KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/14690 E., 2009/15569 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tazminat davası sırasında davacı taraf 12/05/2009 günlü dilekçesiyle reddi hakim yoluna başvurmuştur. Bu konuda verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ..., 12.05.2009 günlü dilekçesinde yargılamanın 06.05.2009 tarihli celsesindeki ara kararların yanlı olduğu iddiası ile mahkeme hakimi ... (...) hakkında Adalet Bakanlığına şikayette bulunulduğunu belirterek reddi hakim talebinde bulunmuştur. Mahkeme Hakimi ... ...; reddi hakim talebinin yerinde olmadığını, ancak bu aşamadan sonra vereceği kararın doğruluğu hususunda davacı üzerinde tereddütler oluşacağını, adalet duygusunun en ... bir kuşkuyu kabul etmesinin mümkün olmadığını belirterek davadan çekindiğini belirtmiştir. Konuyu inceleyen merci reddi hakim talebini kabul etmiş, hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Duruşma hakiminin davadan çekinmesinde ileri sürdüğü gerekçe dikkate alındığında, hakimin çekinmesinin H.Y.U.Y.'nın 28. maddesi anlamında çekinme değil, aynı yasanın 29. maddesindeki hakimin kendi kendini reddetmesi şeklinde algılanması gerekir. Çünkü, hakimin çekinme kararı verebilmesi, ancak H.Y.U.Y.'nın 28. maddesindeki hallerden birinin varlığı halinde mümkündür. Dava, dosyasındaki bilgi ve belgelerden, H.Y.U.Y.'nın 28. maddesindeki anlamda ve hakimin çekinmesini gerektirecek şekilde bir bulguya rastlanmadığı gibi, hakimin kendi kendisini reddetmesine ilişkin kararını yerinde bulan merci kararında da, hukukça korunabilecek bir neden veya delile dayanılmadığı görülmüştür.
Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa mad. 9) Hakimler görevlerinde bağımsızlardır. Anayasa, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle, hakimler önüne gelen uyuşmazlıkları yasal çerçevesinde çözmek zorundadırlar.
Bu işlemi yaparken hakim, bir olayla ilgili kuracağı hükümle, tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp, hedefleyerek çalışmalı, yasalardan aldığı güçle hareket etmelidir.
Hakim, tarafların geçerli ve yasal delillere dayanmayan soyut iddiaları karşısında başkalarına ve kendisine yabancı kalarak, hukukun ne dediğini söyleme yetkisini kullanıp, yargılama işlemi ile yargı kararlarının kişisel görüş, inanç ve duyguların aracı olamayacağını, aksine hakimlerin, yansız ve yasalardan aldığı güçle adaleti sağlamaya çalıştığını davanın taraflarına inandırmalıdır.
Belirtilen olgular ışığında maddi delillerle desteklenmeyen soyut iddialar dayanak gösterilerek hakimlerin davadan çekinmeleri adaletin gecikmesine ve tabi hakim ilkesinin zedelenmesine yol açacağından kabul edilemez. Bu nedenle, mercinin hakimin çekinmesini kabul eden kararı bu yönü ile bozulmalıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2009/14690, K. 2009/15569, 26 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama