KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2012/6287 E., 2012/8555 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
1.550 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Kadastro sırasında, Denizli ili, Çameli ilçesi, ... köyü, 139 ada 2 parsel sayılı 5252,12 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı adına tespit edilmiş, davacı Hazine, taşınmazın Hazine adına 20.02.2001 tarih 116 sırada kayıtlı tapu kapsamında kaldığı ve davalı adına zilyetlik dayanak gösterilerek yapılan tespitin yasaya aykırı olduğu iddiası ile dava açmıştır.
2012/6287- 8555
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce yapılan ve 11.09.1998 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 02.02.2001 tarihinde ilân edilen orman kadastro harita ve tutanaklarına göre, çekişmeli taşınmazın, köy toplu tarım arazisi içinde orman sayılmayan yer olarak orman sınırları dışında bırakıldığı ve tahdidin kesinleştiği, Orman Yönetiminin kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması içinde kalan taşınmazların tescili konusunda Tapu Sicil Müdürlüğüne yazdığı yazıya dayanılarak çekişmeli taşınmazın ve etrafının 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulaması ile Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığı düşüncesi ile yanlışlıkla yukarıda tarih ve numarada tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece çekişmeli parselin orman ve 2/B madde kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için mahallinde keşif yapılmasına karar verilmiş, verilen kesin mehile rağmen Hazine tarafından keşif masrafları yatırılmadığından davanın sübut bulmaması nedeniyle reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
Davacı Hazine tarafından temyiz olunan karar, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/15696 ve 16799 Esas ve Karar numaralı ilamı ile mahkemece keşif masrafları için verilen mehilin usule uygun olmadığı ve ayrıca dava konusu taşınmazın orman içi açıklık olup olmadığının da araştırılması gerektiği gerekçeleriyle bozulmuştur.
Bozma sonrasında yapılan keşifte tüm bilirkişi ve tanıklar dava konusu yerin kadim tarım arazisi olduğunu beyan etmişler, ziraatçı ve ormancı bilirkişiler ise dava konusu yerin orman ve orman içi açıklığı niteliğini taşımayan, memleket haritasında beyaz renkli açık alanda kalan, kuru tarım yapılmaya elverişli ziraat arazisi olduğunu beyan etmişlerdir.
Mahkemece davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının yasal dayanaktan yoksun olduğu ancak dava konusu taşınmazın orman parseli ile çevrili olduğundan dava konusu yerin orman içi açıklığı olduğundan bahisle davalı adına yapılan tespitin iptali ile dava konusu yerin orman niteliği ile tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından dava konusu yerin orman ve orman içi açıklık olmadığı gerekçesiyle temyiz olunmuştur.
Davacı Hazine dava konusu taşınmazın davalı adına tespitinin iptalini talep ettiği dava dilekçesinde dayandığı tapu kaydı 2/B’ye dayalı bir tapu kaydıdır bu nedenle öncelikle dava konusu taşınmaz hakkında bir 26.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6292 sayılı Orman Köylülerinin kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca dava konusu taşınmazın niteliği ve durumuna göre görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmek üzere karar usulden bozulmalıdır.
Kaldı ki dosya esas yönünden incelendiğinde de davacı Hazinenin dava konusu yerin orman olduğuna yönelik bir talep ve iddiasının bulunmadığı görülmektedir. Alınan bilirkişi raporu ve ek raporlardan bu yerin 11.03.1999 tarihinde kesinleşmiş orman tahdidi dışında kaldığı gibi dava konusu yerlerin orman içi açıklık da olmadığı, aksine kadim tarım arazisi olduğu kuzey ve kuzey doğusunda da başka kişi parsellerinin bulunduğu ve yollarla da çevrili olduğu, kararın dosya kapsamında bulunan tanık ve bilirkişi beyanlarıyla da örtüşmediği anlaşılmaktadır.
6831 sayılı Orman Kanunun uygulanmasını göstermek amacıyla çıkarılan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 26. maddesinde devlet ormanı olarak sınırlandırılacak yerler belirlenirken a bendinde orman içi açıklık tanımlanmıştır. Buna göre, orman içindeki kültür arazileri dışında, 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıklar, orman içi açıklık olarak nitelenmiş ve bir yerin orman içi açıklık sayılması için kültür arazisi olmaması ön koşul olarak konulmuştur.
2012/6287- 8555
Bilindiği üzere ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince mülkiyet hakkını ihlâlden sık sık mahkûm olmaktadır. Anayasanın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletler arası anlaşmalarla, kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletler arası anlaşma hükümlerinin esas alınması gerekir.
Bu bağlamda uygulamakla yükümlü olduğumuz AİHS’nin 1 nolu Protokolünün 1 Maddesine göre “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.
Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” Bu ilke gözetilmeksizin, yönetmelikteki sınırlandırmaya da bakılmaksızın 17/2. maddede belirtilen orman içi açıklığın kişilerin kadim tarım arazilerini kapsayacak şekilde geniş olarak yorumlanması, evrensel hukuk ilkelerine uygun değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazinenin 2/B tapusuna dayalı davasında verilen kararın, 6292 sayılı Kanun uyarınca değerlendirme yapılmak üzere usulden; dava konusu taşınmazın orman ve orman içi açıklık olmaması ve buna yönelik herhangi bir dava ve talebin de bulunmaması nedeniyle de esastan BOZULMASI gerektiği kanaatinde olduğumdan, hükmün onanması şeklindeki sayın çoğunluğun düşüncesine katılmıyorum.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2012/6287, K. 2012/8555, 5 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama