KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2011/16525 E., 2011/16150 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
412 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Akkovanlık köyü Bucak mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, murislerinden kendisi ve diğer paydaşlarına kalan yer olduğunu, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu ve orman kadastrosu yapılmamıştır.
Davacı, Hazine ile ..., ... ve ...’ı hasım göstermek suretiyle babası ... ’nün ... yıllar önce vefat ettiğini; geriye kendisi ile birlikte kardeşleri ... ve ... ’nün kaldığını; ...’in de ölümü ile geriye mirasçı olarak tek kızı ... ile eşi ...’yü bıraktığını ileri sürerek çekişmeli taşınmazda payına düşen miktarın adına tescilini istemiştir. Dosya arasında bulunan 26/04/2004 Tarih, 2004/188- 221 sayılı mirasçılık belgesine göre miras bırakan 03/10/1930 tarihinde ölmüştür.
Ölüm tarihine göre miras bırakanın terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olup, taksim yapıldığı da kanıtlanamamıştır. TMK 701. maddesinde "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir." şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay ve payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yapılmış olup terekenin tamamını kapsar.
Aynı Yasasının 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarruf işlemlerinde tüm ortakların oy birliği ile karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmak da bir tasarruf işlemi olduğuna göre mirasçılardan birisinin taşınmazın kendisi adına tescili için dava açması mümkün değildir. Bir başka anlatımla mirasçılardan birisinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi yoktur.
Mirasçılardan birisinin kendi payı hakkında açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da dava açılmadığından davaya diğer
mirasçıların katılması (olurlarının alınması) veya TMK 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayin edilmek suretiyle davaya devam edilmesi de mümkün değildir. Davacının böyle bir dava açma yetkisi bulunmadığından ve bu durum dava şartı olduğundan işin esasına girilmeksizin davanın reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Değinilen yön gözetilmeksizin kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2011/16525, K. 2011/16150, 29 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama