KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2011/6962 E., 2011/9144 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.347 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Çekişmeli ... köyü 108 parsel sayılı taşınmaz yörede 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, 16450 m2 yüzölçümü ile tarla ve çalılık niteliğinde vergi kaydı ve tapu kaydına dayalı olarak... adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Halen intikal nedeni ile mirasçıları ... ve paydaşları adına tapuda kayıtlıdır.
Hazine. Çarşamba Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada çekişmeli yerin memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarında orman alanında kaldığı, eylemli durumda da orman niteliğini koruduğu, 4999 sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince de orman olarak tescili gereken yerlerden olduğunu ileri sürerek davalılar adına olan tapunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tescilini istemiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmaz hakkında daha evvel Orman Yönetimi tarafından açılıp taşınmazın orman sayılan yerlerden olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilen Çarşamba Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/12/1970 tarih 1968/839- 1970/1195 sayılı kararı ile yine Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/09/2005 tarih 2004/487- 2005/336 sayılı kararlarına konu olduğu; bu kararların taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı konusunda kesin hüküm niteliği taşıyıp Hazine yönünden de bağlayıcı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman alanlarından olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 27/02/1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Mahkemece kesin hükmün varlığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü gibi yapılan inceleme ve araştırma da hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Çarşamba Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/839 Esas, 1970/1195 Karar sayılı dava dosyasında Orman Yönetimi tarafından çekişmeli parselle ilgili olarak tapu iptali ve tescil ile el atmanın önlenmesi davası açılmıştır. Sözü edilen dosyada Hazine taraf olmadığından kararın Hazineyi bağlayıcı yönü söz konusu değildir. Anılan dava dosyasında Orman Bakanlığından taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı sorularak alınan cevap gereğince hüküm kurulmuş, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yöntemince araştırılmamıştır.
Yukarıda izah edilen tüm bu olgular yanında Hazinenin davası, taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu ve 4999 sayılı Yasa gereğince orman olarak sınırlandırılması gereken yerlerden olduğu iddiaları ile açılmıştır. 6831 sayılı Yasanın 7 maddesini değiştiren 4999 sayılı Yasanın 3 maddesindeki “........ evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların............. orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2'nci madde uygulamaları ile ilgili olarak
kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fennî hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü ile 02/09/1986 gün ve 192095 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik ve bu yönetmelikteki hükümlere paralel hükümler getiren 15/07/2004 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 26/h maddesindeki "Herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar orman kadastro komisyonlarınca devlet ormanı olarak sınırlandırılır." hükümleri
karşısında da söz konusu mahkeme kararının Hazineyi bağlamayacağı açıktır. Çarşamba Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/ 487 Esas, 2005/ 336 Karar sayılı dava dosyasında da yine Hazine taraf değildir ve 1968/839 Esas, 1970/1195 Karar sayılı karar dayanak yapılarak hüküm oluşturulmuştur.
Açıklanan nedenlerle mahkemece işin esasına girilerek tespit dayanağı tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis,
bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, dayanak tapu kaydının değişebilir sınırları içermediği de değerlendirilerek,
yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilmesi gerekip gerekmediği üzerinde durulmalı, 4999 sayılı Yasa karşısında orman sayılan yerlerden olup olmadığı da tartışılmalı; tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2011/6962, K. 2011/9144, 12 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama