KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/11843 E., 2010/13314 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
894 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 12.04.2010 günlü hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili Avukat ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 26.10.2010 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden ... vekili Avukat ... Orman Yönetimi vekili Avukat... ile karşı taraftan Hazine vekili avukat ... ... geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü;
KARŞI OY
Hükmü temyiz eden davacı dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın adına tescili talebi ile dava açmış, yargılama devam ederken bölgede arazi kadastro çalışması yapıldığı ve çekişmeli taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmiş, çekişmeli taşınmaz için düzenlenen kadastro tutanağında dava konusu olduğu belirtilerek malik hanesi açık bırakılmıştır.
Yargılama sırasında keşif yapılmış, yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenmiş, orman yüksek mühendisi bilirkişi gerekçeli raporunda taşınmazın 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları dışında 1939 ve 1959 yılı hava fotoğraflarında ve memleket haritasında açık alanda, orman içi açıklık olmayan ve orman sayılmayan yerlerden, ziraat mühendisi bilirkişi ziraat arazisi, jeolog bilirkişi düşük eğimli ziraat toprağı olduğunu bildirmiş, yerel mahkeme gerekçeli kararında taşınmazın ormana bitişik ve içerisinde çam ağaçları bulunduğunu, zilyedlikle kazanılacak yerlerden olmadığını belirterek davanın reddine, taşınmazın tespit tutanağındaki vasfı ile (tarla) Hazine adına tesciline karar vermiştir.
Ancak, tüm dosya kapsamından ve yöntemine uygun şekilde yapılan bilirkişi incelemelerinden çekişmeli taşınmazın 1967 yılında kesinleşen orman sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden, ziraat arazisi olduğu, eylemli orman ve orman toprağı olmadığı, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği ile mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, bilirkişilerin gerçeğe aykırı rapor verdiği konularında herhangi bir iddia veya suç duyurusu bulunmadığı, taşınmazın doğu ve güneyindeki parsellerin zilyetleri adına tespit edilip, itiraz
edilmeksizin kesinleştiği, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde, H.Y.U.Y.'nın 275. Devamı maddelerine aykırı olarak yerel mahkeme hakiminin teknik bilgi gerektiren konularda kişisel gözlemine dayanarak taşınmazın kültür arazisi olmadığı, ekonomik amaca uygun zilyedlik bulunmadığı, taşınmazın fiili durum ile örtüşmeyen bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi,
usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, uzman bilirkişi raporlarına ve taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden bulunmasına ve bu husus yerel mahkemenin de kabulünde olmasına rağmen, orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle çekişmeli taşınmazın "orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline" şeklinde hükmün düzeltilerek onanması da usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenlerle, Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddi, hükmü temyiz eden davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğa katılmıyorum.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2010/11843, K. 2010/13314, 28 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama