KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/13308 E., 2010/16958 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
1.013 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, ..., ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında ... Köyü 101 ada 96-97-98-99, 102 ada 31-142-143-144-145-146-147-225 ve 103 ada 316 sayılı parseller, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı ... vd. tarafından Orman Yönetimi aleyhine açılmış olan müdahalenin men’i davası kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Orman Yönetimi, 29/01/2003 tarihli dilekçesi ile, çekişmeli taşınmazların kişiler adına tespit edildiği iddiasıyla kadastro mahkemesine dava açmış, davalar H.Y.U.Y.’nin 45.maddesi gereğince birleştirilmiştir. Mahkemece, 101 ada 96-97-98-99, 102 ada 143-144-145-146-147-225 ve 103 ada 316 sayılı parsellerin tamamı ile 102 ada 142 sayılı parselin B işaretli 6827 m2’lik bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına,
102 ada 31 sayılı parsel ile 142 sayılı parselin (A) işaretli 1270 m2’lik bölümünün ... ve ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, ..., ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Davacılar tarafından, 22/04/1985 tarihli dilekçe ile, orman mühendesi ... tarafından düzenlenen 15/02/1943 tarihli rapor ve harita da belirtilen 12 adet tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazlara Orman Yönetiminin müdahalesinin meni davası açılmış, 2001 yılında yörede 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmaları nedeniyle dava kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Davaya konu yerler hakkında, 101 ada 96-97-98-99, 102 ada 31-142-143-144-145-146-147-225 ve 103 ada 316 nolu tespit tutanakları düzenlenmiş, dava nedeniyle bu tutanakların malikhaneleri açık bırakılmıştır.
Mahkemece, taşınmazların eski tarihli memleket haritasındaki konumu ile eylemli durumları gözönünde bulundurularak 101 ada 96-97-98-99, 102 ada 143-144-145-146-147-225 ve 103 ada 316 sayılı parsellerin tamamı ile 102 ada 142 sayılı parselin (B) işaretli 6827 m2’lik bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına, 102 ada 31 sayılı parsel ile 142 sayılı parselin (A) işaretli 1270 m2’lik bölümünün payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Davacıların murisi ve dayanılan tapu kayıtlarının maliki olan ...’in talebi ile orman mühendesi ... tarafından düzenlenen 15/02/1943 tarihli 1/10000 ölçekli harita ve raporda, ...’e ait 12 adet tapu kaydı raporda incelenerek kayıt kapsamları harita üzerinde gösterilmiş ve sonuç kısmında tapu kayıtları kapsamında kalan 489 dönümlük yerin olduğu belirtilmiştir.
Bu tespitten sonra ..., bu rapor ve haritada belirtilen ve tapunun, Temmuz 1926 gün ve 60- 71 numaralarında adına kayıtlı olan yerlerin özel orman olarak sınırlandırılması için Orman Yönetimine başvurmuştur. Orman Yönetimi tarafından, sınırlandırılması istenilen yerlerin devlet ormanı olduğu gerekçesiyle talebin reddi üzerine, ...
Asliye Hukuk Mahkemesinde yönetim aleyhine açılan meni müdahale davasının sonucunda mahkemenin 02/12/1947 gün ve 1947/70-695 sayılı karar ile, davalı taşınmazların 4785 sayılı yasa gereğince devletleştirilen yerlerden olması nedeniyle dava reddedilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 31/12/1948 gün ve 8347-6147 sayılı kararı ile istimlak bedeli saklı kalmak kaydı ile hüküm onanarak kesinleşmiştir.
Bu karardan sonra ... mirasçılarının 6830 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi üzerine açtıkları istimlak bedelinin arttırılması davası da reddedilmiş, hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/01/1976 gün ve 54-822 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere açılan dava, davacıların murisi tarafından 15/02/1943 tarihli orman bilirkişi rapor ve haritası ile tespiti yapılan ve devletleştirme kapsamındaki 12 tapu kaydına dayalı olarak açıldığı halde, mahkemece dayanak tapu kayıtları ve devletleştirme hususları tartışılmadığı gibi, tapu kayıtlarının kapsamları açık bir şekilde belirlenerek davaya konu edilen taşınmazlar tespit edilmemiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/12/1947 gün ve 1947/70-695 sayılı kararı ile dayanak tapu kayıtları kapsamında kalan yerler 4785 sayılı yasa ile devletleştirildiğinden muris ...’in davası reddedildiği halde, H.Y.U.Y.’nin 237. maddesi gereğince bu hükmün kesin hüküm oluşturduğu ve halefiyet yoluyla davacıları da bağlayacağı konuları üzerinde hiç durulmamıştır. O halde;
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava konusu taşınmazların hepsini birlikte gösteren geniş ölçekli kadastro paftası ve dava dilekçesinin eki olan 15/02/1943 tarihli kroki ve tapu kayıtları kapsamında bulunup da tutanakları dosyaya getirtilmemiş olan taşınmazlar varsa bu taşınmazlara ait tutanak asılları, davalı taşınmazlara komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtları ilgili yerlerden getirtilip,
önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı;
dava dilekçesinde dayanılan ve orman mühendesi ... tarafından düzenlenen 15/2/1943 tarihli raporda belirtilen 12 adet tapu kaydı kapsamında kalan yerler zeminde tespit edilmeli, bu yerlerin kadastro sırasında ne olarak sınırlandırıldığı belirlenmeli, tutanakları dosyada bulunmayan yerlerin kadastro tutanakları getirtilmeli, bu tutanaklar tapuya tescil edilmiş olsa bile bu dava nedeniyle 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince malikhanesi açık kabul edilmesi gerektiğinden yapılan kesinleştirmenin hükümsüz olduğu gözönünde bulundurulmalı,
tespit malikleri davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan ve varsa delilleri toplandıktan sonra yerel bilirkişiler ve fen bilirkişiler yardımıyla tapu kayıtları zeminde uygulanıp kapsamları belirlenmeli, belirtilen tapu kayıtları kapsamında kalan yerlerin 4785 sayılı yasa ile devletleştirildiğini belirleyen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ve bu kararı onayan 1. Hukuk Dairesinin kararı birlikte değerlendirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2010/13308, K. 2010/16958, 28 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama