KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/9838 E., 2006/13323 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.056 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalılar ... ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.06.2002 gün ve 2002/4191-4997 sayılı bozma kararında özetle: "Dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kalan ve orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiğinden Orman Yönetiminin temyiz itirazları red edilmiş, Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, Kadastro Müdürlüğünün 21.05.1997 günlü karşılık yazısında, taşınmazın 1956 arazi kadastrosunda genel arazi kadastrosu sırasında düzenlenen taşlık ve çalılık olarak tesbit edildiğinin bildirildiği, paftasında ise orman olarak işaretlendiği,
Kadastro Yasasının 17. maddesi hükmüne göre taşlık ve çalılık bir yerin kazanılabilmesi için imar ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihten sonra 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmesi gerektiği, somut olayda dava tarihinden geriye doğru kazanma koşullarının oluştuğu belirlenmişse de, 21.10.1997 tarihli keşif katılan jeolog bilirkişi ... tescil konusu taşınmazın ...
Çayının taşkın alanı ve yatağı içerisinde kalan bir yer olduğunu, daha sonra DSİ’ ce sedde yapılarak taşkınlardan korunduğu, aynı keşifte dinlenen ziarai bilirkişi ... ...’ın ise 10.06.1999 tarihli raporunda taşınmazın dışarıdan ... taşınmaz suretiyle kültür arazisi haline getirildiğini açıkladıkları, bu nedenlerle taşınmazın tapulama sırasındaki niteliği bakımından farklılıklar ortaya çıktığı, mahkemece bu farklılıklar üzerinde durulmadığı, Bu nedenle D.S.İ tarafından yapılan seddelere ait belgelerin getirtilmesi,
ondan sonra tescil konusu tanınmaz başında yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmazın ... çayı aktif ... yatağı olup olmadığının belirlenmesi, ... yatağı ise sette yapılarak hangi tarihten sonra taşkın alanı olmaktan kurtulduğu, o tarihten dava tarihine kadar kazanma süresinin geçip geçmediği, taşınmazın tarıma elverişli değilken ... taşınarak ... alanı haline getirildiği, yoksa toprağın verimini artırmak için mi ... taşındığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, gerekirse uzman bilirkişiden görüş alınması dereyle ilgisi bakımından Jeolog bilirkişiden yeniden rapor alınması" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, ... ...’nın davasının kabulüne, 23.06.2003 tarihli ... bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 9556 m2 bölümün ... ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ...’in davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... ile davalılar ... ... ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu ... köyünde 1941 yılında askı ilanı yapılarak 1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 18.07.1977 tarihinde yapılarak 16.11.1977 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması, 1988 ve 1989 yıllarında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilen, aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 03.05.1956 - 04.06.1956 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir.Bu çalışmada çekişmeli yer paftasında orman olarak işaretlenmek suretiyle tapulama dışı bırakılmıştır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Davacı, ... ... 15.08.1997 tarihli dilekçesiyle ... köyü Köy kenarı mevkiinde kendilerine ait 440 parselin kuzey batı kenarındaki 10-11 dönümlük taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adına tescilini istemiştir. Mahkemenin ... elemanı bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen 17.08.1999 tarihli krokide dava dışı ...
Köyü 440 sayılı parselin kuzeyinde yer alan 9556 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... ... adına tapuya tesciline ilişkin 05.06.2000 gün ve 1997/709-1095 sayılı kararı, Hazine temyizi üzerine Yargıtay 8. hukuk Dairesince yukarıda anlatılan nedenle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, bozma kararından sonra Davacı ... tarafından, çekişmeli taşınmazın ortak murisleri ...’adan geldiği onun adına tescili iddiasıyla açılan ve diğer mirasçılar ..., ... ve ...’ye yaygınlaştırılan dava bu dava ile birleştirilmiştir.
Bozma kararından önce kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasınan dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu orman bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda çekişmeli parselin 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında olduğu, 4785 Sayılı Yasa ile devletleşen ormanlardan olduğuna dair bulguya rastlanmadığı bildirilmişse de, çekişmeli taşınmazın orman sınır hattına irtibatlı krokisi düzenlenmediğinden ve 4785 sayılı yasa ile devletleşen ormanlardan olup olmadığı eski tarihli haritaların uygulanması suretiyle belirlenmeyip soyut görüş olarak bildirildiğinden,
bilirkişinin düzenlediği rapor taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu sınırları içinde kalıp kalmadığı yada 4785 Sayılı Yasa ile devletleşen yerlerden olup olmadığını belirlemekte yetersizdir. Ne var ki bozma kararında bu hususa değinilmemiştir.
Diğer taraftan, mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen jeolog ve ziraat uzmanı bilirkişi raporlarıyla, davacı ... ...’nın davasına konu (A) ile gösterilen 9556 m2 yüzölçümündeki çekişmeli taşınmazın, ... yatağı olmadığı, toprağın verimi artırmak için çekildiği, bu bölümler için davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle bu bölüme ilişkin davanın kabulüne karar verilmişse de;
Gerek bozma öncesinde jeolog bilirkişi ..., gerekse bozmaya uyularak yapılan keşifte görüşüne başvurulan Jeolog Bilirkişi ... ve ziraat uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen müşterek raporda çekişmeli taşınmazın öncesinin ... çayı taşkın yatağı olduğu,
ancak yörede taşkın önleme projeleri ve seddelerin yapıldığı 1960 yılından sonra bir daha taşkına maruz kalmadığı ve ... yatağı olmaktan kurtulduğu bildirilmiş, tanıklar ... ... ve ... davacının, at arabasıyla ... getirerek ağaçları etrafına döktüklerini, bunu verimi artırmak için yapmadıklarını, önce taşınmazın verimini artırıp sonra ... döktüklerini, Yerel Bilirkişi ... davacı ve babasının traktör ile ... taşıyıp ağaçların etrafını doldurduklarını, taşınmazın diğer bölümlerinin ise taşlar ve çalılarını temizleyerek ... alanı haline getirdiklerini,
ziraat uzmanı bilirkişi ise sadece dikilen ağaçların boğazının doldurulması ve veriminin artırılması amacıyla yapıldığını bildirmişler mahkemece bu çelişkiler giderilmemiştir.
Çekişmeli taşınmazın da içinde bulunduğu havzanın ... Çayı Havzası ve eski ... yatağı olduğunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık bu taşınmazın ... yatağı özelliğini kayıp ... etmediği ve ıslah edilip edilmediği yönündedir.
Dosya içinde bulunan ve Devlet Su İşleri Şube Müdürlüğünün, Milli Emlak Dairesi Başkanlığı, ... Emlak Müdürlüğüne yazdığı 09.01.1998 tarih B 15 1 DSİ 1 13 03 00/124.1/16/295 sayılı yazıda“... ... Mahallesi sınırı içerisinde bulunan ...
Çayı seddelerinin 1967 ila 1970 yılları arasında inşa edildiği, aradan geçen zaman içerisinde ihtiyaca göre ... yatağı ıslahı kapsamı içerisinde bakım ve onarım çalışmalarının yapıldığı...”, yine DSİ Bölge Müdürlüğünün 20.12.2004 gün ve B 15 1 DSİ 1 13 08 00/293/1259-8508 sayılı yazısı ile ... köyü ... deresi taşkın koruma sedde çalışmalarının 1959 yılında başlandığı, ancak yıllar itibariyle taşkından zarar gören seddelerin tamir edilerek bakım onarım çalışmalarının devam ettiği bildirildiğine göre, çekişmeli taşınmazın halen taşkın tehditi altında olan ... yatağı olduğu,
yapılan seddenin taşkından korumak için sürekli güçlendirilip yenilendiği, ... ıslah projesinin henüz kesin nitelikte bir proje olmadığı, taşınmazın halen ... çayı taşkın sahasında ve sel tehditi altındaki ... yatağı olduğu bu özelliğinin değişmediği, bu nedenle taşınmazın bu haliyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği ortadır.
Açıklanan husus gözetilerek davaların tümden reddine karar verilmesi gerekirken davacı ... ...’nın (A) bölümüne ilişkin davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/9838, K. 2006/13323, 12 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama