İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2012/4997 K.2012/8240

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili ve katılan davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi,…

Esas2012/4997Karar2012/8240Tarih29 Mayıs 2012Okuma7 dk · 1.471 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2012/4997 E., 2012/8240 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
29 Mayıs 2012
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.471 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili ve katılan davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı yaklaşık 12000,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın 65 parselle birlikte kullanıldığını açıklayarak vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

Harç yatırmak suretiyle davaya katılan ... oğlu, ... tescili istenen taşınmazın annesi .....’den kaldığını, 1987 yılına kadar babası Halil oğlu İsmail tarafından tasarruf edildiğini, 1987 yılından itibaren de, dava konusu taşınmaz ile Erikli köyünde bulunan kendisine ait taşınmazların davacının eşi..... tarafından tasarruf edildiğini, ancak zilyetliğin kendi adına (... adına) sürdürüldüğünü belirterek davacının davasının reddine, taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, teknik bilirkişi...... tarafından düzenlenen 20.07.2005 günlü rapor ve krokilerinde (A) harfi ile gösterilen 11813.12 m²'lik taşınmaz bölümü hakkındaki davanın kabulüne, katılan davacı ...’ın davasının reddine karar verilmiş, mahkemece verilen bu ilk hüküm, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri ile katılan davacı ...’ın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.

Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.02.2007 gün ve 2006/8181 – 2007/999 sayılı bozma kararında özetle. “Mahkemece, davacı ...’ın davasının kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılmak mümkün değildir. Uyuşmazlık konusu taşınmazın katılan davacı ...’ın annesi .....’den kaldığı keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla sabittir.

Davacı ... adına tapuda kayıtlı bulunan 65 sayılı parsel, 26.09.1975 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ve itiraz üzerine verilen Keşan Tapulama Komisyonunun 28.04.1978 tarih 40 sayılı kararıyla yalnızca ..... kızı, ...... adına tesbitine karar verilmiş, kadastro tutanağının kesinleşmesiyle ..... adına tapu kaydı oluşmuştur.

Dosya arasında bulunan veraset belgesine göre .....’nin 20.10.1996 tarihinde ölmesinden sonra tek mirasçısı bulunan katılan davacı ... tarafından 65 sayılı parsel 23.11.1996 tarihinde ..... isimli şahsa tapuda yaptığı satışla devredilmiştir. .....’in de 15.04.1997 tarihinde tapuda yaptığı satış ve devirle taşınmaz davacı ...’a geçmiş ve böylece 15.04.1997 tarihinden itibaren taşınmazın ... tarafından kayden kullanıldığı anlaşılmıştır.

Davacı ..., her ne kadar 65 sayılı parselin doğusunda bulunan tescile konu taşınmazı aynı parselle birlikte kullandığını iddia etmiş ise de, tescili istenen taşınmazın esasen katılan davacının annesi .....’a ait olduğu, eşi ...’ın 31.5.1987 tarihinde ölümüne kadar 65 sayılı parselle birlikte kullandıkları, 31.05.1987 tarihinden itibaren de, taşınmazın davacının eşi ...... tarafından aynı şekilde tasarruf edildiği, ancak taşınmaz üzerindeki zilyetliğin ...... adına sürdürüldüğü, taşınmazın ...... tarafından davacıya ya da onun eşi......’a sattığına, devrettiğine veya bağışladığına ilişkin herhangi bir kanıta rastlanılmadığı,

taşınmazların öncesinin tapusuz olduğu 65 sayılı parselin yerinin tapuya bağlanması sonucu, 65 parselle sınırlı olarak satışın yapıldığı, tesbit dışı bırakılan ve dava konusu yapılan yerin tapulu yerle birlikte satıldığına veya zilyetliğinin devredildiğine ilişkin herhangi bir delilin de elde edilemediği, bu yöndeki .....’in beyanına da itibar edilmesinin mümkün bulunmadığı, ......’in de davacı gibi taşınmazı çapla sınırlı olarak satın aldığı,

dava konusu yerle ilgili olarak dava hakkının devredildiğine ilişkin hiçbir kanıtın da bulunmadığı anlaşıldığına göre, davacı ...’ın şahsi hakkı TMK.nun 719. maddesi uyarınca satın aldığı 65 sayılı parselin çapı (miktarıyla) geçerli olduğunun kabulü gerekir.

Şu halde, davacı ve eşinin kadastrodan önce tescili istenen taşınmaz üzerinde sürdürdükleri zilyetlik dava dışı ve taşınmazın maliki ...... adına sürdürülmüş olup, davacının şahsi hakkı da çapla sınırlı bulunduğuna göre, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

Davalı ... ve Orman Yönetimi vekilleri ile katılan davacı ...’ın diğer temyiz itirazlarına gelince; tescile konu yapılan taşınmazın davacı ...’ın annesi .....’dan kaldığı ve tek mirasçısının ... olduğu dosya kapsamıyla sabittir.

Katılan davacı ... taşınmazın annesinden kaldığını, uyuşmazlık konusu yer ile kendisine ait Erikli köyünde bulunan diğer taşınmazların kullanılması ve ekilip biçilmesi için davacının kocası .....’a bıraktığını, .....’ın taşınmazlar üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin fer’i zilyetlik olduğunu ve kendi adına (..... oğlu ... adına) sürdürüldüğünü belirterek tescil isteğinde bulunmuştur.

Ancak, mahkemece zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları bakımından yaptığı araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın hangi tarihte ve ne niteliği ile tesbit dışı bırakıldığı kadastro müdürlüğünden sorulmadığı gibi, taşınmaza komşu parsellere ait kadastro tutanak ve ekleri de getirtilerek uygulaması yapılmamıştır.

Ayrıca, ...’ın belgesizden edindiği taşınmazların olup olmadığı konusunda hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü ile kadastro müdürlüğüne yazılan müzekkere karşılığı gelmeden hüküm kurulmuştur.

O halde mahkemece yapılacak iş; taşınmazın hangi tarihte ve ne niteliğiyle tesbit dışı bırakıldığının, kadastro müdürlüğünden sorulması, tescili istenen dava konusu yere komşu 52, 64, 65, 66 ve 67 sayılı parsellere ait kadastro tutanakları ve ekleri ile kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarının bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla bu kayıt ve belgelerin zemine uygulanması, sözü edilen komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne biçimde gösterdikleri üzerinde durulması,

teknik bilirkişiye krokisi üzerinde işaretlettirilmesinin sağlanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258 ve 259. maddeleri gereğince keşif yerinde dinlenmelerine çalışılması, uzman bilirkişi ziraat mühendisinden taşınmaz ve çevresiyle birlikte incelemesi yapılarak taşınmazın niteliğini belirleyen gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince katılan davacı ... ile miras bırakanı ... bakımından miktar araştırmasının yapılması,

her ikisinin belgesizden edindikleri taşınmazların olup olmadığı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, varsa aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden edindikleri taşınmazlara ilişkin tapu kayıtları ile kadastro tutanakları ve zilyetliğe dayalı tescil davalarına ilişkin dosyaların bulundukları yerlerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden gözönünde tutulması,

ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir.

Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı gerekçesiyle davacı ve katılan davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili ve katılan davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1977 yılında yapılıp 12.09.1977 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır. Daha sonra 1990 yılında 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamaları yapılmış; bu çalışma da 21.02.1991 tarihinde ilan edilmiş ve kesinleşmiştir.Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1975 yılında yapılmış ve 30.06.1977 - 31.07.1977 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.

1) Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.02.2007 gün ve 2006/8181 – 2007/999 sayılı bozma kararında ayrıntılı olarak belirtildiği gibi, davacı ... ve eşinin kadastrodan önce tescili istenen taşınmaz üzerinde sürdürdükleri zilyetlik, dava dışı ve taşınmazın maliki .....adına sürdürülmüş olup, tesbit dışı bırakılan ve dava konusu yapılan yerin tapulu yerle birlikte satıldığına veya zilyetliğinin devredildiğine ilişkin herhangi bir delilin de elde edilemediği ve buna göre davacı ...’ın şahsi hakkı da çapla sınırlı bulunduğundan, davacı ...’ın temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2) Katılan davacı ...’ın temyiz itirazlarına gelince; mahkemece 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı gerekçesiyle katılan davacı ...’ın davasının reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulü dava konusu olaya uygun düşmemektedir. Şöyle ki; bozma ilamında belirtildiği gibi, tescile konu yapılan taşınmazın davacı ...’ın annesi ...’dan kaldığı ve tek mirasçısının ... olduğu dosya kapsamıyla sabittir.

Katılan davacı ..., taşınmazın annesinden kaldığını, uyuşmazlık konusu yer ile kendisine ait Erikli köyünde bulunan diğer taşınmazların kullanılması ve ekilip biçilmesi için davacının kocası ...’a bıraktığını, ...’ın taşınmazlar üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin fer’i zilyetlik olduğunu ve kendi adına (İsmail oğlu ... adına) sürdürüldüğünü belirterek tescil isteğinde bulunmuştur.

Davacı ... adına tapuda kayıtlı bulunan 65 sayılı parsel, 26.09.1975 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ve itiraz üzerine verilen Keşan Tapulama Komisyonunun 28.04.1978 tarih ve 40 sayılı kararıyla yalnızca ... kızı ... adına tesbitine karar verilmiş; kadastro tutanağının kesinleşmesiyle, ... adına tapu kaydı oluşmuştur.

Davacı ..., her ne kadar 65 sayılı parselin doğusunda bulunan tescile konu taşınmazı aynı parselle birlikte kullandığını iddia etmiş ise de, tescili istenen taşınmazın esasen katılan davacının annesi ...’a ait olduğu, eşi ...’ın 31.05.1987 tarihinde ölümüne kadar 65 sayılı parselle birlikte kullandıkları, 31.05.1987 tarihinden itibaren de, taşınmazın davacının eşi ... tarafından aynı şekilde tasarruf edildiği, ancak taşınmaz üzerindeki zilyetliğin Ayşe adına sürdürüldüğü, taşınmazın Ayşe tarafından davacıya ya da onun eşi ...’a sattığına, devrettiğine veya bağışladığına ilişkin herhangi bir kanıta rastlanılmadığı,

taşınmazların öncesinin tapusuz olduğu, 65 sayılı parselin yerinin tapuya bağlanması sonucu, 65 parselle sınırlı olarak satışın yapıldığı, tesbit dışı bırakılan ve dava konusu yapılan yerin tapulu yerle birlikte satıldığına veya zilyetliğinin devredildiğine ilişkin herhangi bir delilin de elde edilemediği, dava konusu yerle ilgili olarak dava hakkının devredildiğine ilişkin hiç bir kanıtın da bulunmadığı anlaşıldığından, davacı ... ve ailesinin taşınmaz üzerindeki zilyetliklerinin fer'i zilyetlik niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.

Bu nitelikteki zilyetlik süresi ne olursa olsun, hukukça değer taşımaz.

O halde, çekişmeli taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olduğu uzman ziraatçı bilirkişi raporunun içeriğiyle saptandığına ve taşınmazın tescil harici bırakıldığı 1977 yılından davanın açıldığı 2003 yılına kadar, önce katılan davacının annesi, sonrasında ise, katılan davacı adına aralıksız bir şekilde kullanıldığı anlaşıldığına göre, katılan davacı ...’ın davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi yolunda hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1) Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2) Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenler ile katılan davacı ...’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 29/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2012/4997, K. 2012/8240, 29 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/4997
Karar No
2012/8240
Tarih
29 Mayıs 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2012/4997 K.2012/5734
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2012/4997 K.2012/11588
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2012/4998 K.2012/8378
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/4998 K.2012/5092
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2012/4998 K.2012/6194
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2012/4998 K.2012/5842

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.