Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.04.2008 gün ve 2008/1945-5696 sayılı bozma kararında; “Hazine, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı iddiasında bulunduğuna ve taşınmazların bitişiğinde de orman niteliği ile Hazine adına tespit edilen parseller bulunduğuna göre, taşınmazın orman olup olmadığı ve önceki hukuki durumu araştırılmalıdır. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, orman tahdidinin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise buna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme, askı ilan tutanakları ile orman tahdit haritası, eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, bundan sonra öncelikle orman sınırlandırılması 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınarak yapılmış ise,
halen ... ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ... memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, ... fotoğraflarından,
varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır.
Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre,
orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan ... fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2 /B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek,
çekişmeli taşınmazların orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı,
ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan ... fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli;
sınırlandırma, 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış ve taşınmazlar, tahdit sınırları dışında kalıyor ise veya sınırlandırma hiç yapılmamışsa, bu kez, eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmazlar ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle, bu belgelerde taşınmazların ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeğikadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, taşınmazların 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde yazılı orman içi açıklığı konumunda bulunup bulunmadıkları da araştırılıp, orman içi açıklıklarının orman sayılacağı ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gözetilerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, davanın kabulü ile dava konusu 110 ada 4 sayılı parselin kadastro tespitinin iptaliyle bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 11.477,16 m2'lik kısmının son parsel numarası verilerek davacı adına çayırlık niteliği ile tapuya tesciline, (B) ile gösterilen 38.523,61 m2'lik kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4.maddesi gereğince orman sınırlandırması yapılmış, davalı parsel orman sınırı dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; davaya konu taşınmaz 110 ada 14 parsel olduğu halde hüküm fıkrasında 110 ada 4 parsel olarak yazılması yanlış ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında yer alan “Dava konusu Bingöl Merkez ...
Köyü 110 ada 4 nolu parselin bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 11.477,16 m2'lik kısmının ... adına yapılan tespitinin iptali ile davacı ... oğlu 1970 doğumlu ... adına ... niteliği ile tespit ve tesciline, aynı adanın son parsel numarasının verilmesine”, “Yine 110 ada 4 nolu parselin bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 38.523,61 m2'lik kısmının davalı ... adına tespit gibi tesciline” cümleleri kaldırılarak, bunun yerine, “Dava konusu Bingöl Merkez ...
Köyü 110 ada 14 nolu parselin bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 11.477,16 m2'lik kısmının ... adına yapılan tespitinin iptali ile, davacı ... oğlu 1970 doğumlu ... adına ... niteliği ile tespit ve tesciline, aynı adanın son parsel numarasının verilmesine”, “Yine 110 ada 14 nolu parselin bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 38.523,61 m2'lik kısmının davalı ... adına tespit gibi tesciline” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA,
Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 07/12/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.