İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2014/5335 K.2014/8756

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Esas2014/5335Karar2014/8756Tarih23 Ekim 2014Okuma7 dk · 1.470 kelime

KÜNYE

20. Hukuk Dairesi 2014/5335 E., 2014/8756 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Ekim 2014
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.470 kelime·7 dk okuma

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde; mevki ve sınırlarını bildirdiği ... Kasabası, ... Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili lehine oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescili istemiyle dava açmıştır.

Daha sonra çekişmeli yer yargılama devam ederken yapılan imar uygulaması sonunda ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ...ada ... parsel sayılı 4616.52 m2 yüzölçümü ile kerpiç ev ve arsa niteliği ile 458417/461652 hissesi Hazine, 3235/461652 hissesi ... adına tescil edilmiştir.

Davacı vekili davasını bu nedenle tapu iptali tescil davası olarak ıslah ederek Hazine adına kayıtlı olan hissenin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescili istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece, dava konusu edilen taşınmazın imar uygulamasına tâbi tutulup imar parselleri olarak ayrıldığını, tescil davasının dinlenebilmesi için öncelikle idarî işlem olan imar uygulamasının iptali gerektiğini, imar planının iptali davalarına bakma görevinin de idarî yargıya ait olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine ve mahkemenin görevsizliğine ve İdari yargı yerinin görevli olduğunun belirlenmesine karar verilmiş, davacı ... tarafından temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.01.2011 gün ve 2010/14644 - 2011/119 sayılı kararı ile bozulmuştur.

Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [Çekişmeli taşınmaz ve çevresi, yörede 1960 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda nedeni belirtilmeden tapulama harici bırakılmış, davacı tarafından tescili istenilen taşınmaz 2008 yılında idari yoldan ... parsel numarası ve 480.284.58 m2 yüzölçümü ile Hazine adına tescil edilmiş, imar uygulamasında ... ada ... parsel ile daha birçok parsellere ifraz edilmiştir. Tescili istenen taşınmazın kısmen isabet ettiği ... ada ... parsel sayılı taşınmaz ise imar uygulamasında park yeri olarak ayrılmış, davacı kazandırıcı zamanaşımı TMK.'nun 713. maddesi gereğince tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Kural olarak; mülkiyetin belirlenmesine ilişkin tescil, tapu iptali ve tescil davalarına bakma görevi adli yargı yerine aittir. İmar uygulaması sonucu arazilerin şuyulandırılarak tescil işlemi idari niteliktedir. Aynı ada içinde imar uygulaması sonucu oluşturulan bir çok parsel bulunmaktadır. Bu nedenle, bu adaya ait imar uygulamasının iptali davada taraf olmayan tüm parsel sahiplerinin haklarını etkileyeceği gibi, imar bakımından da kargaşa yaratacaktır.

Bundan ayrı; imar uygulamasına ilişkin işlemin kesinleştiği tarihten itibaren idarî yargı yerinde dava açma süresi de geçmiştir. Önce imar uygulamasının iptali, daha sonra mülkiyete ilgili davanın açılması öngörüldüğü takdirde hak arama yolu kapanmış olacaktır. Tüm bu nedenlerden ötürü imar uygulamasından önce var olduğu iddia edilen mülkiyete ilişkin uyuşmazlıklar imar uygulaması iptal ettirilmeden adli mahkemelerde görülmesi gerekir.

Nitekim H.G.K.'nun 30.05.2007 gün 2007/1-319-324 sayılı kararında "3083 sayılı Kanun hükümlerine göre arazi

toplulaştırması sonucu oluşturulan tapu kaydının tescil nedeni idarî işlem ise de, arazi toplulaştırmasından önce taraflar arasında görülen dava sonucu oluşan kesin hüküm, toplulaştırma sırasında nazara alınmışsa da, bu konuda açılan dava, toplulaştırma işleminin iptali amacı ile değil, toplulaştırma öncesi mevcut bir hakka dayandığından adli yargıda görülmesi kabul edilmiştir.

Yine, H.G.K.'nun 04.03.2009 tarih 2009/8-59-106 sayılı kararında "davacı imar işlemine konu olan Encümen kararının iptalini idari işlemin ortadan kaldırılmasını istemediğine, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğuna göre, ortada mülkiyet uyuşmazlığı söz konusu olduğundan, uyuşmazlığın idari yargı yerinde değil adli yargı yerinde görülmesi zorunlu olduğu" H.G.K.'nun 23.06.2010 gün 2010/8-283-340 sayılı kararında "imarın dayanağı olan kadastral çapta davacının hakkının bulunması ve usulüne uygun olarak imar işleminin tebliğine rağmen idari yargıda imar işleminin iptali için idari yargıda dava açılmışsa,

artık adli yargıda kadastral çaptaki hakka dayanılarak iptal-tescil davası açılamayacağına, şayet davacının imarın dayanağı olan kadastral parselde imara yansıtılabilecek bir hakkı bulunmuyorsa, davacının bu hakkının varlığı imar işleminden sonra hukuken saptanmış veya imardan önce saptandığı halde imar tapusuna yansıtılmamış ise bu hakkın imara yansıtılması için idari yargıdan imarın iptaline gerek olmadığına, çünkü bu halde imara bir itiraz olmayıp, imar sırasında davalı adına eski kadastro çapına göre belirlenen mülkiyet hakkının iptali istendiğinden, davanın adlî yargıda görülmesi gerektiği" kabul edilmiştir.

O halde, bu ilkeler gözönünde bulundurularak tescil davasına konu taşınmaz, fiilen hangi imar parsellerini içine alıyorsa bu parsellerin tümünün tapu kayıtlarının getirtilmesi ve davanın tescil davasına konu olan taşınmaz sınırları içinde kalan imar parsellerinin maliki ya da malikleri davaya katılıp taraf oluşturulduktan sonra tüm taraf delilleri toplanıp işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.

Bu nedenle işin esasına girilerek, mahkemece 1961 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresi için düzenlenen 27, 28, 29 ve 30 numaralı kadastro paftasının orijinal aslından çekilmiş fotokopi örneği getirilmediği gibi, bölgeye ait daha sonraki yıllarda fotogrametri yöntemiyle düzenlenen ve mülkiyet sınırını gösteren kadastro paftası da getirtilmemiştir.

Çekişmeli taşınmazın hangi nedenle kadastro harici bırakıldığı mahkemece araştırılmamış ve çekişmeli taşınmaz gibi 1960 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan, ancak daha sonra 1999 yılında yapılan orman kadastrosunda orman kadasro sınırı içine alınan taşınmazlarla aynı konumda olduğu gibi dava konusu taşınmazın eğim durumu kesin olarak bilimsel yöntemlerle saptanmamıştır.

Çekişmeli taşınmaza en yakın komşu kadastro parselleri paftasından tespit edilerek bu parsellere revizyon gören varsa tapu ve vergi kayıtları getirtilip taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiği üzerinde durulmamıştır.

Keza, imar uygulaması sonucu Hazine adına ihdasen tescil edilen ... parsel ile bu parselden imar uygulaması sonunda ifrazen oluşturulan davaya konu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescil sebebi olan iktisap nedeni üzerinde durulmamış, Hazine lehine bir ecrimisil uygulamasının olup olmadığı sorulup araştırılmamıştır.

Davalı taşınmazların imar planı kapsamına hangi tarihte alındığı saptanarak, 1982 yılında imar planı kapsamına alındığının saptanması halinde zilyetliğin başladığı tarihten taşınmazın imar planı kapsamına alındığı tarihe kadar 8 yıl gibi az bir süre geçtiği ve 20 yıllık kazanım süresinin dolmadığı açıktır.

Şayet, taşınmazın 1982 yılı nazım imar planı dışında iken 2008 yılında yapılan revizyon imar planı kapsamına alındığının saptanması halinde ise, taşınmazda imar ve ihya çalışmalarının hangi tarihte başladığı ve hangi tarihte tamamlandığı imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten taşınmazın imar planı içersine alındığı 2008 tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresinin dolduğunun kabulü ile diğer koşullarında varlığı halinde ancak gerçek kişi lehine tescile karar verilebileceğinin düşünülmesi,

aksi takdirde 3402 sayılı Kanunun 17/2. maddesindeki engel nedeniyle davacı yararına tescile karar verilemeyeceğinin düşünülmemesi doğru bulunmamıştır. Bu nedenle;

3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve

kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar-ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin,

kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının,

özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.

Mahkemece yeniden keşif yapılarak, yukarıda açıklanan hususların araştırılması, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları incelenerek, çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde zilyetlikle kazanma koşulları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.] denilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyularak, davanın kabulü ile, dava konusu ..., ..., ... Köyü (... Kasabası) ... ada ... sayılı parselin Hazine adına olan 458417/461652 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapulama harici bırakılan yerde imar ve ihyaya dayalı olarak Medenî Kanunun 713/1. maddesi hükmüne göre açılan tescil ve imar uygulaması nedeniyle Hazine adına oluşturulan tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 19.04.1999 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. ... İlçe, ... Kasabası, ... Köyünde genel arazi kadastrosu 1960 yılında yapılmış ve sonuçları 17.09.1961 tarihinde kesinleşmiştir. Bu çalışmalarda dava konusu yer (TH) tapulama harici alan olarak bırakılmıştır.

Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosuna, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre,

yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 23/10/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2014/5335, K. 2014/8756, 23 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/5335
Karar No
2014/8756
Tarih
23 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2014/5335 K.2014/13345
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2014/5336 K.2014/11350
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2014/5336 K.2014/31541
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2014/5336 K.2014/8757
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2014/5337 K.2014/31542
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2014/5339 K.2014/14038

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.