KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/10746 E., 2010/13834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
834 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında .... Köyü 586’dan 621 parsele kadar toplam 36 adet taşınmaz, 25.12.1959 tarih 15 sayılı tapu kaydı ile davacıların murisi Muammer Kaplan adına tesbit edilmiş, davalı olmaları nedeniyle malik haneleri boş bırakılarak kadastro mahkemesine devredilmişlerdir. Davacı ..., 25.12.1959 tarih 15 nolu tapu kaydına, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/238 E.-1977/1 K. sayılı meni müdahale dosyasının kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle ve kal iddiasıyla dava açmıştır.
Davalı ve davacı konumundaki ... Yurt ise. Alçı Köyü Belenkavak mevkiinde murisi Süleyman Yurt tarafından üzerinde ev bulunan yerin, kendilerine ait olduğu gerekçesiyle davacının dayandığı tapu kaydının iptali ile taşınmazın adına tescilini istemiştir. Müdahil davacı ...
Yönetimi ise, önce dahili davalı olarak davaya mahkemece katılmış, bilahare harcını yatırmak suretiyle davaya müdahil olmuş ve taşınmazların kesinleşen orman kadastrosu içerisinde kaldığı savıyla, taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece, davacı gerçek kişinin davasının kabulüne ve dava konusu parsellerin tespitteki gibi, veraset ilamı gereğince Muammer Kaplan mirasçıları adına tapuya tesciline ilişkin verilen karar davalı ...
Yurt vekili ile müdahil Orman Yönetiminin temyiz istemi sonucunda 20. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2001 gün 2001/1192-1678 E.K sayılı karar ile bozularak mahkemesine iade olunmuştur. Mahkemece 22/06/2001 günlü duruşmada bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir. Yargılama sırasında 1985/56 E – 2000/11 K sayılı kararın Hazineye tebliğ edilmediği anlaşıldığından, karar, davalı hazineye tebliğ edilmiş ve Hazine tarafından aleyhe olan kısımlar yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 19.11.1969 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra yargılama sırasında 12.04.1990 tarihinde yapılıp dava tarihinde eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Taşınmazlar her iki uygulamada da tahdit sınırları dışında kalmıştır.
Mahkemece 1985/56 E. - 2000/11 K. sayılı karar ile verilen karar, Dairemizce 26.02.2001 tarih 2001/1192 E. - 1678 K. sayılı karar ile “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Bölgede yapılan ve kesinleşen bir tahdit varsa, bir yerin orman olup olmadığı tahdit haritasının uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar uzman orman bilirkişiler çekişmeli taşınmazların tespit tarihinden önce yapılan 1969 yılında kesinleşen tahdit dışında kaldığını bildirilmişse de tahdit hattı ile irtibatlı kroki düzenlememişlerdir. Bu haliyle taşınmazların tahdit hattına göre konumlarını denetleme olanağı yoktur.
Davacıların tutunduğu ve çekişmeli parsellerin tespitine esas alınan 25.12.1959 tarih ve 15 nolu tapu kaydının ilk geldisi Eylül 1950 tarih 29 ve 30 nolu tapu kayıtları olup, muris Muammer Kaplan tasarrufunda iken 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre Haziran 1951 tarih 9 sıra nolu kayıtla 921 hektar 1816 m2’lik bölümü kamulaştırılmış, bedeli tamamen hak sahibine ödenerek ferağ işlemi sonucu 11.06.1951 tarih 9 numarada Hazine adına tescil edilmiştir.
Dayanılan 1959 tarih 15 nolu tapu kaydı arazi niteliğinde ve 163500 m2 yüzölçümündedir. Yapılan keşif ve uygulamalarda yerel teknik bilirkişilerin beyan ve raporlarında tapu kaydının çekişmeli parsellere uyduğunu bildirmişlerdir. Ne var ki; dayanılan ifraz tapusunun diğer bölümü 4785 Sayılı Yasa hükmüne göre kamulaştırılmak suretiyle Hazine adına tescil edilmiş olduğundan, ifraz haritası ve kamulaştırma evrakı getirtilip yerine uygulanmaması da doğru değildir.
Bu nedenle mahkemece yapılacak ...: öncelikle kesinleşmiş tahdit haritası ve dayanak tapu kayıtlarının kamulaştırmaya bağlı ifraz haritası yerinden getirtilmeli; önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı taktirde, orman mühendisleri ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, tahdit haritası çekişmeli taşınmazlara uygulanmalı, tahdit haritasında ve çalışma tutanaklarında numaraları yazılı bulunan orman tahdit sınır noktaları arazi üzerinde bulunmalı,
tahdit hattına göre taşınmazların konumunu duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren tahdit hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmelidir.
Bundan ayrı; dayanılan tapu kaydı ve müfrez Hazine tapusuna ait ifraz haritası ayrıca taşınmazların bulunduğu yere ve çevresine uygulanmalı, tapuların hudutları yerel bilirkişilere ayrıntılı biçimde sorularak irdelenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri çevre parsel kayıt uygulamasıyla da denetlenmeli, ifraz krokisi ile tapu kayıtlarının miktar olarak kapsamı saptanmalı, keşfi izlemeye olanak veren toplu kroki düzenlettirilmelidir.
Dayanılan 1959 tarih 15 nolu tapu kaydının dört hududu orman okumaktadır. Bu durumda tapu kaydı miktarı ile geçerlidir. Tahdidin kesinleşme tarihi ile tespit tarihi arasında 20 yıl da geçmemiştir. Bu sebeple, parseller toplamı ile tapu miktarı arasında varsa kayıt fazlasının zilyetlikle kazanılma olanağı yoktur. Kayıt miktar fazlasının ormandan açıldığının kabulü gerekir.
...’ın Tereke Mümessili olan davacı ... dava dilekçesinde kal isteğinde de bulunmuştur. Bilindiği gibi bu tür davalar yenilik doğurucu nitelikte olduğundan, 3402 Sayılı Yasanın 25/son maddesine göre kadastro mahkemesinin görevsiz olduğunun düşünülmemesi doğru değildir.
Kaldı ki; taşınmazların tamamı tespitten önce davalı olduğundan malik hanesi açıktır. 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi ilkesine göre, hakim resen taraf delilleriyle bağlı kalmadan gerçek hak sahiplerini arayıp adına tescille yükümlüdür. Bu nedenle; karşılık davacı olan Orman Yönetimi ve ... Yurt’un davaları hakkında da olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırıdır.” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Dairemizce bozulan mahkeme kararının başlığında Hazinenin taraf olarak gösterilmemesi usulü bir hatadır. Hazinenin taraf olduğu dava hakkında lehe veya aleyhe bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2010/10746, K. 2010/13834, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama