KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2008/2649 E., 2008/4234 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2008
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Davalılar
- ORMAN BAKANLIĞI -ORMAN YÖNETİMİ
Karar Metni
847 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki ormman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılarca istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, ... Köyü, Kuzgunlutaş mevkiiinde davacının zilyetliğinde bulunan taşınmazın yörede 10.06.2005-10.12.2005 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu sırasında orman sınırı içinde bırakıldığını belirterek, işlemin iptali ile taşınmazın orman sınırı dışına alınmasını istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 23.02.2006 tarihli krokide (A) işaretli 2822 m2 taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılmasına, (B) ve (C) bölümlerinin orman olarak sınırlandırılmasına, Orman Bakanlığı aleyhine açılan davanın husemetten reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılarca temyiz edilmiştir.
Dava, 6 aylık süre içinde açılan orman tahdidine itiraz niteliğindedir.
Yörede arazi kadastrosu, dava açıldıktan sonra 2007 yılında yapılmıştır
1) Davacının (B) ve (C) bölümlerine yönelik temyiz itirazları bakımından;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde -yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, bu bölümlere yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davalıların (A) bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;hükme esas alınan uzman bilirkişi ... ... tarafından hazırlanan raporda taşınmazın ... bilirkişi raporunda (A) işaretli bölümünün açık alanda, (B) ve (C) işaretli bölümünün yeşil alan da kaldığı açıklanmışsa da Dairenin 11/07/2006 tarihli geri çevirme kararı üzerine dosyaya sunulan kadastro paftası ile çakıştırılmış memleket haritasında çekişmeli taşınmazın olması gereken yere göre yanlış yerde daha kuzeydoğuda işaretlendiği,daha evvel dosyaya sunulan 24.02.2006 tarihli rapora ekli krokide ise (A) bölümünün davası reddedilen (B) ve (C) bölümlerinden hiçbir farkının bulunmadığı,
kadastro paftasında dahi taşınmazın parsel numarası almadığı, 376 ada 1 parsel içinde Devlet Ormanı olarak tesbit harici bırakıldığı, eylemli halde üzerinde kızılçam ağaçları ve toprakta humus tabakası bulunduğu, sınırda bulunan ve gerçek kişiler adına belgesizden tespit edilen 199 ada 1 ve 200 ada 1 parsellerle birlikte orman içi açıklık konumunda olduğu anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda ... ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda ..., inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle ... açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda ... ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, ... ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.
Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan ... kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan ... kazanımından söz edilemez.
Bu durumda (A) bölümü hakkında da (B) ve (C) bölümlerinde olduğu gibi davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi nedeniyle (A) bölümü hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2008/2649, K. 2008/4234, 19 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama