KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2007/10646 E., 2007/11404 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2007
- Mahkemesi
- Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
896 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine açılan davada... Köyü 117 ada 30 parsel sayılı 286.700 m2 yüzölçümündeki orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın bir bölümünün kendisine ait 117 ada 55 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte bir bütün halinde bulunduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile 30 parsel sayılı taşınmaz içindeki (A) harfli 3895 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 30 parselden ifarız ile davacıya ait 117 ada 55 parsele ilave edilerek tarla niteliği ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapu iptali ve tescil davası niteliğindedir.
Yörede 1999 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan ve 22/02/2007 yılında ilan edilip kesinleşen orman kadastro çalışması bulunmaktadır.
Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi raporunda zeminde 127 ila 131 nolu orman tahdit noktalarının içinde yer alan alanı bulduğunu ,ancak sözkonusu orman tahdit noktalarının orman kadastro haritasında farklı yerlere konulduğunu ,çalışma tutanağı ve zemindeki orman tahdit noktaları göz önüne alındığında taşınmazın kesinleşen orman kadastro çalışmaları dışında kaldığını,dava konusu olan (A) harfli 3895 m2 yüzölçümündeki taşınmazın % 5-10 meyilli olduğunu,üzerinde 1 adet 100 yaşında kızılçam ağacının bulunduğunu, 1957 tarihli memleket haritası ile hava fotoğraflarında açık alanda kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamış ve taşınmazın tahdit hattına göre konumu ile resmi belgelerdeki konumunu göstermiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki, Dairemizin 22.02.2007 tarih 2006/18008 -2186 sayılı iade kararı ile uzman fen ve orman bilirkişilerinin çekişmeli taşınmazı memleket haritasında gösterdikleri yer ile daha önce aynı uzman ormanbilirkişi tarafından memleket haritasında yapılan işaretleme birbirinde farklıdır.
Dairemizin iade kararı üzerine memleket haritasında yapılan işaretlemede çekişmeli (A) harfli taşınmazın içinden yol geçmekte ,oysa daha önceki işaretlemede ise yol taşınmazın doğusunda yer almaktadır. Bu hali ileçekişmeli taşınmasın resmi belgelerdeki konumunun tam ve doğru olarak belirlendiğini kabul etmek mümkün değildir.
Ayrıca davacı gerçek kişi orman niteliği ile hazine adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın orman vasfında olmadığı ve kendi zilyetliğinde bulunduğu iddiası ile bu davayı açmış olup çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kalıp kalmadığı hususunda araştırma yapılması dışında 4999 Sayılı Yasaya göre herhangi bir nedenle dışta kalan orman vasfında olup olmadığı, zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olup olmadığı hususunda da araştırma yapılmalıdır.
Mahkemece, eski tarihli ve 1980 li yıllara ilişkin memleket haritaları, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli;
toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte (hem 1980 li yıllara ilişkin hem de en eski tarihli memleket haritaları) haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan,
duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ,yörede 1999 yılında orman kadastro çalışması yapıldığı,davanın ise 2002 tarihinde açıldığı anlaşıldığından yukarıda belirtilen şekilde yapılacak inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro çalışmalarında ve resmi belgelerde orman sınırları dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığında ise bu defa çekişmeli taşınmazın 1980 li yıllara ilişkin memleket haritasında ne olarak gözüktüğü araştırılmalı, bu tarihteki memleket haritasında çekişmeli taşınmazın ne olarak gözüktüğü,
taşınmaz üzerinde bir kullanım olup olmadığı incelenmeli ,tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup
oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, (murisler) yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2007/10646, K. 2007/11404, 27 Eylül 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama