KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/9592 E., 2006/12732 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
914 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, ...
Köyü 126 ada 27 parsel sayılı 22172 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mart 1930 tarih ve 32, Nisan 1941 tarih ve 23 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalıyorsa da orman kadastro komisyonunca orman olarak sınırlandığından (A) bölümünün ... mevkili Mart 1930 tarih ve 32 sıra numaralı tapu ile ... evlatları ... ve ..., ... oğlu ... ve ... kızı ... ve ... oğlu ... ve ... oğlu ... zilyetliğinde (B) ile gösterilen bölümün ... mevkili Nisan 1941 tarih ve 23 sıra numaralı tapu ile ... oğlu ..., ... evlatları ... ve ..., ... oğlu ... ...,
ve ... evlatları ... ve ... zilyetliğinde olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilerek Hazine adına tesbit edilmiş, komisyon incelemesi sırasında, itiraz eden ...in itirazı yerinde görülmemiş, tutanağın beyanlar hanesinde zilyetliğe ilişkin şerh kaldırılarak taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığının saptanmasının Kadastro Mahkemesince yapılabileceği gerekçesiyle 3402 Sayılı Yasanın 10. maddesi gereğine uyuşmazlığın çözümü için tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. ..., ..., ..., ..., ... ve ...’un taşınmazın adlarına tescili iddiasıyla açtıkları kadastro tesbitine itiraz davaları bu dava ile birleştirilmiş,
Müdahil ... tapu kaydına dayanarak taşınmazın adına tescili iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, ...'ın davasının reddine, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... davalarının payları oranında kabulüne, ..., ...
Köyü tam yanı mevkiinde bulunan ve fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen bölümün 126 adanın en son parsel numarası verilerek, 6588.88 m2 yüzölçümüyle ve fındık bahçesi niteliğiyle tamamı 176864 pay kabul edilerek 33600 payının ..., 33600 payının ... oğlu ..., 4704 payının ... oğlu ..., 4800 payının ... oğlu ..., 4800 payının ... kızı ..., 4800 payının ... kızı ..., 4800 payının ... oğlu ... ..., 4800 payının ... kızı ..., 4800 payının ... kızı ..., 1600 payının ... oğlu ..., 1600 payının ... oğlu ..., 1600 payının ... kızı ...
15360 payının ... oğlu ..., 56000 payının ... oğlu ... ıdanı tapuya kayıt ve tesciline, aynı mevkideki bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 15583.35 m2 bölümün fındık bahçesi niteliğiyle toplam 244726 pay kabul edilerek 83520 payın ... oğlu ..., 41760 payın ... oğlu ..., 10440 payın ... kızı ..., 6264 payın ... oğlu ..., 6264 payın ... kızı ..., 6264 payın ... oğlu ..., 6264 payın ... oğlu ..., 6264 payın ... kızı ..., 29738 payın ... oğlu ... ..., 23974 payın ... oğlu ..., 23974 payın ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Karara dayanak alınan ve uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 08.04.2004 tarihli raporda, çekişmeli 134 ada 23 sayılı parselin, 1959 baskı memleket haritasında orman olarak nitelendirilmediği, % 25 eğimli, üzerinde genç yaştan kökte 70 yaşlarına varan fındık ağaçlarının bulunduğu ve sonuç olarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiş, rapora eklenen memleket haritasında çekişmeli taşınmaz, nokta şeklinde derenin doğusunda, beyaz renkli orman olarak nitelendirilmeyen alanda işaretlenmişse de, taşınmazın üzerinde bulunduğu bildirilen ve yaşı 70'e varan fındıkların 1959 tarihli memleket haritasında niçin görülmediği,
dosyada bulunan kadastro paftasına göre çekişmeli taşınmazın hemen batı sınırından dere aktığı halde memleket haritasında niçin derenin doğusunda, davacı yönetime bağlı bölge şefi tarafından işaretlenen yerden daha farklı bir yerde işaretlendiği araştırılmadığı gibi, mahkemece bu çelişkiler ve yetersizlik üzerinde durulmamıştır. Bu h...yle, eski tarihli haritaların yöntemince uygulayıp uygulanmadığı yönünde tereddüt oluşmaktadır.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtları hukuki değerlerini yitireceği, 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 1/F maddesi, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olabilir.
O halde; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, çekişmeli taşınmazlara ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.. 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile
iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, çevresi, bitki örtüsü, taşınmazlar üzerindeki ağaçların sayısı, dağılımı, kapalılık, hakim ağaç türü incelenmeli;
orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki ve bilimsel verileri içeren rapor düzenlettirilmeli, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/9592, K. 2006/12732, 5 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama