KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2014/7681 E., 2014/9085 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2014
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Davalılar
- Orman Yönetimi
Karar Metni
1.530 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 26.06.2014 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili Av. ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.11.2014 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden ... ile diğer taraftan Orman İdaresi vekili Avukat ... ... ... ... geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARŞIOY
Davacı, dava dilekçesiyle ... İli, Merkez ... Beldesinde dava konusu LXII sayılı 2/B parselinin 31.12.1981 tarihi itibarıyla bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirdiği gerekçesiyle orman dışına çıkarıldığı, bilahare 01.03.2011 tarihinde şekli ve hukuki noksanlıkların incelenmesi çalışması sırasında, aynı komisyon tarafından adı geçen parselin bu parselle ne yer ne de nitelik itibarıyla ilgisi olmayan başka bir parselle karıştırılarak 2/B işleminin sehven iptal edildiğinin anlaşıldığını, hatalı yapılan komisyon kararının iptali ile dava konusu parselin 2/B'ye çıkarılmasını talep emiştir.
Yapılan incelemede; dava konusu parselin 31.05.2010 tarihinde işe başlanarak 29.11.2010 tarihinde işin bitirildiği 2/B çalışmaları sırasında, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybedip tarım arazisi niteliği kazandığı, inceleme tarihi itibarıyla da bu özelliğini koruduğu gerekçesi ile 2/B kapsamında görülerek orman dışına çıkarıldığı anlaşılmıştır.
Bilahare 21.03.2011 tarihinde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 8, Yönetmeliğin 66 ve Talimatın 45. maddesi uyarınca yapılan Şekli ve Hukuki Noksanlıkları Düzeltme incelemesi sırasında 1987 amenajman haritasında fiilen orman görünen bir kısım taşınmazların 2/B tutanakları iptal edilirken parsel numarası karıştırılarak dava konusu parselin de 2/B tutanağı iptal edilmiştir. Bu iptal işleminin sonuçlandırma tutanağında da yargı yolunun açık olduğu bildirilmiştir.
Kişinin ... Orman Bölge Müdürlüğüne yaptığı hatalı işlemin düzeltilmesine ilişkin başvurusuna verilen cevapta, dava konusu parselin sehven itiraza konu edilerek yeniden orman içine alındığı ancak Valilik onayı ile yürürlüğe girdiğinden idari yönden düzeltme yapılamayacağından mahkemeye başvurması gerektiği bildirilmiştir.
Davacı tarafça, Şekli ve Hukuki Noksanlıkları Düzeltme Tutanağı ile LVII numaralı parsel yerine sehven LXII sayılı kendi kullandıkları parselin orman içine alındığı; düzeltilmesi gereken gerçek parsel olan LVII sayılı parsel için de orman idaresi tarafından 2/B işleminin iptali için dava açıldığı ileri sürülmüştür.
Mahkemece, 11.06.2013 tarihinde verilen ilk kararda; dava konusu yerin 2/B koşullarını taşıdığından bahisle davanın kabulü ile şekli ve hukuki noksanlıkların incelenmesi çalışmasının iptali ile dava konusu parselin 2/B niteliği ile davacı adına orman dışına çıkarılmasına karar verilmiştir.
Davalı Orman İdaresi tarafından temyiz edilen karar Dairemizce dava konusu yerin orman içinde bırakıldığı, çıkarılsa da Hazine adına çıkarılacağından kişinin hazine adına orman dışına çıkarılmasını istemede hukuki yararı olmadığı ve Orman Yönetimini zorlayıcı dava açamayacağı gerekçesi ile bozulmuş yerel mahkemece de aynı gerekçe ile dava reddolunmuştur.
Öncelikle Anayasımızın 125. maddesinin 1. cümlesi uyarınca "İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yagı yolu açıktır." Kişinin bu davayı açmakta hukuki yararı vardır zira dava konusu olayda kişi orman içinde bir yerin 2/B ile çıkarılmasını talep etmemekte aksine 2/B ile çıkarılan bir yerin 4 ay sonra Bölge Müdürlüğünce de kabul edildiği üzere şekli ve hukuki noksanlıkları inceleme komisyonu kararı ile sehven yeniden orman içine alınma işleminin iptalini istemektedir.
Dairemizin önceki bozma kararı dava konusu taşınmazın kişi adına orman dışına çıkarılmasının mümkün olmadığı ve bunun istenemeyeceği açısından doğrudur. Ancak bozmanın kapsamı tayin edilirken hata yapılmış şekli ve hukuki noksanlıkları inceleme komisyonu kararı ile başlayan yanlışlıklar silsilesi, istemin orman dışına çıkarma talebi olarak nitelenmesi suretiyle Dairemizce de devam ettirilmiştir. Bozma kapsamının, "şekli ve hukuki noksanlıkları inceleme komisyonu kararının parsel numarasında hata yapmaktan kaynaklandığının tespiti halinde dava konusu parselin kişi adına değil hazine adına 2/B'ye ayrılacağı" şeklinde olması gerekirken sehven davacının hukuki yararı yoktur ve zorlayıcı dava açılamaz şeklinde yazılmıştır.
Nitekim ilk temyiz incelemesinde Dairemizce dosya öncelikle mahalline iadeye gönderilmiş ve şekli ve hukuki noksanlıkları inceleme komisyonu kararının hatalı olup olmadığına ilişkin ek rapor istenmiş, ormancı bilirkişiler bu işlemin hatalı olduğunu ek raporlarında belirtmişlerdir.
Yerel Mahkemece bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de hatanın usuli kazanılmış hakkın istisnası olduğu hususu, yerleşik Yargıtay içtihadlarından olduğu izahtan varestedir.
Somut olayda, orman kadastro komisyonuna dava konusu parseli orman dışına çıkarmaya zorlama söz konusu olmayıp, usulüne uygun şekilde yapılan çalışmada 2/B koşullarını taşıdığı gerekçesi orman dışına çıkarılan ve davacının hak sahibi olduğu dava konusu taşınmazın, sonradan yapılan düzeltme çalışmalarında, LVII sayılı parsel ile LXII sayılı parselin numaralarının karıştırılmasından kaynaklanan, romen rakamlarındaki yazım hatası sonucu, yanlış parsel üzerinde yapılan iptal işleminin, iptalinin gerektiği anlaşıldığından,
usul ve yasaya uygun olarak yapılan 2/B işlemi ile hak sahipleri adına oluşan hukuki statünün korunması gerektiği kanaatine varıldığından usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılan mahalli mahkeme kararı BOZULMASI gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki kararına katılamıyorum.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2014/7681, K. 2014/9085, 4 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama