri tesbit komisyonunu bağlamadığı, zilyetlik hususunda hak sahipleri tespit komisyonunun kararı eklenerek, gerekirse bu karara karşı dava açılabileceği gözetilerek bu yönden de davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 23/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.