Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin çekişmeli .Köyü 110 ada 77 sayılı parsele ilişkin 24,01.2008 gün ve 2007/14803-800 sayılı, .Köyü 110 ada 78 sayılı parseli ilişkin aynı dairenin aynı tarih ve 2007/14485-17051sayılı karalarında özetle.
“Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın yörede 1952 yılında yapılan arazi kadastro çalışmalarında 113 sayılı parsel olarak 19.280 m2 yüzölçümüyle Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğü adına tesbit edildiği, . ve .. tarafından kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, Devlet Üretme Çiftliğinin Bakanlık kararı ile Hazineye devredilmesi nedeniyle Hazinenin H.Y.U.Y.'nın 186. maddesi gereğince davalı sıfatı ile davada yer aldığı ve ...
Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 19.09.1955 gün 1953/204 - 287 sayılı kararı çekişmeli 113 sayılı parselin (bu parsel, ifraz ve yenileme sonucu 110 ada 20 - 21 (77-78) sayılı parseller olmuştur) hem davalı Devlet Üretme Çiftliğine ait Nisan 1940 tarih 11 ve hem de davacıların dayandıkları Şubat 1324 tarih 11 nolu sicilden gelen aynı tarih 13 nolu tapu kapsamında kaldığı, parselin batısında değirmen olan bölümünün davacı . tarafından .'a satıldığı,
davalı Devlet Üretme Çiftliğinin zilyetliğinin bulunmadığı gerekçeleri ile davanın kabulü ile ... bilirkişi raporunda gösterilen (A) harfli 1360 m2'lik bölümün . adına, (B) harfli 17.920 m2'lik bölümün, ...
İlhan mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeden kesinleştiği, mahkemece sözü edilen kararda, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı hususunda inceleme yapıldığı, kesin hüküm bulunduğu kabul edilerek dava ret edilmiş ise de, çekişmeli taşınmaza ilişkin ...
Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 19.09.1955 gün 1953/204 - 287 sayılı kararında, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı hususunda nitelik incelemesi yapılmayıp, gerçek kişiler tarafından dayanılan tapu kaydı ve zilyetliğe dayalı olarak inceleme yapılmış olması nedeniyle bu dava ile önce görülen davada dayanılan vakıalar aynı olmadığı, Kadastro mahkemesi dosyasında Hazinenin Devlet Üretme Çiftliğinin, Bakanlar Kurulu kararı ile Hazineye devredilmesi nedeniyle davalı olarak gösterildiği, o dosyada davalı Hazine Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğü adına kayıtlı tapuya dayandığı,
temyize konu bu davada ise taşınmazın 1941 yılında kesinleşen orman sınırı içinde kalıp, nitelik kaybı nedeniyle 1981 yılında Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılması nedeniyle tapu kaydının iptalinin istendiği, bu nedenle; ortada kesin hüküm bulunduğunun kabul edilemeyeceği, (H.G.K.nun 23/06/1990 gün 1/220- 319 ve 04/03/1992 gün 14-610-15/ ve 22/04/1992 gün 14/136-263 ve 05/02/1992 gün 6/617-43 sayılı kararının ayın yönde olduğu).
Devlet Üretme Çiftliğini temsilen davalı sıfatıyla davada taraf olan Hazinenin taşınmazın orman olduğu savunmasında da bulunmadığı, mahkemenin kabulünün aksine ne 1941 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahdit hattı ve ormana ait tapu kaydı ne de 4785 sayılı yasaya göre herhangi bir uygulama ve araştırma yapılmadığı, tarafların bu konuda herhangi bir iddia ve savunmada bulunmadığı, iki davada dayanılan hukuki vakıaların farklı olduğu,
H.G.K.nun 17/11/1973 gün ve 1971/9-762-901 ve 12/06/1991 gün 1991/4-234-352 ve 03/11/2004 gün ve 2004/18-545-573 sayılı kararlarında da kabul edildiği gibi "önce görülen davada hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyen istek hakkında, ... dava açılabileceği, önceki davanın sonradan açılan dava için kesin hüküm olmayacağı, mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın yörede 3116 sayılı yasa gereğince yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kaldığı ve daha sonra 1979 yılında yapılan ve 1981 yılında kesinleşen aplikasyon,
2.madde uygulamalarında ise orman sınırları içinde kalan bölümün 2.madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının uzman bilirkişilerce saptandığı, bu durumun mahkemenin de kabulünde olduğu, 113 numaralı kadastro parselinden ifrazen oluşan 110 ada 20 sayılı parselin, mahkemenin 2006/217 sayılı (Dairenin 2007/14807) dosyasında Hazine tarafından aynı nedenle dava konusu edildiği, mahkemece Kadastro Mahkemesinin 19/09/1955 gün ve 1953/204 - 287 sayılı kararında 3116 Sayılı yasaya göre yapılan tahdit hattının uygulandığı,
ancak 20 sayılı parselin memleket haritası ve ... fotoğraflarının uygulanmasına göre 4785 Sayılı yasa hükümleri gereğince devletleştirilen orman olduğundan" önceki kararın kesin hüküm olmayacağı gerekçesiyle Hazine davasının kabulüne karar verildiği, hal bu ki, 1953/204 sayılı dava dosyasında 3116 Sayılı yasaya göre kesinleşen orman tahdit hattı uygulanmadığı gibi 4785 Sayılı Yasaya göre inceleme yapılmadığı, bu durumda;
öncesi 133 sayılı kadastro parseli olan ve hukuki durumları aynı olup Hazine tarafından aynı nedenle dava konusu edilen 110 ada 20 sayılı parsele ait Mahkemenin 26/03/2007 gün ve 2006/217-96 (Dairenin 2007/14807) sayılı kararında Hazinenin davasının kabulüne karar verildiği halde, 110 ada 77 sayılı parsele ait mahkemenin bir gün sonra verdiği 27/03/2007 gün ve 2006/205-111 (Dairenin 2007/14803) ve yine 110 ada 78 parsele ait mahkemenin 27/03/2007 gün ve 2006/235-106 (Dairenin 2007/14485) sayılı kararlarında Hazine davası ret edilerek çelişkiye düşüldüğü,
bu üç dava dosyasında bilirkişilerin, memleket haritası ve ... fotoğraflarını uygulayarak verdikleri raporlarda 1941 yılı tahdidi içinde kalan taşınmazların 1941 yılında orman kadastro sınırı içine alınmadan önce de orman olduğunu dolayısıyla tapu kaydının 4785 Sayılı Yasa karşısında da geçerliliğinin bulunmadığını bildirdikleri, çekişmeli taşınmazın 1941 yılında yapılıp kesinleşen ve Hazine adına Nisan 1947 tarih 19 numarada Hazine adına tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde iken,
bu olgu göz önünde bulundurulmadan yörede 1952 yılında yapılan arazi kadastrosunda o tarihte kesinleşen orman sınırı ve orman tapusu sınırı içinde bulunan yer için ... Bey oğlu ... adına kayıtlı 6 dönüm yüzölçümlü, sınırlar: Doğusu, .. Batısı ve Güneyi,.. Kuzeyi, ... Caddesi olan Şubat 1324 tarih 13 numaralı tapu kaydı ile Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğü adına olan 27,879 m2 yüzölçümlü, Doğusu ve Kuzeyi, .... Batısı, . ve yol.
Güneyi, . ... sınırlı Nisan 1940 tarih 41 numaralı tapu kayıtları revizyon gösterilerek Devlet Üretme Çiftliği adına 133 parsel sayısı ve 19.280 m2 yüzölçümü ile tesbit tutanağı düzenlendiği, Şubat 1324 tarih 13 nolu tapu maliki ... mirasçısı ...
İlhanın kadastro mahkemesinde açtığı davaya .'ın katılması sonucu "her iki tapu kaydının da taşınmaza uyduğu, ancak Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğünün zilyetliğinin bulunmadığı, parselin batı bölümünün . tarafından.'a haricen satıldığı" gerekçesiyle taşınmazın orman olduğu yada olmadığı konularında herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmadan 133 sayılı parselin 1360 m2 bölümünün müdahil.
17.920 m2'lik bölümünde. ve müşterekleri adına tesciline karar verildiği, Devlet Üretme Çiftliğini temsilen Hazinenin bu kararı temyiz etmemesi üzerine kesinleşen karar gereği, 133 sayılı kadastro parselinin önce 135- 136 sayılı parsellere ayrılıp, daha sonra pafta yenilemesi sırasında 135 sayılı parsel 110 ada 20, 136 sayılı parsel 110 ada 21 parsel sayılarını aldığı, sonra da 21 sayılı parsel 77 ve 78 sayılı parsellere ifraz edildiği, o halde; ormana ait Nisan 1947 tarih 19 nolu tapu kaydı ile tapunun revizyon görmesi sonucu tesbiti yapılan 114 sayılı parselin tesbit tutanağının getirtilmesi,
öncesi bütün olan 110 ada 77 ve 78 sayılı parseller hakkında mahkemenin 2006/205 ve 2006/235 sayılı dava dosyalarında Hazine tarafından aynı iddia ile dava konusu edildiğinden davalardan biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği düşünülerek H.Y.U.Y.nın 45. maddesi gereğince dava dosyaları birleştirilmeli, çekişmeli taşınmaz 1941 yılı orman kadastrosu ve dayanağı Nisan 1947 tarih 19 nolu tapu kaydı kapsamında iken 1981 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi gereğince Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı ve işlemin kesinleştiği, bu konunun mahkemenin de kabulünde olduğundan;
evvelce sınırlaması yapılan ve fakat 2. maddenin 1. fıkrası hükümlerine uymadığı (Öncesi orman olup da nitelik kaybı nedeniyle 2/1. madde gereğince orman sınırı dışına çıkartılan yere ait tapu kaydının oluşumu yolsuz tescil niteliğinde olduğundan ve 4785 Sayılı yasa karşısında geçerliliği bulunmadığından öncesi orman olan yerin,
orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal etmeyeceğinden,) yani hiç bir zaman orman olmadığı halde yanlışlıkla orman sınırı içine alındığı Orman Bakanlığı veya vaki müracatlar üzerine anlaşılarak orman sınırının düzeltilmesi ile orman sınırı dışına çıkartılması, İlk orman kadastrosunun itirazsız kesinleşmesi, Dayanılan tapu kaydının orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten daha eski tarihli olması, Dayanılan tapu kaydı maliki ile davacılar arasında akdi ya da ırsi bağlantı bulunduğunun kanıtlanması,
Tapu kaydı miktar fazlasının hiç bir zaman kayıt kapsamında kabul edilemeyeceği ve öncesi bütün olan tüm parseller göz önünde bulundurularak 3402 Sayılı Yasanın 20/c maddesi gereğince tapu kaydına yüzölçümüne değer verilerek kapsam belirleneceğinden dayanılan tapu kaydının cinsi, sınırları ve yüzölçümüyle dava konusu taşınmazı kapsaması ve bu koşulların tümünün birlikte mevcut olması halinde 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkartılan taşınmazların mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebileceği, bu koşulların bulunmaması halinde,
taşınmazların Hazine adına orman sınırı dışına çıkartıldığı ve taşınmazın öncesinin de 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olması nedeniyle Hazinenin davasının kabulü gerektiği gözönünde bulundurularak tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamına göre uyuşmazlığın esasına ilişkin hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda çekişmeli 110 ada 77 ve 78 sayılı parsellere ilişkin davalar birleştirilmiştir.
Bu kez davaların KABULÜNE, 20.02.2002 tarihli bilirkişi raporunda çekişmeli Kargınkırı Köyü 110 ada 77 sayılı parselin (A) ile gösterilen 9191,83 m2 yüzölçümündeki bölümü ile 110 ada 78 sayılı parselin aynı krokide (A) ile gösterilen 8245,54 m2 yüzölçümündeki tamamının tapu kaydının iptaline ve 2/B arazisi niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... ve altı arkadaşı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tapuya tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Daha sonra 1981 yılında yapılıp 1982 yılında kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1989 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.Bozma kararı gereği işlem yapılarak bozma öncesi keşif ve uzman orman ve ... bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konu 110 ada 77 ve 78 sayılı parsellerin taşınmazların ... bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen sırasıyla 9191,83 m2 ve 8245,54 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin (110 ada 78
sayılı parselin tamamı 8245,54 m2 dir) 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğine nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı,
öncesi orman sayılan yerlerden olan taşınmazların bu bölümlerinin, hata ile orman olarak sınırlandırılıhp tapu sahipi adına çıkarıldığının söylenemeyeceği, Hazinenin davasını ıslah ettiği, taşınmazların bu bölümlerinin daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da,
766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet ... kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y.
934 - İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet ... kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla;
sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023.
(E.M.Y.931 - İsviçre M.Y.974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek, 110 ada 77 sayılı parselin krokisinde (A) ile gösterilen 9191,83 m2 bölümü ve 110 ada 78 sayılı parselin aynı krokide (A) ile gösterilen 8245,54 m2 yüzölçümündeki tamamına ilişkin davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 04/11/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.