Davacı ... ... ... vekili, 30.07.2007 günlü dava dilekçesiyle, yörede 1973 yılında yapılan kadastro sırasında, ilgisizlik nedeniyle ...
3156 sayılı parselin Hazine adına tescil edildiğini, Ümraniye Belediyesinin yaptığı harici parselesyonda 125 ada 20 parsel numarası verilen 3156 parsel içindeki 198 m2 yüzölçümlü kesimini, müvekkillerinin köy satış senedi ile ... ...’dan, ... ...’un ... ...’dan onun ise ... ... oğulları ... ve ... ...’den, ... ...’in ise ... olarak tanınan kişilerden satın aldığını, eklemeli olarak 50 yıldır nizasız fasılasız ... sıfatıyla kullanıldığını, müvekkillerinin üzerine bina yaptıklarını, 3156 parselin 198 m2 yüzölçümlü kesiminin tapu kaydının iptal edilerek müvekkilleri adlarına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın öncesinin Devlet Ormanı olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı, dava dışı ...
Toplusoy ve arkadaşlarının tapu kaydına tutunarak 3156 parselin bir bölümüne yönelik açtıkları dava Ümraniye 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/9-378 sayılı kararıyla kabul edilmiş ise de, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince tapu kaydının 3156 parseli kapsamadığı, taşınmazın öncesinin Devlet Ormanı olduğu, zilyetlik yoluyla da kazanılamayacağı gerekçesiyle bozulduğu ve mahkemece verilen direnme kararının da HGK’nun 10.02.2010 gün 2009/20-552-61 sayılı kararı ile 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında belirtilen sebeplerle bozulduğu, dava konusu taşınmazın öncesinin Devlet Ormanı olduğu,
özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1990 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi raporlarına göre, dava konusu yerin 1088 sayılı orman parselinden 1996 yılında kadastro müdürlüğünce hazırlanan ifraz beyannamesinde teknik hata sonucu ifraz edilmiş olduğu bildirilmiş ise de;
1) Tescil davasına konu taşınmaza, doğu yönde komşu 30 ve 31 sayılı, kuzey ve doğu yönde komşu 32 sayılı kadastro parsellerinin 1943 yılında kesinleşen orman kadastrosu sonucu oluşturulan ve Hazine adına Aralık 1944 tarih 8 numarada tescil edilen orman tapusu sınırları içinde kaldığı iddiası ile ... tarafından 1974 yılında açılan kadastro tespitine itiraz davalarında yapılan uygulama sonucu,
dava konusu taşınmazla birlikte 30-31-32 sayılı parsellerin batı bölümlerinin 1943 yılı orman kadastro haritası sınırları içinde kaldığı belirlenerek bu parsellerden ifrazına ve ormana terkine dair verilen kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, daha sonra 30-31-32 sayılı parselden hükmen ifraz edilip ormana terk edilen bölümler birleştirilerek ve 3264 parsel numarası verilerek orman niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği,
32 sayılı parselin temyize konu davada dayanılan ... oğlu ... adına olan Mayıs 1307 (1892) tarih 39 nolu çalılık cinsli tapu kaydı ve bu kaydın 1/3 payının gittisi Haziran 1945 tarih 48 nolu tapu kaydı revizyon gösterilerek ve yine 30 sayılı parselin başka bir tapu kaydına dayanılarak temyize konu davanın davacıları da içinde olmak üzere ... oğlu ...’in tüm mirasçıları adına, tespit edildiği 30 ve 32 sayılı parseller hakkında Orman Genel Müdürlüğünce,
... oğlu ... mirasçıları aleyhine 1974 yılında açılan davaların 1979 yılına kadar sürdüğü ve o tarihte yürürlükte olan 766 Sayılı Yasanın 56. maddesi gereğince 30 ve 32 sayılı parselde pay sahibi bulunan ve davacıların satın aldığını iddia ettiği ... oğlu ... mirasçılarının 30 ve 32 sayılı parsellere batı yönden bitişik ve sınır olan dava konusu taşınmazın kendilerine ait olduğu konusunda hiçbir iddiada bulunmadıkları gibi,
düzenlenen bilirkişi raporlarında ve orijinal çaplarda Devlet ormanı olarak nitelendirilmesine de itiraz etmedikleri ve yine 3156 sayılı parselin güneyinde kalıp Üsküdar yoluna kadar uzanan bölümleri emlakçılar tarafından özel parselasyon yapılarak 1990 yılından itibaren çeşitli kişilere satıldığı halde, ... oğlu ... mirasçılarının davacıların şimdi dayandıkları ve bu yerlere ait olduğunu iddia ettikleri tapu kaydına dayanarak emlakçıların satışına müdahale de etmedikleri 30 ve 32 sayılı parsellerin hükmen ... oğlu ... mirasaçıları adına tesciline ilişkin kararlar 1980 ve 1981 yıllarında kesinleşip tapuya tescil edildiği halde,
tapu maliklerinden taşınmazı 1990 yılında haricen satın aldıklarını iddia ederek 2005 yılında bu davayı açmış olmalarının yaşam gerçeklerine ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı, 30 ve 32 sayılı parseller hakkında, davacıların önceki satıcısı ... oğlu ... mirasçısı ... ... ve diğer tüm mirasçıları ile Orman Yönetimi arasında kadastro mahkemesinde görülen ve kesin hüküm halini alan davalarda 1943 yılında kesinleşen orman kadastrosuna ilişkin sınırın 30 ve 32 sayılı parsellerin batı bölümü ile dava konusu taşınmazı içine alacak şekilde geçtiğinin saptanmış olmasının, davacıları bağlayan güçlü ve kesin delil olarak kabulü gerektiği, (H.G.K.
16.04.1997 gün 8-69/338 ve 19.06.2002 gün 2-484/3 544 ve 09.04.2003 gün 20-266/285 ve 14.03.2007 gün 16-142/139 sayılı kararları) bundan böyle bu davada yeniden orman kadastro haritası ve tutanaklarının uygulanmasına ve orman araştırmasına dahi gerek olmadığı, çünkü davacılar yönünden halefiyet yoluyla güçlü delil oluşturan yukarıda yazılı kararlarla dava konusu taşınmazın orman olduğunun belirlendiği,
2) Diğer taraftan; dayanılan tapu kaydı 1290 (1874) yılında 40 ... olduğu 1307 (1891) yılında “Ferağ Takrir Komisyonu” tarafından düzenlenen belge (resmi senet) ile ikiye ifraz edildiği, bu belgede Mayıs 1307 tarih 38 ve 39 nolu ifraz tapularının miktarı: “...” ve “...” ayırımı yapılarak ayrı ayrı sütunlara yazıldığı ve Mayıs 1307 tarih
38 nolu ifraz tapusunun “mülahazat” hanesine “merbut senette kırk dönüm ise de bilmesaha yüzyirmi dönüm olduğu hükümsüzdür” şerhi konulup; aynı tarih 39 nolu ifraz tapusunun ve 38 nolu tapunun gittisi olan 40 nolu tapunun “mülahazat” hanelerine de “bu dahi” anlamına gelen (“) işareti konularak 39 ve 40 nolu kayıtların da 120 dönüm olmasının hükümsüz olduğunun belirtildiği, 1307 (1891) yılında yapılan işlemin tapunun miktarının düzeltilmesi işlemi olmayıp 3 Ocak 1305 (1889) tarihli tebliğe göre “Zabıt Ferağ Takrir Komisyonu” tarafından yapılan taksim ve ferağ işlemi olduğu, (Galip Esmer Mevzuatımızda Gayrimenkul Hükümleri S.12) “...
Karar” yoluyla tasarruf edilen emlak ve arazilerin yüzölçümlerinin düzeltilmesi işinin, yerinde usulüne uygun olarak düzenlenen evrakın Vilayet İdare Meclisinin onayı ile mümkün olacağı (İ.... aynı eser S.183) Somut olayda bu yöntemle Vilayet İdare Meclisinin onayı ile tapu kaydının yüzölçümünün artırılmasına ilişkin her hangi bir işlem yapılmadığından, 38 ve 39 nolu ifraz tapularının herbirinin yüzölçümünün 20’şer ... (18.380 m2) olduğunun kabulü gerektiği,
Davacıların dayandığı tapu kaydının ilk tesisinin ve ifrazının doğru temele dayandığı kabul edilemeyeceğinden, dava konusu taşınmazın 30-31-32 sayılı parsellere ait kesinleşen kadastro mahkemesi kararıyla saptanan niteliği, memleket haritalarındaki konumu ve görünümü ve 18.380 m2 tapuya karşılık davacıların satıcısı ... oğlu ... mirasçıları adına 39.262 m2 olan 32 sayılı parselin tescil edilmiş olması ve 30, 32 sayılı parsel dosyalarında yapılan uygulamada ... oğlu ... mirasçıları aleyhine oluşan kesin hüküm temyize konu davada halefiyet yoluyla güçlü delil olacağı gözününde bulundurulduğunda, sözü edilen kayda dayanılarak dava konusu taşınmazın tapu sahibi ... oğlu ... mirasçılarının halefi olduğunu iddia eden davacılar adına tescil edilme olanağı bulunmamaktadır.
Bu gerekçelerle; gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 15/12/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.