Davacılar zilyetliğe dayanarak yörede 2004 tarihinde ilk kez yapılan ve 25/02/2004-25/08/2004 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu sırasında ...
Kasabası ... mevkiinde bulunan toplam 18 parça taşınmazın tamamının, orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğu iddiasıyla kadastro mahkemesinin 2004/5,12,13,14,15,16,17 ve 18 esasında dava açarak bu taşınmazlara ait orman sınırlandırmasının iptalini,olmadığı taktirde 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile adlarına orman sınırı dışına çıkarılmasını ve adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece, davaların aynı mahiyette ve aynı mevkide olması nedeniyle birleştirildikten sonra, davacı ...’in eşi Gülbahar’a vekaleten dava açma yetkisi bulunmadığından (2005/5 esas sayılı) davasının husumetten reddine, diğer davacıların orman kadastrosuna itiraz istemi yönünden esastan, 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılma istemleri yönünden davacı sıfatları bulunmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacılar İbrahim Güler ile Hüseyin Karataş tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Hüseyin Karataş yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi beglere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada 6831 Sayılı Yasanın 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu saptanarak yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
İbrahim Güler yönünden;
3402 Sayılı Yasanın 31. maddesine göre karı-koca davada birbirini vekaleten temsil edebilir ise de, dosyada usulüne uygun düzenlenen vekaletname bulunmadığı gibi, düzenlendiğine ilişkin herhangi bir iddia da bulunmadığına göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 12.04.2007 günü oybirliği ile karar verildi.