KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/12697 E., 2009/14573 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki orman kadastrosunun iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar 16.06.1999 günlü dilekçelerinde, muristen kalan kısım 1945 tarih 3 numaralı tapulu yerin orman sayılmayan yer olduğu iddiası ile orman tahdidinin iptalini, adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece 167 ada 8 parsel içinde kalan a= 3676 m2 bölümün tapusunun iptaline, davacılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1996 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır.
İncelenen dosya kapsamına göre, dava konusu edilen 3676 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 167 ada 8 parsel sayılı taşınmazın içinde bulunduğu, bu parselin tutanağının genel arazi kadastrosu sonucu düzenlenip, 31.03.2005 - 29.04.2005 tarihleri arasında askı ilanına alındığı, eldeki davanın 16.06.1999 tarihinde açılmış olması nedeniyle kadastro tutanağının kesinleştirilmiş olmasının öneminin bulunmadığı ve eldeki davanın kadastro tespitine itiraza dönüştüğü anlaşılmaktadır.
3402 Sayılı Yasanın 27. Maddesinde "mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer" hükmü yer almaktadır.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir.
O halde, bütün bu maddi ve hukuki olgulara göre yargılama devam ederken kadastro tutanağı düzenlendiği anlaşılan taşınmaza ilişkin davada kadastro mahkemesinin görevli olduğu düşünülmeden işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2009/12697, K. 2009/14573, 12 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama