KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2012/12658 E., 2013/2078 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2013
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
630 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Davacı, dava dilekçesinde dava konusu .... Köyü, 396 ada 1 parsel, 395 ada 1 parsellere sınır olan doğusu mahalle yolu, batısı dere, kuzey doğusu ve kuzeyi yol ve 389 ada 1 parsel ile çevrili bulunan, 100 yıla yakındır atalarının zilyet olduğu arazisinin 101 ada 1 numaralı ... parseli içersinde bırakıldığını, arpalık ve bahçe vasıflı arazi üzerinde halen ikametgah olarak kullanılan ev, iki fırın, bir ambar ve aile mezarlığı bulunduğu, atalarından kalan bir yer olup ormanla ilgisinin bulunmadığını, tesbitin iptali ile babası Salim Bilgili adına tesbitini talep etmiştir.
Çoğunluğun onama ilâmındaki tapu sahibi olmayanların kısmî ilân süresinden sonra dava açamayacakları şeklindeki gerekçesine katılamıyorum. Şöyle ki; dava konusu yerde tesbit, 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapıldığına ve bu Kanun hükümleri uygulandığına göre, iptal ve tescil yönünden açılan davaya da bu Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinde şüphe yoktur.
Yani iptal için açılan davada, 3373 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi hükümlerini uygulama olanağı bulunmamaktadır.
O halde; sadece tapulu taşınmazlarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin nazara alınması ve süresi içerisinde açılmışsa esasa girilmesi gerektiğinin açıklanması, tapusuz taşınmazlarda zilyetliğe dayanılarak açılan iptal davalarında nazara alınmaması ve dava açılamayacağının belirtilmesini kabul, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesini yok farz etmek olacaktır.
Somut olaya; Özel Kanun olan 6831 sayılı Kanunun değişik 11.maddesinin uygulanması gerektiği düşünülemez. Kesinleşen tutanaklara karşı 10 yıl içerisinde ister tapuya dayanılarak, isterse zilyetliğe dayanılarak iptal davası açılabilir. Kanunda bu yönde boşluk yoktur. Eğer tesbit 6831 sayılı Kanuna göre yapılmış olsa idi, o zaman 3373 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı ... Kanununun 11.maddesinin uygulanması gerekirdi. Nitekim H.G.K.'nun 18/10/2006 gün ve 2006/20- 619- 665 sayılı kararı da bu yöndedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,.... Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine ilişkin verilen temyize konu kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2012/12658, K. 2013/2078, 1 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama