KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2008/648 E., 2008/4648 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
793 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı gerçek kişi, 14.01.1957 tarihide ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada Kürkçüler Köyü;
1) Avlıkürü mevkiinde; ...: ... ... ..., ...: ... ..., ...: ... ..., Güneyi: Kendisi ile çevrili yaklaşık 1 dönüm ev ve avlusu,
2) ... Yurt mevkiinde; ...: ..., ...: ... ..., ...: ... ..., Güneyi: Harıplı Burun ile çevrili yaklaşık 2 dönüm tarla,
3) Kirseyanı Mevkiinde; ...: ... ...: ... ..., ...: ... Yolu, Güneyi: ... ile çevrili yaklaşık 5 dönüm zeytinlik,
4) ... ... Mevkiinde Doğusu: Şahanlı Deresi, Batısı: ... ...,...: ... Yolu ile çevrili yaklaşık 8 dönüm zeytinliğin orman kadastrosunca orman tahdit sınırları içine alındığını, oysa bu yerlerin orman niteliğini tamamen kaybetmiş ... alanları olduğunu ileri sürerek çekişmeli yerlerin orman kadastro sınırları dışına çıkarılmasını istemiştir.
Mahkemece Ziraat Vekaleti Orman Umum Müdürlüğünün 26.08.1959 tarih 5877 - 298 sayılı cevap yazısı doğrultusunda dava dilekçesinin 2. ve 4. sırasında yer alan ... Yurt Mevkii ve ... ... Mevkiinde bulunan taşınmazlarla ilgili davanın reddine, dava dilekçesinin 1. ve 3. sırasında yer alan Avlıkürü Mevkii ve Kirse Yanı Mevkiinde bulunan taşınmazlarla ilgili davanın kabulü ile bu taşınmazlarla ilgili orman kadastrosunun iptaline karar verilmiş, hüküm ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin dosyaya getirtilmesi ve davanın yasal süresi içinde açılıp açılmadığının denetlenmesi gereklidir.
Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086-174 sayılı karında kabul edildiği gibi, hak arama özgürlüğünün sınırsız olarak kabulü kamu düzenini aksi yönde etkileyeceği, hak düşürücü süre ile mülkiyet ... değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırıldığı, bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun dava engellerinden olması nedeni ile mahkemelerce kendiliğinden ilk önce incelenmesi gerektiği, bir davadan hak düşürücü süre varsa davanın dinlenemeyeceği gözetilmelidir.
Bundan ayrı yörede genel arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa taşınmaz hakkında tutanak düzenlenip düzenlenmediği de araştırılarak tutanak düzenlenmişse temyize konu davanın halen derdest olduğu nazara alınarak tutanağın kesinleşmediği ve bu durumda davaya bakmanın kadastro mahkemesinin görevinde olduğu da gözetilmelidir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi zorunludur.
6831 Sayılı Orman Yasasında değişiklik yapan 1744 Sayılı Yasanın 04/07/1973 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra, bu yasanın 9. maddesi hükmü gereğince bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususu yerinde uzman bilirkişiler eşliğinde yapılacak araştırmaya göre belirlenir. Temyize konu dava bu kanunun yürürlük tarihinde halen derdest bulunduğundan Orman Genel Müdürlüğünden görüş sorularak uyuşmazlığın çözülmesi mümkün değildir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen ... ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir ... elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;
orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2008/648, K. 2008/4648, 25 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama