Kadastro sırasında, davaya konu ... Köyü 148 ada 10 parsel sayılı taşınmaz, 1456,52 m2 yüzölçümünde ve ham toprak niteliğinde nedeniyle HAZİNE adına tespit edilmiştir. Davacı, dava konusu taşınmazın, zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmazın maliki olduğu ileri sürerek adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın REDDİNE, davaya konu taşınmazın TESPİT GİBİ Hazine adına tesciline, davacıya ait olduğu anlaşılan 3 yaşlarında 6 adet zeytin, yine 3 yaşlarında 3 adet incir, 3 yaşlarında 1 adet yenidünya, 1 adet limon, l adet asma, 2 adet okaliptus ve 45 yaşlarında bir adet keyçiboynuzu ağacının davacı adına muhtesat olarak tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davacı ... ve davalı HAZİNE tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1967 yılında yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1980 yılında yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1991 yılında yapılarak dava tarihinden önce kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli taşınmaz üzerinde ekonomik amacına uygun ve tarımsal üretime elverişli hale getirmeye yönelik imar ve ihya işleminin henüz tamamlanmadığının anlaşıldığına, bu hali ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 14 ve 17. maddesine göre imar ve ihyaya dayalı zilyetlikle kazanma şartlarının
davacı yararına oluşmadığı, ancak dava konusu taşınmaz üzerindeki muhtesatın davacı kişiye ait olduğunun saptanarak 3402 Sayılı Yasanın 19/2. maddesi çerçevesinde beyanlar hanesinde gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.- TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı HAZİNE’ye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 14/09/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.