Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.11.2005 tarih 2005/ 8598-13448 sayılı bozma kararında özetle: “Hükme dayanak alınan orman bilirkişi kurul raporunda çekişmeli taşınmazların 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan orman sınırlarını belirleme haritasının dışında kaldığı, memleket haritası ve hava fotoğraflarında meyvelik rumuzlu yeşil alan, amanejman planında tarım alanı olarak gözüktüğü açıklanmış, rapor ekinde siyah beyaz memleket haritası sunulmuş olup, çekişmeli taşınmazlar memleket haritasında işaretlenmemiş ve uygulanan memleket haritası ile hava fotoğraflarının tarihi belirtilmemiştir.
Bu durumda uzman bilirkişi kurul raporu çekişmeli yerlerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Hakimin bilirkişi raporlarını denetleme yükümlülüğü vardır. Diğer taraftan çekişmeli taşınmazlara kadastro sırasında uygulanan Haziran 1289 Yoklama 38 numaralı sicilden gelen Şubat 1971 tarih 96 sıra numaralı tapu kaydının güney sınırının ... çalılığı okuduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasında seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi, ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğu, diğer fıkraları da 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığından bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, toprak yapıları, bitki örtüleri ve çevresi incelenmeli; eğim durumları belirlenmeli; parseller üzerindeki bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı, yaşı ile kapalılık oranı belirlenmeli;
çekişmeli taşınmazların ve komşu taşınmazların tümünün memleket haritasına göre konumu saptanmalı; memleket haritasında bu parsellerin tümünün bulunduğu yer belirlenerek, orijinal renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra her iki harita çekişmeli yerleri ve komşularını da gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilerek çekişmeli taşınmazlar ile komşu taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki
renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan davalı parsellerin tümünü bir arada gösteren kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı, çekişme konusu yerleri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, orman sayılan yerlerden olup olmadıkları kesin biçimde saptanmalıdır.
Çekişmeli taşınmazlara uygulanan tapu kaydının güney sınırı ... Çalılığı okuduğundan sınırları itibariyle değişebilir nitelikte olup, komşu parsel dayanak kayıtlarından yararlanarak ve sabit sınırdan başlanarak yöntemince zemine uygulanıp, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 20/C maddesi uyarınca miktarıyla geçerli kapsamı belirlenmeli; kayıt ve belgelerin lehe olduğu kadar aleyhe de delil teşkil edebilecekleri dikkate alınmalı.
Hazine tapu kayıt miktar fazlasına yönelik olarak eldeki davayı açtığına göre tapu kaydının miktarı kadar yer sabit sınırlarla bağlantı kurularak 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 20/C, 21. ve 32/3. maddeleri gereğince ifraz edilerek gerçek kişiler adlarına, miktar fazlasının güney sınırda bulunan hükmen orman olarak kesinleşen 118 ada 25 parsel sayılı ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescile karar verilmesi gerektiği" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile 118 ada 4 ve 6 parsellerin orman vasfı ile Hazine adına, 118 ada 2 parselin tapusunun iptali ile 4340,53 m2'lik kısmının orman vasfı ile hazine adına tapuya tesciline; kalan kısmının orman yönetimi dışındaki davalılar üzerinde bırakılmasına, 118 ada 3 parselin tapusunun iptali ile 13092,83 m2'lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline; kalan kısmının Orman Yönetimi dışındaki davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm davacı Hazine, dahili davalı ...
Yönetimi ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak; çekişmeli 118 ada 2 ve 3 parsellerin kalan kısımlarına yönelik olarak davanın reddi ile yetinilmesi gerekirken infazda sorun yaratacak şekilde taşınmazların kalan kısımlarının orman yönetimi dışındaki davalılar adına tesciline şeklinde hüküm kurulmuş olması doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Bu sebeple, hükmün 2. fıkrasında yazılı “kalan bölümünün orman yönetimi dışındaki davalılar üzerinde bırakılmasına” cümlesinin kaldırılarak bunun yerine “118 ada 2 ve 3 parsellerin kalan kısımlarına yönelik davanın reddine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimi ve gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 14/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.