İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2009/2004 K.2009/5580

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi,…

Esas2009/2004Karar2009/5580Tarih1 Nisan 2009Okuma6 dk · 1.119 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/2004 E., 2009/5580 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
1 Nisan 2009
Mahkemesi
Kadastro Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.119 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

30.03.2000 yılında 3402 Sayılı Yasanın 22.maddesi uyarınca kadastro dışı bırakılan yerlerde yapılan kadastro sırasında ...

Köyü 332, 333 ve 334 parsel sayılı sırasıyla 126,30 m2 - 1.329,43 m2 - 2.799,93 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, senetsiz ve belgesizden 332, 333, 334 ve 102 parsellerin bir bütün olarak ... ...’nın 20 yılı aşkın süreyle zilyetliğinde bulunduğu, 1988 yılında ... ve ....’na sattığı, bunlarında 1995 yılında ...’e sattıkları, 1995 yılından bu yana ...’in zilyetliğinde bulunduğu,

ancak 332, 333 ve 334 parsel sayılı taşınmazların 1962 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu sırasında orman olarak kadastro dışı bırakıldıkları, daha sonra orman kadastro komisyonunca 21.10.1982 tarihinde düzenlenen İstanbul F22-C-24-D paftasında bu yerlerin ormanla ilgilerinin bulunmadığından sarıya boyanıp kültür arazisi olarak belirtildiklerinden söz edilerek bahçe nitelikleri ile Hazine adına tespit edilmişlerdir.

Davacı ..., satış senedi ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazları 1995 yılında ... ve ...’ndan satın aldığı, kadastro tesbitlerinin iptal edilerek adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların kadastro tesbitlerinin iptal edilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasa hükümlerine yapılıp 05.12.1942 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1962 yılında genel arazi kadastrosu, 19.11.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 15.08.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2896 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması, 14.11.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasa hükümlerine yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.

Mahkemece, taşınmazların orman sayılmayan ... arazisi niteliğinde bulundukları, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davacı adına tescile karar verilmişse de, delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür.

Yörede 1962 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazların bulundukları alanın bitişikteki 1942 yılında kadastrosu yapılan ... Devlet Ormanı ile birlikte Devlet Ormanı nitelemesi yapılıp pafta üzerine yazılarak tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.

İlk orman kadastro harita tutanakları yöntemine göre uygulanmayıp aplikasyon haritasının uygulanması ile yetinilmişse de, bu durum aşağıda izah edileceği gibi sonuca etkili değildir.

H.G.K.nun 21.01.2004 gün 2004/8 - 15 - 7 ve 12/05/2004 gün 2004/8-242-292 ve 12/03/2008 gün ve 2008/20-214-241 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgede arazi kadastrosu 1962 yılında 5602 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğü sırasında yapıldığı ve davaya konu taşınmazın tesbit dışı bırakıldığı tartışmasızdır.

Burada halledilmesi gereken sorun, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların hangi nitelikte tesbit dışı bırakıldığı konusudur.

3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başlandığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır.

Bir diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3).

Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir.

Bu uygulama 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.

1962 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazlarla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde kalan ve kalmayan arazi bölümlerinin tamamı kadastro paftası üzerine Devlet Ormanı nitelemesi yapılarak tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazların bitişiğindeki ya da yakınındaki arazi bölümünün ise ... arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır.

Arazinin konumu ve davalı taşınmazlar ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri göz önünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır.

Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazların 1942 yılında yapılan orman sınırları dışında olduğunu ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi düşüncesine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazların öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir.

6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, "Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır." zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir.

Yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 - 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerin de orman sayılacağı kabul edilmiştir. Kaldı ki 1944 tarihli memleket haritasında çekişmeli taşınmazlar yeşil renkli ormanlık alanda gözükmektedir.

Tesbit edilen bu durumlara göre, yöredeki Devlet ormanlarının kadastrosunun 1942 yılında yapıldığı, 1962 yılında yapılan genel kadastroda çekişmeli parseller kadastro paftası üzerine Devlet Ormanı nitelemesi yapılarak tesbit harici bırakıldıkları 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile o tarihte var olan özel ve tüzel kişilere ait bütün ormanların hiç bir bildirime gerek kalmaksızın devletleştirildiği, bu nedenle, 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce bu yerde yapılan orman kadastrosunun uygulanması sonucu taşınmazların orman niteliğinin belirlenmesinin mümkün olmadığı,

1942 tahdit haritasının ve tutanaklarının uygulaması yetersiz ise de, yörede 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre bir orman kadastrosu yapılmadığından bu eksikliğin sonuca etkili olamayacağı, çekişmeli taşınmazların en eski 1944 tarihli memleket haritasında yeşil renkli ormanlık alanda gözüktükleri,1962 yılında da eylemli orman olması nedeniyle tespit harici bırakılan taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, İstanbul İline içme ve kullanma suyu sağlayan ...

Barajının su havzasının koruma bandı içinde kaldığının bilirkişi raporunda belirtildiği, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan ve su havzasında kalan yerlerin dahi Hazine tarafından yeniden Orman Genel Müdürlüğüne orman yetiştirilmek üzere tahsis edildiğinin aynı bölgede Daireye temyiz incelemesi için gelen bir çok dosya içindeki evraklardan anlaşıldığı çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin 1957, 1976, 1997 ve 2005 tarihli memleket haritalarında dahi bitişikdeki devlet ormanının devamı ve yeşil orman alanında göründüğü,

bu durumda tesbit gününe kadar imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının dahi oluşmadığı esasen Anayasanın 169, 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/2. maddeleri gereğince ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı gözönünde bulundurularak dava konusu parsellerin öncesinin orman olduğu, üzerlerindeki orman bitki örtüsünün sonradan ortadan kaldırıldığı ve bitişik Devlet Ormanının devamı niteliğinde bulundukları anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine gerek olmadığına 01/04/2009 günü oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2009/2004, K. 2009/5580, 1 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/2004
Karar No
2009/5580
Tarih
1 Nisan 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/2004 K.2009/2734
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2009/2004 K.2009/2727
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/2005 K.2009/1659
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2009/2007 K.2009/2668
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2009/2007 K.2009/4964
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/2008 K.2009/1644

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.