KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2007/12164 E., 2007/11890 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
614 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.01.2003 gün ve 2003/186-335 sayılı bozma kararında özetle; "çekişmeli taşınmazın 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1981 yılında bu işleme değer verilmeden 1981 yılında orman sınırları içinde aplike edilip, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1963 ila 1970 yıllarında yapılan genel kadastroda orman kadastrosu sınırları içindekaldığından tapulama dışı bırakıldığı, düşük eğimli ... toprağı olduğunun belirlendiği,
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.03.1996 gün ve 5/1 sayılı kararıyla ... tesbit komisyonlarının yasal, yaptıkları çalışmalarında geçerli olduğu, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşan tapu kayıtlarına değer verileceği benimsendiği bu tür yerlerde zilyetliğe değer verilemeyeceği, İçtihatı Birleştirme Kararının yorum yoluyla genileşletilmek suretiyle böyle bir hüküm içirdiğinin kabul edilemeyeceği, yörede çalışan makiye ayırma komisyonun 5653 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığı gibi, kuruluşunun,
... ve Orman Sınırlarının Belirlenmesine ilişkin Yönetmelik hükümlerine uygunda olmadığı, bu komisyonun yasa ve yönetmelik hükümlerine göre çalışmadığı, infaz kabiliyeti olmayan bir harita çizerek, makilik alanların yanı sıra, orman kadastrosu sınırları dışındaki bir çok ... alanı ve orman kadastrosu sınırları içindeki bir çok eylemli orman alanının da ayırt edilmeden orman sınırları dışına çıkarıldığı, davacı tarafın özel yasaları gereği oluşturulmuş bir tapu kaydının bulunmadığı,
orman kadastrosu ile belirlenen orman alanlarının yasa gereği tapuya kayıt edilmesi gerektiği, idarenin savsaması ile kayıt edilmemesi halinde, tapusuz olarak addedilemeyeceği, bu tür yerlerin makiye ayrılması yada 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması halinde tapusuz hale dönüşmeyeceği, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, davacı tarafın özel yasaları gereği oluşmuş bir tapu kaydına da tutunmadıkları, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının hukuki değerini yitireceği,
6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer yerlerden ve özel mülkünden farklı nitelikte olduğu, 2924 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince kullanılmak üzere Orman Bakanlığının tasarrufuna geçeceği, amaç dışında kullanılamayacağı, bu tür yerlerin yasa gereği Hazineye kalan taşınmazlardan olduğu, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, bu nedenlerle davanın tümden reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına
uyulduktan sonra Hazine aleyhine açılan davanın reddine, gerçek kişi aleyhine açılan davaya ilişkin mahkemenin birinci kararı kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar vermeye yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Köyünde, 1946 tarihli ilk orman kadastrosu ile 1980 yılında yapılıp, 06.04.1981 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
Davacı vekili Avukat ... Hayyarın sunduğu 17.05.2007 tarihli dilekçeye ek ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.07.2002 gün ve 2002/1047-1054 sayılı veraset ilamından, davacı ... oğlu 1962 doğumlu ...’in 19.07.2002 tarihinde öldüğü geriye mirasçısı olarak eşi ... ... ile çocukları 1982 doğumlu ... ..., 1987 doğumlu ... ... ve 1992 doğumlu ...
Gençin kaldıkları, davacı vekilinin ölümden daha ... haberdar olduğunu bildirerek, davacı asıl yaşıyormuş gibi bu tarihe kadar davacı vekili gibi duruşma ve dava ile ilgili diğer işleri takip ettiği, ölümle vekalet ilişkisinin biteceği, ölü kişinin dava ehliyetinin olmadığı, bu nedenle davacı sıfatıyla gösterilip, yargılamaya devamla hüküm kurulamayacağı, mirasçılarına davanın ihbar edilerek, davacı sıfatıyla davaya devam ... etmeyecekleri yönünde beyanlarının alınmasından sonra yargılamaya devam edilmesi gerekirken, ölü kişi taraf gösterilerek yargılamaya devamla karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2007/12164, K. 2007/11890, 4 Ekim 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama