Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.11.2007 gün 2007/4531-44129 sayılı bozma kararında özetle.
"Uzman ormancı bilirkişilerden ve uzman ... memurundan keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, makilik yada fundalık veya çalılık gibi yerlerden özellikle, koruma makiliği niteliğinde bulunup bulunmadığını duraksamasız gösterecek biçimde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı koruma makiliği niteliğinde bulunmadığı sonucuna varıldığı takdirde imar ve ihyaya konu olup olmadığı saptanmalı,
davalının tutunduğu vergi kaydı 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun yerine uygulanmalı kapsamı belirlenmeli, taşınmazın belediye hudutları içinde ve onaylanmış imar planı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, bu olgu değerlendirilirken 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 17/son maddesi hükmü dikkate alınmalı, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerle bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı,
bundan sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14-14-son 17 ve özellikle 17-son ve muhdesatlar yönünden 19. Maddesi hükümleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmesi gerektiği" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilmiş ve kararın temyizi üzerine, hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20/01/2009 gün ve 2008/4308-2009/87 sayılı ikinci bozma kararında ise yine özetle.
"Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Gerçekten hükmüne uyulan bozma kararında öngörülen biçimde kadastro paftası ile orman sınırlandırma ve orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin dayanağı haritalarda hangi poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki hangi doğal yada yapay sınır yerlerinin varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek hangi kişi taşınmazlarının uygulamaya esas alındığı keşif tutanağına ayrıntılı biçimde yansımadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporu dayanaktan yoksun kalmıştır. O halde, hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde araştırma, soruşturma ve uygulama yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmesi gerektiği” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve davaya konu İzmir İli, ... İlçesi, .... Köyü,....mevkiinde bulunan 137 ada 10 nolu parselin tespit gibi davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından orman kadastrosuna, eski tarihli ... fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 15/12/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.