KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2007/10102 E., 2007/12713 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
829 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı Orman Yönetimi, davalı ... davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Çekişmeli ... Köyü 146 ada 3 parselin yörede 1990 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 265.900 m2 miktar ve mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı gerçek kişi, 19.09.2000 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, Eylül 1976 tarih 15 nolu tapu kaydına dayanarak kendisine ait yerin bu parsel içerisinde kaldığı iddiası ile bu yere ait sınırlandırmanın iptali ve adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, ... bilirkişi raporuna ekli krokide kırmızı ile taralı 2000 m2'lik yerin Hazine adına olan kaydının iptaliyle davacı ... adına tesciline, fazlaya ilişkin istem ile diğer davalılar ve dahili davalıya yönelik davaların reddine karar verilmiş, bu karar dahili davalı Orman Yönetimi, davalı ... davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılmamıştır.
1) Çekişmeli yer genel arazi kadastrosu sırasında mera niteliği ile sınırlandırılmış olup, Orman Yönetimince orman iddiası ile açılmış bir dava ya da 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi gereğince katılımı bulunmadığından Yönetimin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2) Hazine ve davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, ilk tesisi Mart 1947 tarih 37 nolu pay tapu kaydına dayanmaktadır. Bu kaydın iki hududu "meşelik" okuduğundan, uyuşmazlığın çözümü için usulünce orman araştırmasının yapılması zorunludur. Mahkemece iki kez taşınmaz başında keşif yapılarak orman mühendisi bilirkişilerden rapor alınmışsa da yapılan araştırma yeterli değildir. Raporlar taşınmazın öncesi ve eylemli durumu açısından kanı uyandırıcı olmadığı gibi, keşif sırasında uygulandığı bildirilen en eski tarihli, orjinal renkli memleket haritası ile kadastro paftasının ölçekleri denkleştirilip her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle konumu ... parsellerle birlikte gösterilmediğinden raporların doğruluğu denetlenememektedir.
Dayanılan tapu kaydının uygulaması da kanı uyandırıcı değildir. Komşu köylerden verilecek yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişilere kaydın bütün sınırları birer birer sorulup, halen bu yerlerin taşınmazın hangi hududuna denk geldiği, okunan kişilerin kimler olup ne yolla elinde bulunduranlara geçtiği, hangi kadastro parsallerinin malikleri ya da önceki maliklerini işaret ettiği araştırılıp, bilirkişi sözleri komşu parsel tutanak ve varsa dayanakları ile denetlenmemiştir. Bu nedenle, tapunun çekişmeli yere ait ve uygun olduğu konusunda duraksama oluşmuştur.
Tapu kaydının uymaması halinde, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı, ekonomik amacına uygun zilyetliğin bulunup bulunmadığı da açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu anlamda, dosyada bulunan iki ayrı ... uzmanı bilirkişi raporu birbiri ile çelişkilidir. İlk keşif sonucunda düzenlenen raporda taşınmazın tarıma elverişli bir yer olmadığı belirtilirken ikinci raporda öncesi itibariyle ... alanı olduğundan sözedilmiştir.
Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların yerin öncesinde mera niteliğinde olmadığı yolundaki anlatımları esas alınmışlarsa da bu kişiler yöreyi iyi bilen, olabildiğince yaşlı, tarafsız ve komşu köylerden seçilen kişiler olmadığından anlatımları hükme esas alınamaz.
Mahkemece, dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri ile revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen ... ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu ... elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte,
çekişmeli taşınmaza ve ... araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli. 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dayanak tapu kaydı değişebilir sınırları içerdiğinden,
yöntemince zemine uygulanıp, 3402 Sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmelidir. Yapılan araştırma sonucunda taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde, bu kez yukarıda açıklanan yöntemle mera olup olmadığı kesin biçimde saptanmalı; kadim mera niteliği taşıyan yerlerde tapu kaydına değer verilemeyeceği de düşünülmelidir.
Değinilen yönler gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2007/10102, K. 2007/12713, 23 Ekim 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama