Kadastro sırasında, davaya konu ... Köyü, 101 ada 1 parsel sayılı 9192325,65 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, ... mevkii, temmuz 1324 tarih 108(gittisi 18.01.1939 tarih122) ve ... mevkii temmuz 1324 tarih 107 numaralı tapuda kayıtlı, miras bırakan annesinin dedesi ...’den ve annesinin babası ... ’dan annesi ...’a intikal eden olan iki parça taşınmazın orman olmadığı halde orman sınırları içerisinde gösterildiğini ileri sürerek adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın REDDİNE, ... Köyü, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. madde hükmüne göre yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada,davaya konu 101 ada 1 sayılı orman parseli içinde bulunan yerlerin eski tarihli ... fotoğrafında orman olarak göründüğü ve halen de eylemli orman niteliğinde olduğu nedeniyle, davacının dayanağı tapu kaydının bu yere uyduğu düşünülse dahi 4785 Sayılı Yasa karşısında yasal değerini yitirdiği ve sonuca etkili olmadığı,devlet ormanlarının da Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 169/1-2, Kadastro Yasasının 16/D, 18/2. maddeleri,
Orman Yasası ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre tabi ... niteliğinde olup devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı, tapu yada kazandırıcı zaman aşımı yoluyla veya başka bir yol ile iktisap edilemeyeceği dikkate alındığında 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen karar doğrudur.
-2-
2010/14261 - 15853
Ancak keşifte davacının davasına konu yaptığı bir kısım taşınmazların 133 ada 9, 17, 18, 19, 20, 21 sayılı parsellerin bir bölümü olduğunun belirlendiği, bu parsellerin tespit maliklerinin sonradan davaya dahil edilerek adlarına duruşma günü tebliğ edildiği, davaya dahil edilme tarihinde 3402 Sayılı Yasanın 11. maddesindeki ilan süresinin geçirildiği ve tutanaklarının kesinleştiği ve kadastro tespit tutanaklarının kesinleşmesinden sonra açılacak davalara bakmak görevinin kadastro mahkemesinin görevi dışında olduğu gözetilmeksizin, mahkemece dava konusu olan bu parseller hakkında da davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda kararın kesinleşmesi halinde tarafları yönünden kesin hüküm sözkonusu olabilir. Oysa, anılan parsellere yönelik davanın esastan değil görevden reddedilmesi halinde davacı isterse görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 10 günlük süre içinde görevli mahkemeye başvurarak davasının sürdürebileceğinden 133 ada 9, 17, 18, 19, 20, 21 sayılı parseller hakkındaki davanın görev yönünden reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu husus kararın bozulması ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının 2. bendine (...
Köyü 133 ada 20 parsel sayılı taşınmazda ... , 133 ada 21 parsel sayılı taşınmazda ..., 133 ada 9 parsel sayılı taşınmazda ..., 133 ada 17 parsel sayılı taşınmazda ..., 133 ada 18 parsel sayılı taşınmazda ... , 133 ada 19 parsel sayılı taşınmazda ... ve ... hakkında açılan davanın görev yönünden reddine ve dava dosyasının görevli Araç Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine) cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA,
yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.- TL vekalet ücretinin davacı ...’dan alınarak ORMAN YÖNETİMİ ve HAZİNEYE verilmesine, aşağıda ... onama harcının temyiz edene yükletilmesine 14/12/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.