KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2012/7728 E., 2012/11368 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.182 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 23/11/2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 09/10/2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davalı ... vekili Av. ... geldi, karşı taraftan Hazine vekili Av. ... geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... 20.10.2010 tarihli dilekçeyle; davalı ... adına tapuda kayıtlı olan ... Köyü, 103 ada 447 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olmadığını, davalı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını, ancak; genel kadastroda davalı gerçek kişi adına tesbitinin itirazsız kesinleştiğini belirterek, davalı adına oluşan tapu kaydının iptali ve davalı adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi ve davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; kadastro ile davalı gerçek kişi adına tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kaydedilen parselin tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 4/3. maddesine göre yapılıp, tesbit tarihinden önce kesinleşmiş, 25.04.2008 tarihinde kesinleşen genel kadastroda ... Köyü, 103 ada 447 parsel sayılı 412,02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz narenciye bahçesi niteliğiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tesbiti 24.04.2008 tarihinde kesinleşmekle tapuya kayıt edilmiştir.
3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4/3. maddesine göre yapılan orman tahditi, eski ve yeni tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarında makilik ve çalılık olarak nitelendirildiği, eğiminin %12'den fazla olduğu, bu haliyle 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesinin karşı anlamı gereği orman sayılan yerlerden iken, 01.10.2010 tarihli keşiften 10-15 yıl önceye kadar imar ve ihya edilip kayısı ve limon bahçesi haline getirildiği saptanmıştır.
Kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunduğu hallerde, bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve hukukî durumunun kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritaları uygulanmak suretiyle, kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunmadığı ya da ilk defa yapıldığı yerlerde ise, bir yerin orman niteliğinde olup olmadığı, 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun
hükümlerine göre çözümlenmelidir. Çekişmeli parselin bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4/3. maddesi hükmüne göre yapılmış ve çekişmeli parsel orman sınırları dışında bırakılmıştır. Bu nedenle bu yerin orman sayılan yerlerden olduğu söylenemez.
Ancak, bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı ile o yerin zilyetlikle edinilecek yerlerden olup olmadığı, bir birinden farklı konular olup, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafında yüksek eğimli çalılık olarak nitelenen ve bu nedenle de, 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesinin karşı anlamı gereği orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilen çekişmeli parselin, 1990 yılından sonra ormandan açıldığı,
orman kadastrosunda da orman sınırları dışında bırakıldığı tarihe kadar orman sayılan yerlerden olduğundan, imar, ihya ve zilyetliğe değer verilemeyeceği, çekişmeli parselin orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı 27.05.2006 tarihinden sonra kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin konusu olabileceği, ne var ki bu tarihten sonra 20 yıllık zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı belirlendiğine göre Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden davalı gerçek kişinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, H.U.M.K.'nun 74. maddesi ve bu Kanunu yürürlükten kaldırarak, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi gereğince yasal hükümler saklı olmak üzere hâkim, tarafların talep sonuçları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olayda keşif ve bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği, Hazine tarafından çekişmeli parselin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu savıyla dava açıldığı, orman sayılan yerlerden olduğu iddia edilmediği ve orman olarak tescili istenmediği, çekişmeli parselin tapuda davalı adına kayıtlı olduğu, davalının taşınmazın kendisine ait olduğunu savunduğu,
çoğun içinde azın da bulunduğu kuralı gereği, 3402 sayılı Kanunun 19. maddesi gereğince mülkiyetin kendisine ait olduğu savunmasının, çekişmeli parsel üzerindeki meyve ağaçları ve diğer muhdesatın davalıya ait olduğunun tapunun beyanlar hanesine yazılması istemini de içerdiği gözetilerek, Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve üzerindeki ağaçların cinsi, yaşı ve sayısı tapunun beyanlar hanesine yazılmak suretiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, talep aşılarak çekişmeli parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2012/7728, K. 2012/11368, 9 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama