KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/20018 E., 2010/2567 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
1.183 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi vekili ile Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında davaya konu ... Köyü 726 parsel sayılı taşınmaz, tapu kaydı ve zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir.
Davacı ... ... ve arkadaşları dava konusu taşınmazın, ..... Köyünde öncesinde 3 ... arazisine ait tapu kayıtları kapsamı içerisinde kaldığını, tapuların dış hudutlarının ... ...İskelesi, ..., ... ..., ...Gediği,..., ...
Çiftliği,...dışındaki ..., ...Çiftliği ve ...olduğunu ve bu hudutların askeri haritalarda yer aldığını davalı veya mirasbırakanlarının 1952 yılına kadar bu araziyi %25 hâsılat kirası vererek fer’i zilyet sıfatıyla tarım arazisi olarak kullandıklarını,ancak hukuk dışı eylemlerle taşınmaza sahiplenmeye çalıştıklarını, geldi kayıtlarında icareteynli vakıf olarak ... tapu kaydının 1961 yılında taviz bedeli ödenmek sureti ile vakıfla ilişiğinin kesildiğini, bu vakıfların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kadastro çalışmaları sırasında ise bilirkişilerin gerçekleri sakladıklarını,
sabit hudutlu olmaları nedeniyle miktarına itibar edilmesi gereken tapuların kapsamındaki ormanların, 4785 Sayılı Kanunla devletleştirilmesinden dolayı bunların bedelleriyle ilgili olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın devam ettiğini ileri sürerek komisyon kararının iptali ile taşınmazın tapu malikleri adına tescili istemiyle dava açmışlardır
... VE ..., davacı ... Şereflinin murisleri ..., ... ve ... ...nin, dava dışı ... ... isimli kişiye satmayı vaat ettikleri yerlerin bu defa anılan kişi tarafından 1991 ila 1994 yıllarıarasında düzenlenen sözleşmelerle kendilerine satışın vaat edildiğini belirterek Ayten'e ait payın ½ oranında adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır. Davalılar ise taşınmazın kendilerine ait olduğunu; davacıların taşınmazda malikiyetlerinin söz konusu olmadığını, dayandıkları tapu kaydının hukuken geçerli bir tapu kaydı olmadığını bu nedenle de davanın reddi gerektiğini belirtmişlerdir.
Mahkemece, davacı ve katılan davacıların davasının reddine davaya konu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş, karar davacılar tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 14/07/2006 gün ve 2005/8782-2006/5523 sayılı kararı ile (Araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığından yeniden yapılacak keşif sırasında, tapu kayıtlarının miktarıyla geçerli olduğu ve davalı tarafın yokluğunda 1996/11 esas sayılı dosya üzerinden yapılan kapsam tayininin bağlayıcı olmayacağı nazara alınarak, tapu kayıtları ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup kayıtta ... hudutlar mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmesi,
bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen hudutlar teknik bilirkişilere haritasında işaret ettirilmesi, kayıtların hudutlarının taşıdığı özellikler ve intikallerdeki değişiklikler konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınmalı, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu sorulup saptanmalı, tesbite aykırı sonuca varıldığı takdirde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılması,
teknik bilirkişilere tapu kayıtlarının miktarlarıyla geçerli olduğu nazara alınarak sabit hudutlardan başlamak üzere her tapu kaydının miktarı kadar araziyi gösterir keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, tapu kayıtların sabit hudutlardan başlamak üzere miktarı kadar yer ayırırken davacılar adına tesbit edilip kesinleşen taşınmazlarla kamulaştırılan arazi bölümleri dikkate alınması, dayanılan tapu kayıtlarının miktar itibariyle davaya konu parseli kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlendikten sonra karar verilmesi gereğine) değinilmiştir.
Bozmadan sonra, ORMAN YÖNETİMİ davaya taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek orman niteliğinde hazine adına tescili,HAZİNE,özel mülkiyete konu olacak taşınmazlardan olmadığını belirterek hazine adına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
Mahkemece, bozmaya uyularak, Davacılar ... ... ve arkadaşlarının ve katılan Hazinenin davasının REDDİNE, katılan davacı ... YÖNETİMİNİN DAVASININ REDDİNE, davaya konu taşınmazın tespit gibi davalı adına tesciline, katılan ... ve ...’ın dava dilekçelerinin GÖREV YÖNÜNDEN REDDİ ile,görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren en geç 10 gün içerisinde başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine karar verilmiş, ORMAN YÖNETİMİ vekili, davalı HAZİNE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ... serisi olarak, 1967 yılında yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 22 numaralı orman kadastro komisyonunca 1981 yılında yapılıp 24.07.1981 tarihinde ilan edilerek 24.07.1982 tarihinde aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmemiş olan aplikasyon ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki;bir örneği dosyada yer alan orman kadastro haritası ile davaya konu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin uzman bilirkişi krokisindeki orman sınır hatlarında uyumsuzluk bulunmaktadın. Orman kadastro haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz. Bundan ayrı,davalı gerçek kişinin dayandığı tapu kaydının, ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/ 153 E – 1979/171 K sayılı tescil ilamı gereğince tapuya tescil olunduğu; tapu maliki tarafından taşınmazın davalıya 31.03.1986 tarihinde devredildiği anlaşılmaktadır.Ne var ki, mahkemece davalının dayandığı tapu kaydının taşınmaza aynen uyduğu kabul edilmiş ise de yapılan uygulamanın hatalıdır.Çünkü tapu kaydının dayanağı tescil tescil krokisi ile davaya konu parselin çapının tam olarak benzerlik göstermediği gibi, tapunun 5319 m2 yüzölçümünde olduğu, davaya konu parselin ise 5676,05m2 yüzölçümünde olduğu ikisi arasında 357,05 m2 fazlalık bulunmaktadır.Eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen ... ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ... memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde ... “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında
tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır.
Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde ... esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda ... mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu,
aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek,
çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda ...
Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde ... tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir
Keşifte,davalı gerçek kişinin dayandığı 1986 tarih 10 sayılı tapu kaydı ile,dayanağı, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/ 153 E – 1979/171 K sayılı tescil ilamının krokisi,yerel bilirkişiler ve ... ehli aracılığı ile ... parsellerin dayanakları ile denetlenerek 3402 sayılı yasanın 20/A maddesi gereğince tapu kaydının dayanağı tescil ilamı krokisinde ... bulunan kenar uzunlukları ve açılar dikkate alınarak kroki çapı yöntemince uygulatılarak kroki çapına itibar edilmeli, kroki çapı dıyşındaki kısmın ormandan açıldığı göz önünde bulundurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2009/20018, K. 2010/2567, 2 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama