Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27.05.2005 gün ve 2004/14344-2005/6976 sayılı bozma kararında özetle; "Çekişmeli ... Köyü 3306 sayılı parselle ilgili olarak yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, taşınmazın kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığının anlaşılmış olmasına rağmen, yörede ilk orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasa nazara alınmaksızın yapılmış olduğundan, memleket haritası, amenajman planı ve ... fotoğraflarının uygulanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... ve katılan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp, 09.09.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
1) Davalı ...'ın temyizi bakımından;
Çekişmeli ... Köyü 3306 sayılı parselin yörede ilk kez 1975 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda oluşturulan paftasında orman alanı olarak gösterilip orman olduğundan bahisle tespit dışı bırakıldığı, daha sonra 1988 yılında yapılan aplikasyon çalışmasında 1943 orman kadastrosunun aplikesinin yapıldığı ve dava konusu taşınmazın tahdit dışında kaldığından bahisle 1999 yılında yeniden kadastroya tabi tutulduğu, daha önce 1975 yılında yapılan kadastro sırasında ...
Köyünün tüm arazilerine revizyon gösterilen ve 3402 Sayılı Yasanın 12/4. maddesi gereğince işleme tabi kayıt olma özelliğini kaybeden 11.10.1944 tarih ve 41 nolu tapu kaydının uygulanarak kişi adına tespit edildiği, 1943 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece Devlet Ormanları sınırlandırılmış olup, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile tüm ormanların devletleştirildiği, çekişmeli yer 1975 yılı genel arazi kadastrosunda paftasına orman olduğu yazılarak, 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tespit dışı bırakıldığından bu niteliğini koruduğu,
sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242 Esas, 2004/292 Karar sayılı kararı ile kararlılık kazandığı ve tüm bu yönler gözetilerek hüküm kurulmuş olduğuna göre, gerçek kişinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Katılan ... Yönetiminin temyizine gelince;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece Orman Yönetiminin davasının kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak; ... davada kendisini bir vekille temsil ettirdiği ve 77.00.- YTL. katılım harcı yatırdığı, davası da kabul edildiğine göre, lehine vekalet ücreti ve mahkeme masrafı takdiri gerekirken, bu yönün gözardı edilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Bu sebeple, hüküm fıkrasına “katılan ... duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 200.00.- YTL. vekalet ücretinin ve 77.00.- YTL. mahkeme masrafının davalıdan tahsili ile katılan ...
Yönetimine verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27/03/2007 günü oybirliğiyle karar verildi.