Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03/12/1996 gün ve 1996/12510-14867 sayılı bozma kararında özetle; “Dava konusu Yalıoba Köyü 101 ada 58 parsel sayılı 1510 m2 yüzölçümlü taşınmazın yörede yapılan ve kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları dışında bırakılması nedeniyle bu tür taşınmazlar yönünden Hazinenin salt orman savı ile dava açamayacağından davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazine tarafından salt orman iddiasına dayalı olarak açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman savı ile açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine göre yapılan ve 24/11/1992 – 24/12/1992 tarihlerinde ilan edilen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dava konusu taşınmazın eski tarihli ... fotoğrafı, memleket haritasının uygulanması sonucu orman olduğu ve orman bitki örtüsü kaldırılarak tarla haline getirildiği, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakılmasının taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağı niteliğini değiştirmeyeceği, kadastro sırasında belgesizden zilyetliğe dayalı olarak davalı adına tapu kaydı oluşturulmasının yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu,
taşınmaz dört yönden 3725000 m2 yüzölçümlü 101 ada 86 sayılı orman parseli ile çevrili olması nedeniyle orman içi açıklık niteliğinde olması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince özel mülkiyete konu olamayacağı anlaşılmaktaysa da, davacı Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile dava açmayıp, salt orman iddiası ile dava açıldığı,
Daire bozma kararında Hazinenin salt orman iddiası ile dava açmış olması ve kesinleşmiş orman tahdidinin varlığı halinde taşınmazın orman niteliğinin tahdit haritasının uygulanması ile belirleneceği, taşınmaz da tahdit dışında kaldığına göre Hazinenin davasının reddine karar verilmesine işaret edildiği ve mahkemece de bozma kararına uyularak davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hak gözönünde bulundurularak "Hazinenin salt orman iddiası ile açtığı davanın reddine" karar verildiği,
Hazine tarafından devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olduğu hukuki sebebine (vakıası) na dayanarak 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan her zaman tapu iptal ve tescil davası açılabileceği (H.G.K.nun 24/03/1999 gün ve 1999/1-170-167 ve 05/05/1999 gün ve 1999/1-304-260 ve 21/02/1990 gün ve 1989/1-70-101 sayılı kararları.) böyle bir davada dayanılacak hukuki vakı'a değişik olacağından, temyize konu bu dava yeniden açılacak davada kesin hükümde olmayacağından, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre,
yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j Maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 17/03/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.