KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2008/1494 E., 2008/4727 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2008
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
778 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki “KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ” davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayılı yazılı hükmün;Dairemizin “15/03/2007” gün ve “2007/ 2424-3239” sayılı ilamıyla “BOZULMASINA ” karar verilmiş, süresi içinde “DAVALI HAZİNE” tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüdü:
KARAR
Kadastro sırasında Kırıkuşağı Köyü 142 ada 209 parsel 2/B madde uygulaması sahasında kalması nedeniyle, aynı ada 287 parsel ise orman olması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı zilyetliğe ve 1957 tarihli vergi kaydına dayanarak dava açmış, mahkemece keşif giderleri yatırılmadığından Kadastro kanununun 28. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve dava konusu parsellerin tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle dairece (çekişmeli 142 ada 209 parsele 2/B madde sahası, 287 parsele orman niteliğiyle Hazine adına tespit edildiği,ormanların mülkiyeti Hazineye ait olduğundan davada ... yanında Hazineye de zorunlu dava arkadaşı olması nedeniyle husumet yöneltilmesi gerektiği halde,
Hazinenin davaya dahil edilerek taraf koşulu oluşturulmadığı doğru olmadığından,öncelikle Hazine davaya dahil edilerek husumet yaygınlaştırılmalı, bu şekilde taraf koşulu yerine getirildikten sonra tarafların göstereceği tüm delillerde toplandıktan sonra keşif giderlerinin yatırılmasına karar verilmesi gerektiği nedeniyle bozulmuştur. Bu kez davalı Hazine vekil davada zaten taraf olarak yer aldıkları iddiasıyla kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Yapılan incelemede her ne kadar yerel mahkemece karar başlığında Hazine taraf olarak gösterilmemiş ise de , 209 parselin dava edildiği Kadastro Mahkemesinin 2004/ 65 esas sayılı dava dosyasında hazine ve orman yönetiminin birlikte davalı olarak gösterildiği ,Hazine adına yöntemince çıkarılan davetiye üzerine duruşmaya geldiği, 01/03/2005 tarihli duruşmada bağlantı nedeniyle, Kadastro Mahkemesinin 2004/75 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiği, ancak 09/03/2006 tarihli duruşmada ise 209 ve 287 parselin dava edildiği dosyaları tefrikine karar verildiği ve 2006/68 Esasa (temyize konu davadır) kaydedildiği anlaşılmıştır.
Bu duruma göre Hazinenin karar başlığında taraf gösterilmediği ancak davada taraf olarak yer aldığı anlaşılmış olup, dairece Hazinenin davada taraf olmadığı ve davaya dahil edilmesi konusundaki bozma bölümü maddi yanılgıya dayalı ise de hazine davada taraf olmasına rağmen,yerel mahkemenin nihai karar başlığında gösterilmemesi H.Y.U.Y.nın 388/2 maddesine aykırıdır .
Diğer yandan yerel mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 28. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir.Şöyle ki. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 28. madde dava sebep ve delillerinin ilk oturuma kadar bildirilmesi zorunluluğunu düzenlemektedir. Davacı vekili 07/02/2005 havale tarihli dilekçesiyle dava sebep ve delillerini mahkemeye bildirmiştir.
Mahkemece 23/03/2006 tarihli oturumda 03/06/2006 gününde keşif yapılmasına ve davacının noksan keşif avansını yatırması için davacıya meşruhatlı davetiye çıkartılmasına karar verildiği ancak,keşif avansının hangi tarihe kadar tamamlanarak yatırılması gerektiğinin belirtilmediği ,ayrıca,tarafların tanıklarının isim ve adreslerinin belirlendikten sonra keşif günün keşif günü hazır bulundurulmaları konusunda adlarına davetiye çıkartılması gerektiği halde, davacının tanıklarının keşif yerinde hazır edilmesi istenildiği nedenleriyle , keşif ara kararıyla verilen kesin süre yasaya uygun değildir.
Yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y. m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur.
Bu kararda keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel ve/veya kesin önelin avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi; bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (492 Sayılı Harçlar Yasası m. 34); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden;
mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, araç için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi yanında, yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğünün gözönünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.Y.U.Y. m. 414, 163 açısında bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E., 1975/258 K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. 1983/141 K. H.G.K. 30.12.1992 t. 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20 H.D. 14.12.1992 t, 1992/16198-7040).
Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz ... olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.
Yukarıda açıklanan, yasa ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına aykırı olarak kurulan ara kararları sonucu verilen önel ve kesin önele uyulmadığından söz edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2008/1494, K. 2008/4727, 25 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama