Davacı vekili, ... Köyü 86 parsel sayılı 5500 m2 yüzölçümlü taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığından davalı adına kayıtlı tapunun iptalini ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden sonra 25.10.2003 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. 1967 yılında yapılan genel kadastroda dava konusu taşınmaz Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, 1995 yılında 4070 Sayılı Yasa hükümlerine göre davalıya ... ve tapu kaydı üzerine "Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün izni olmadan ... dışı amaçla kullanılamaz" şerhi konulmuştur.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve ... bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu,
dava konusu taşınmazın 2003 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı; davacı, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu,
bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023. (E.M.Y. 931 - İsviçre M.Y.974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı, 4070 Sayılı Yasada ormanların satılacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, davalı ...’in satış bedelini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bu yeri kendisine satan Hazine’den alabileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak.
İl Özel İdaresi Köylere Hizmet Götürme birliğinin yasal hasım olduğu gözetilmeden aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüş olmakla, 26/02/2009 günlü kararın hüküm bölümünün 5, 6 ve 7 numaralı bentlerin tamamen hükümden çıkartılarak; bunların yerine beş numaralı bent olarak,
“5-Kabul edilen miktar üzerinden hesap olunan 378,00.- TL harçtan peşin alınan 94,50.- TL. harcın mahsubu ile bakiye 283,50.-TL. harcın davalı ...’den alınmasına”, altı numaralı bent olarak “6 - davacı Yönetim tarafından yapılan 492,94.-TL yargılama giderinin davalı ...’den alınmasına”, yedi numaralı bent olarak da, “7- Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine gereğince hesaplanan 840,00.- TL. nisbi vekalet ücretinin davalı ...’den alınmasına” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA,
aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 14.10.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.