KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2013/5759 E., 2013/11361 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
1.459 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar orman tahdidi ve 2/B madde uygulamasına itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 14/03/2013 gün ve 2012/9015 - 2013/2719 sayılı ilâmıyla kısmen onanmasına ve kısmen de düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde müdahil Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
1) Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür. Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte bulunduğu gibi, usûl ve kanuna da uygun olduğundan müdahil davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2) Uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli 102 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporlarına ekli krokide (A1) ile gösterilen 2276,00 m² yüzölçümündeki bölümünün 1949 yılında kesinleşen tahdit içinde kaldığı ve 2008 yılında ilân edilen aplikasyonla durumunun değişmediği,
krokide (A2) ile gösterilen 244,00 m² yüzölçümünde bölümün, 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları içinde iken 19/08/2008 tarihinde ilân edilen 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında 2/B madde niteliğiyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, krokide (B) ile gösterilen 36980,00 m² yüzölçümündeki bölümün ise hem, 1949 yılı hem de 2008 yılı aplikasyona göre kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalan yerlerden olduğu anlaşılmaktadır.
Orman Yönetimi 08/09/2008 havale tarihli dilekçesiyle, taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapıldığını ve 19/08/2008 tarihinde ilân edildiğini, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve halen de orman niteliğini taşıdığı iddiasıyla, taşınmazın davalı gerçek kişiler adına olan tapu kaydının iptali ve taşınmazın orman vasfıyla tapuya tescilini istemiş; Hazine ise, aynı iddia ve taleple davaya katılmıştır.
Dava konusu 102 parsel sayılı taşınmaz, 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında tespit edilmiş olup, halen tapuda davalı gerçek kişiler adına kayıtlıdır. Eldeki somut dava, 19/08/2008 tarihinde ilân edilen, sınırlama, aplikasyon ve 2/B madde uygulama çalışmasının 6 aylık ilân süresi içinde kadastro mahkemesine açılmıştır.
Belirtilen bu duruma göre, somut davada kadastro mahkemesi 19/08/2008 tarihinde ilân edilen sınırlandırma, aplikasyon veya 2/B madde uygulamasına itiraz yönünden görevli olup, 102 parsel sayılı taşınmazın davalı gerçek kişiler adına olan tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemi veya talebi yönünden, taşınmazın orman tahdidindeki konumu ne olursa olsun kadastro mahkemesi görevli değildir.
Zira, taşınmazın kadastro tesbiti 1954 yılında yapılıp ve taşınmaz tapuya tescil edildiğine ve dava 19/08/2008 tarihinde ilân edilen sınırlandırma, aplikasyon veya 2/B madde uygulamasının askı ilân süresi içinde açıldığına göre, kadastro mahkemesi, 19/08/2008 tarihinde ilân edilen çalışmadaki sınırlandırma, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına konu olan hususlara yapılan itirazlara bakmaya görevlidir, yani kadastro
mahkemesinden ancak bu çalışmaya konu hususların iptali istenebilir, bu çalışmaya konu olmayan hususlara itiraz veya bu çalışma ile belirlenmeyen hususların iptali yönündeki taleplere bakma görevi kadastro mahkemesine ait değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya döndüğümüzde, mahkemece, 102 parsel sayılı taşınmazın krokide (A1) ile gösterilen 2276,00 m² yüzölçümündeki bölümüne yönelik davanın görev nedeni ile reddine, karar kesinleştikten sonra dosyanın görevli ve yetkili Serik Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, krokide (A2) ile gösterilen 244,00 m² yüzölçümündeki bölüme ilişkin 2/B madde uygulamasının iptali ile bu bölümün orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, krokide (B) ile gösterilen 26980 m² (ancak bu bölüm 36980,00 m²'dir) yüzölçümündeki bölüme yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 19/08/2008 tarihinde ilân edilen çalışmadaki sınırlandırma, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir. Yukarıda açıklandığı gibi, 102 parsel sayılı taşınmazın davalı gerçek kişiler adına olan tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemi veya talebi yönünden, taşınmazın orman tahdidindeki konumu ne olursa olsun kadastro mahkemesi görevli değildir.
Bu nedenle, 102 sayılı parselin tapu kaydının iptali ve tescil talebi yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, taşınmazın sadece krokide (A1) ile gösterilen bölüm hakkında görevsizlik kararı verildiği, bundan başka, taşınmazın (A2) ile gösterilen bölüm yönünden 2/B madde uygulaması iptal edilmekle birlikte, bu bölümün orman kadastro sınırları içine alınmasına karar verilmediği gibi mevcut tapu kaydı iptal edilmeden bu bölüm hakkında orman vasfıyla tescil hükmü kurulduğu bu kez yapılan inceleme ile görülmüştür.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi zorunludur.
Yukarıda açıklandığı gibi, taşınmazın tümü hakkında tapu iptali ve tescil talebi bulunmaktadır ve kadastro mahkemesi sadece tahdit içinde kalan (A1) ile gösterilen bölüme yönelik tapu iptal ve tescil talebi yönünden değil, 2/B madde uygulamasına konu krokide (A2) ile ve tahdit dışında kalan krokide (B) ile gösterilen bölümlere yönelik tapu iptali ve tescil istemleri yönünden de görevli değildir.
Yani, bir başka ifadeyle, 102 parsel sayılı taşınmaza yönelik tapu iptali ve tescil talebi yönünden kadastro mahkemesi görevli olmadığı halde, tahdit içinde kalan ve krokide (A1) ile gösterilen bölüm hakkında görevsizlik kararı, kabule konu (A2) ile gösterilen bölüm hakkında, taşınmazın orman tahdidi içine alınmasına karar verilmesi gerekirken, mevcut tapu kaydı da iptal edilmeden tescil hükmü kurulması, (B) ile gösterilen bölüm hakkında ise sadece davanın reddi ile yetinilmesi doğru olmamıştır.
Ancak, belirtilen bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılamasını gerektirmediğinden, Dairemizin önceki kısmen onama ve kısmen de düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının, dairemizin önceki düzeltmesini ve yukarıda belirtilen hususları da içerecek şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2013/5759, K. 2013/11361, 9 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama