KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/13493 E., 2010/16782 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında ... Köyü 145 ada 2, 154 ada 2 ve 155 ada 4 parsel sayılı sırasıyla 8418.07 m2, 3099.64 m2 ve 16255.25 m2 yüzölçümünedki taşınmazlar, hali arazi niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazların atalarından intikalen geldiği ve zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 154 ada 2 sayılı parselin davacı adına, 145 ada 2 sayılı parselin tesbit gibi Hazine adına tapuya tesciline, 155 ada 4 sayılı parsele ilişkin davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi Vekili tarafından taraf sıfatı ve vekalet ücreti yönünden, davacı vekili tarafından 145 ada 2 ve 155 ada 4 sayılı parseller yönünden, Hazine vekili tarafından da 154 ada 2 ve 155 ada 4 sayılı parseller yönünden temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 25/05/1969 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına ve kararın dayandığı gerekçeye göre;
1) Orman Yönetiminin taraf sıfatına yönelik temyiz itirazları yönünden; çekişmeli taşınmazlar, kadastro sırasında hali arazi niteliği ile Hazine adına tespitler yapılmış olup, Orman Yönetimi tespit maliki değildir. H.Y.U.Y.'na göre hükmü temyiz etme yetkisi davanın taraflarına aittir. Mahkemece ara kararı ile davaya dahil edilmesi Orman Yönetimine taraf sıfatını kazandırmayacağı gibi Orman Yönetiminin 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesine göre ve yöntemine uygun biçimde davaya harçlı bir katılımı da olmadığından Orman Yönetiminin temyiz isteminin ( dilekçesinin) reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı ...'un 155 ada 4 sayılı parsel yönünden askı ilan süresi içinde açılmış bir davasının olmadığı ve bu parselin tutanağının kesinleştiği anlaşıldığından davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre bu parsele yönelik Hazine ile davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu parsel yönünden onanması gerekmiştir.
3) 145 ada 2 parsel sayılı taşınmazın uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yapılan incelemede orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre davacının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu parsel yönünden onanması gerekmiştir.
4) Davalı ... vekilinin 154 ada 2 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, çekişmeli taşınmazın resmi belgelere dayalı olarak yapılan incelemede orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine uygun değildir.
Şöyle ki; taşınmazın resmi belgelere dayalı olarak yapılan incelemede orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmişse de mahkemece hükme dayanak alınan 04.06.2010 tarihli raporun eki olan eski tarihli memleket haritasında taşınmazın yapraklı ağaç (Çk) rumuzu ile gösterildiği ve taşınmaz üzerinde muhtelif yaşlarda dağınık vaziyette Karaçam ağaçlarının bulunduğu anlaşılmış, ziraat mühendisi raporunda da taşınmaz içerisinde 30-40 yaşlarında çam ağaçlarının bulunduğu, uzun süredir tarım yapılmadığı açıklanmıştır.
Ayrıca, keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmazın 15 yıldır kullanılmadığını ve ziraat edilmediğini ifade etmiştir. Bu durumda, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğundan söz edilemez. Bu nedenle; bu parsel yönünden de davacının davasının reddine, taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2010/13493, K. 2010/16782, 27 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama